• Çok yakın zamanda bir dizi izledim,"Anne with an E" diye.Ozellikle ikinci sezonda bazı zoraki verilmeye çalışılan mesajları görmezden gelebilirsek;genel itibariyle özellikle hayata ve sahip olduklarimiza karşı tatlı bir uyanış hissi veren,oyunculuklarıyla muhtesem bir diziydi.Hmm..ne alaka diyeceksiniz işte orada Anne var ya kitap okumayı çok seviyor ve Jane Eyre'nin de farklı bir yeri var, onun için.Bundan dolayı listemde olmasına rağmen geciktirdigim ve bir an önce merak edip öne aldığım bir kitap Jane Eyre.Jane Eyre'yi okuduktan sonra Anne'in neden sevdiğini anladım tabiki çünkü kendi yaşamından izler taşıyor.

    Jane Eyre Victoria döneminde yazılan ,o döneme dair sosyal bir eleştiri getirilen ,din ve kadının toplumdaki fotoğrafının büyütülüp cercevelenerek gözler önüne serildiği aşk romanindan da ötesi bir kitap.Anna Karenina var ya o tarz gibi düşünün ama Jane Eyre daha sevimlisi :))Klasikler hep söylüyorum ya bambaşka bir lezzet bırakıyor damağımda.İnanin birkaç gün oldu bitireli ama halen daha aklımda.Jane Eyre akıcı bir kitap ama kolay ilerlemiyor kelimeler o kadar dolu ,o kadar yoğun ki ...Kendimi okyanusta kürek çektikce ilerleyemeyen ,yerinde sayan birisi gibi hissettim.Charlotte Bronte'in da yaşamından izler taşıyan ve güçlü kadın ozleminin portresini çizdiği feminist bir edebiyat.

    Hatta yazar o dönemde bir eserini erkek ismiyle bastırmış düşünün dönemin baskısından dolayi.Yazarın kelimeleri o kadar lezzetli ki o ince ruhunu kalbinden mürekkeple satırlara nakış nakış dokumus adeta.Bundan dolayı ruhunun incelik ve guzelliginden dolayı çok sevdim yazım tarzını.Betimlemeler ve karakter analizleri harika.

    Gelelim Jane Eyre'ye küçük yaşlarda anne ve babasını kaybediyor.Bunun üzerine bakımını üstlenen amcasının da vefatı üzerine ,yengesine Jane Eyre'ye sahip çıkılması için vasiyet ediliyor.Ancak sadık yengesi (!),küçük kıza hayatı dar edecektir.Ozellikle oğlu var ya Jane Eyre'yi her gördüğünde insanlık onurunu çiğneyip,kendisine zulmedecektir.
    Bundan dolayı çok sinir oldum o çocuğa her olaydan masum masum çıkması yok muydu ? Jane Eyre küçük yaşlardan itibaren kitap okumayı çok seviyor ,ben de onu seviyorum.Arkadaslar sizde de öyle oluyor mu bilmiyorum okuduğum kitaplarda karakterler kitap okumayı sevince içim kıpır kıpır bir heyecanla doluyor.Ayri bir sempati besliyorum yani.Neden acaba ? :))Jane Eyre'nin yaşamının bir bölümünde ,Martin Eden'den izler görmeniz mevcut.Onun mucadeleciligi,azmi,pes etmeyisi vs.Martin Eden'in o yönünü nasıl taktir ettiysem;Jane Eyre'nin sadık emanetcisi (!) yengesinin kendisini bir rahip okuluna teslim edisiyle oradaki tüm zorluklara rağmen aşkın bir gayret göstererek , kabuğunun dış ceperlerini asarak kendisini geliştirmesi taktire şayandi.Cok kısa bir süre içerisinde dil yönüyle ,resim yapma yönüyle ,genel kültür yönüyle ,hanımefendilik ve nezaket yönüyle,haksızlığa mücadele edişi yönüyle ,yardımseverliği ve fedakarlığı yönüyle bambaşka bir Jane Eyre doğacak karşımıza.

    Jane Eyre'nin yetim okulunda kaldığı müddetçe ,ayni zamanda papaz olan ,Lowood okulunun da müdürünün eylemleri ve söylemleri arasındaki uçuruma sasirmayacaksiniz.Bir de küçük yaşlardaki çocuklara (10 yas-) o dönemde dinin baskı yönünü ve korkutucu bir öcü gibi yansıtılması,öğrencilerin yaptigi her olumsuz davranışa 'nedamet ve itaat' hislerini uyandırmak için Cehennem tokmagini sürekli eline alması sinir bozucuydu.

