Kimse bana yaşlandıkça gözlerin sulanmasının normal olduğunu, gözyaşlarının neredeyse tüm anılara tutunduğunu söylememişti. Meğer her damla, geçmişin tozlu raflarından kopup gelen küçük birer veda, bazen de bir hatırlayışmış. ​Eskiden sadece acıdan veya neşeden aktığını sandığım o şeffaf tuzlu su, şimdi kendi kendine yolunu buluyor; sanki göz pınarlarım, zihnimin taşıyamadığı ağırlıkları dışarı sızdırıyor. Bir pencere kenarında yağmuru izlerken, eski bir şarkının ilk notası kulağıma çalındığında ya da çoktan unutulduğunu sandığım birinin ismi anıldığında, gözlerim birikmiş anıların baraj kapaklarını açıyor. ​Artık anlıyorum ki; yaş aldıkça dünya bulanıklaşmıyor, aksine içimizdeki dünya dışarı taşıyor. Her yaş damlası, yaşanmışlıkların yorgun ama bilge birer nişanesi gibi yanaklarıma süzülürken, aslında ruhumun zamanla olan sessizce hesaplaşmasına tanıklık ediyorum. Demek ki insan yaşlandıkça sadece görme yetisini yitirmiyor; içindeki her şeyi, yavaş yavaş dışarı dökerek hafiflemeyi öğreniyor. -Turnalar Güneye Uçarken-
Susma
Yıllardır duymayana konuşup, duyana sustuğun yeter. Ağzını açıp, açabil ki, bu vakte dek sustukların damla damla karışsın ummana şimdi.
Sayfa 32·Kitabı okuyor
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
“Bir damla kan ve bin endişe.”
İçimde damla damla bir korku birikiyor
Sayfa 157·Kitabı okuyor
Alıntı
“Hallac, hac ziyareti yerine yetim çocukların doyurulması gibi başka hayırlı bir işin de yapılabileceği görüşündedir! Söylentiye göre, Hallac’ın bu ve benzeri iddiaları onun mahkûmiyet kararı konusunda bardağı taşıran son damla olmuş.”
Sayfa 24·Kitabı okudu
Edebiyat
Benim bunca yıldır günlerim gecelerim kanadı
bahar bir nisan olarak geldi, gönderi renk renk dolu umut öylece umutsuzluk biçimindeki hasmını tanıdı yakınmalar bitti, el pençe divan durdular gelişen şeye aşklar aşkları, otlar otları yani ki herkes hısmını tanıdı kimin aklı bir bahardan daha çok olabilir sorarım o yeşili ve pembeyi birlikte görünce resmini tanıdı İstanbul'un öyledir baharı, çaresiz alkış tuttular ten uyandı, herkes kendi olan cismini tanıdı ne denmiş, akıp giden her suyla akıp giderim çünkü sevdim çünkü bu yüzden güçlü bileklerim kanadı sahici mi elinde tuttuğun o kartal kanadı sen tuttun acıdan benim ellerim kanadı bir geceyi geçirmek için bin türlü kalp ilâçla dövündüm çırpındım bilsen nerelerim kanadı hazır bulunanlar davranıp saatlerini kurdular bahara ey diriliş sana kurulmuş saatlerim kanadı avlananlar ağaç budayanlar sularınız bir ırmakta yavaşça geldim durdum beklediklerim kanadı ey yaz güneşine bıraktığın alnın bana gel alnımdan damla damla süzülen terlerim kanadı
Sayfa 382 - sâdâbâd'a kaside·Kitabı okuyor