İnanın geçmişi anmak o kadar kötü değil. İnsanın, içinde yaşadığı anın mutluluğuna güvenmemesi lazım; o anın içinde hep bir damla safra vardır. İnsan ancak zaman geçip de gerginlik bittiğinde yaşananların gerçek anlamda tadına varabilir; çünkü bu iki yanılsamadan, acısız olanı daha iyidir.
Elinin üstüne bir damla yaş düştü. Gözle görülemeyen karmaşık kristalize tuz desenlerinden oluşan gözyaşı sıvısı. Kendi vücudundan gelen ve DNA'sının izini taşıyan bu damla, belki burada belki kilometrelerce uzakta bir kar tanesiydi bir zaman lar ya da bir buhar zerreciği; tekrar tekrar sıvıdan katıya, buhara ve yine sıvıya dönüşüyor ama moleküler özünü koruyordu. Fosil dolu toprağın altında onlarca hatta belki binlerce yıl boyunca saklı kalmış, göklere tirmanmış ve sis, pus, muson yağmuru veya dolu fırtınası olup yeryüzüne geri dönmüş, sürekli yerinden edil miş ve yeniden konumlanmıştı. En ala göçmendi su; yolda olma halinden bir türlü çıkamaz, asla bir yere yerleşemezdi.
"Her çocuk bir parça şair, biraz romancıdır. Gözünde masalların umacıları hokkabazlaşır; korkuyla oyuncak gibi vakit geçirir. Uyurken, anasına: 'beni korkut!' diye yalvaran çocuk vardır. Heyecanı para ile satın almak için kaplan avına giden büyük para zenginleri gibi, çocuklar da hayat ve hayal milyonerleridir. Fakat bu talihli çocukların yanında, yaşlı insanlar kadar bedbaht olan çocuklar da vardır: Muhacir çocukları! ..Bir cılız çocuğu bir devlet, bir ordu kovalar. Göğüslerinden sarı maden gözler bakan, omuzlarından siyah süngü dişler uzanan harp umacılarının önünden, anasının elini tutarak kaçan bu bir damla insan anlar ki bunlar masalın değil, tarihin umacılarıdır."
Mekke'de nâzil olmuştur. 62 âyettir. Mekke'de inen diğer sureler gibi, umumî çerçeve içersinde; peygamberlik, öldükten sonra dirilme ve hesaba inanma konularından bahseder. Hz.
Muhammed (s.a.)in mucizesi olan Miraç konusunu anlatarak söze başlar. Ardından müşriklerin Allah'dan başka tapmış oldukları putlara temas eder. Sure, ilâh oldukları iddiâ edilen putların ve Allah'dan başkasına ibâdetin bâtıl olduğunu açıklar. Kıyamet günündeki âdil cezadan bahseder. O gün herkese, yaptığmın karşılığı verilir. İnsanlar, iyiler ve kötüler olmak üzere iki gruba ayrılırlar. Bu mübarek sure Yüce Allah'ın hayat verme, öldürme, öldükten sonra diriltme, zenginleştirme, fakirleştirme ve erkek ve dişi çifti, atılan bir damla sudan yaratma hususundaki kudretinin alâmetlerini anlatır. Sure Ad, Semud, Nuh ve Lut kavmi gibi azgın milletlerin başına gelen azap ve helâki anlatarak sona erer.
At vuruldu; icim paramparça rüveyda.
Gölgelerin ardina sakladim kusurumu,
Sen orda kayıtsızca gülümsüyor gibisin.
Ben burda damla damla eriyip akıyorum..
Yine de, ciğnetemem kimseye gururumu.
istenmedigim yeri sessizce terk ederim..
Hatira kalsin diye bırakır da ruhumu,
Mahzun bir derviş gibi boyun büker, giderim.