Kimse bana yaşlandıkça gözlerin sulanmasının normal olduğunu, gözyaşlarının neredeyse tüm anılara tutunduğunu söylememişti. Meğer her damla, geçmişin tozlu raflarından kopup gelen küçük birer veda, bazen de bir hatırlayışmış.
Eskiden sadece acıdan veya neşeden aktığını sandığım o şeffaf tuzlu su, şimdi kendi kendine yolunu buluyor; sanki göz pınarlarım, zihnimin taşıyamadığı ağırlıkları dışarı sızdırıyor. Bir pencere kenarında yağmuru izlerken, eski bir şarkının ilk notası kulağıma çalındığında ya da çoktan unutulduğunu sandığım birinin ismi anıldığında, gözlerim birikmiş anıların baraj kapaklarını açıyor.
Artık anlıyorum ki; yaş aldıkça dünya bulanıklaşmıyor, aksine içimizdeki dünya dışarı taşıyor. Her yaş damlası, yaşanmışlıkların yorgun ama bilge birer nişanesi gibi yanaklarıma süzülürken, aslında ruhumun zamanla olan sessizce hesaplaşmasına tanıklık ediyorum. Demek ki insan yaşlandıkça sadece görme yetisini yitirmiyor; içindeki her şeyi, yavaş yavaş dışarı dökerek hafiflemeyi öğreniyor.
-Turnalar Güneye Uçarken-
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
“Hallac, hac ziyareti yerine yetim çocukların doyurulması gibi başka hayırlı bir işin de yapılabileceği görüşündedir! Söylentiye göre, Hallac’ın bu ve benzeri iddiaları onun mahkûmiyet kararı konusunda bardağı taşıran son damla olmuş.”
bahar bir nisan olarak geldi, gönderi renk renk dolu
umut öylece umutsuzluk biçimindeki hasmını tanıdı
yakınmalar bitti, el pençe divan durdular gelişen şeye
aşklar aşkları, otlar otları yani ki herkes hısmını tanıdı
kimin aklı bir bahardan daha çok olabilir sorarım
o yeşili ve pembeyi birlikte görünce resmini tanıdı
İstanbul'un öyledir baharı, çaresiz alkış tuttular
ten uyandı, herkes kendi olan cismini tanıdı
ne denmiş, akıp giden her suyla akıp giderim
çünkü sevdim çünkü bu yüzden güçlü bileklerim kanadı
sahici mi elinde tuttuğun o kartal kanadı
sen tuttun acıdan benim ellerim kanadı
bir geceyi geçirmek için bin türlü kalp ilâçla
dövündüm çırpındım bilsen nerelerim kanadı
hazır bulunanlar davranıp saatlerini kurdular bahara
ey diriliş sana kurulmuş saatlerim kanadı
avlananlar ağaç budayanlar sularınız bir ırmakta
yavaşça geldim durdum beklediklerim kanadı
ey yaz güneşine bıraktığın alnın bana gel
alnımdan damla damla süzülen terlerim kanadı