    Kendi ailesi safahat içerisinde yasarken, hani şimdilerde de durum farksız değil dinin kullanılarak okulun öğrencilerini en temel ihtiyaçlardan (yeme ihtiyacı ,giyinme ihtiyacı ,terzi işleri,ısınma ihtiyacı vs) mahrum etmesi tezatligi karşısında bir yandan kizacaksiniz bir yandan da öğrencileri bekleyen hazin son karşısında gözyaşlarıniza hakim olamayacaksiniz.Ozellikle Helen guzel ruhlu meleğim ,yüreğime oturdu o gidişin.O öğretmenin haksız yere sana zulmedisi.Dayakla seni yola getireceğini sanması düşüncesi ! yaraladı beni.

    Jane Eyre Lowood 'da birikimlerini zihninde ve kalbinde koleksiyon yaparak ,Thornfield Malikanesi'ne 18 yaşlarında mürebbiye olarak yaşamına devam edecektir.Burada da sosyal sınıf arasındaki uçurumu,insanın parası varsa karakterinin de yüksek tutulduguna ,ayrica maddiyati nispetinde bağımsızlığa hak kazandığına yine var'liginin ve bağımsızlığının ölçütünün zenginliğiyle orantılı olarak 'insan' olma vasfının gereklerini sözde yerine getirdiğine acı acı şahit olacaksınız.Dünyalı iseniz şayet sizden kiymetlisi yok.Ayrica iç güzellikten ziyade dış guzellik de insan (!) yerine konmanın vasıfları arasında.
    Mr.Rochester ile Jane Eyre'nin yolları bu malikanede kesisecek.Jane Eyre'nin açık sözlüğü ,yüce ruhu,fedakarlığı ,yardımseverliği,
    zorluklara karşı sabırla mücadele edişi,hassas kalbi,inadı,karakterinden ve değerlerinden zerre taviz vermeyişi Mr.Rochester için disardaki dünyaya kıyasla bambaşka dünyalarının kapısını açacaktır.Bundan da önemlisi yüreğini fethedecektir.

    Aşklarina değinmek istemiyorum ,siz okuyun bence gelişmeleri.Ancak o dönemde de rahiplerin aşkları üzerinde ne denli söz hakkı sahibi olduğunu fark edeceksiniz.Mübareklerin ağzından çıkan bir kelime (!) gidişata takılan gizli akıntı misali çok farklı yerlere sürükleyecektir olayları.Yine St.John da olduğu gibi o da bir papaz niyeyse papazlar hep sert var ya.Yahu yumuşak dilin acmayacagi kapı yoktur nedir bu dilinizin keskinliği anlam vermiş değilim yani.Yumusaklikla ,sevgiyle tüm müşküller halledilir neden zora sokuyorsunuz..Neyse St.John'un da dinin hükümlerini yerine getirirken, ötelere talip olmak için yasamindakileri,sevgiyi ,aşkı elinin tersiyle ötelemesi tasvip edilir bir durum değil.Sadece kendi cennetini inşa etmek için başkasının ruhunu merdiven olarak kullanıp yükseklere tirmanma garabeti içerisinde oluşu ne hazin !

    Jane Eyre bazen kızdım sana ya.Neden o kadar gurur yapiyorsun? Ama şunu söyleyeyim Mr.Rochester'in sevgisini dile getirisi ,Jane Eyre'nin de ".....,efendim" diye o güzel sözleri karsilayisi yok mu eridim bittim o ince ruhu karşısında.Jane Eyre sevgiye,sicak yuvaya ,dostluğa ,sefkate aç birisi.Bundan dolayı sahip olduklarına şükreden ,kıymet bilen cömert bir kalbe sahip.Ona göre sevgi ve şefkat duyguları servetlere degisilmeyecek kadar kıymetli.Hani Anne dizisinde geçiyor ya "önemli olan dünyanın sana ne sunduğu değil ,senin dünyaya ne kattığın" diye işte Jane Eyre yaşama;karakteri ve ruhuyla yazarın deyimiyle özel lezzette bir çeşni .

    Jane Eyre hayattaki olumsuzluklar karşısında pes etmeyip ,mücadele eden özgür bir ruh.Ruhunu mala ,mülke satmamis yani.Bundan dolayı o dönemde alışkın olunmadık bir yaşam sergileyerek gönüllere girebiliyor rahatlıkla.Jane Eyre eşitlikten yana hani evli bile olsak ben calismaliyim,kendi ayaklarım uzerinde olabilmeliyim düşüncesinde.

    Jane Eyre'yi kendisinin ağzından yer yer sizi de olaylara dahil ederek "Sevgili Okuyucum" şeklinde dertleserek buluyorsunuz.Samimiyeti sizi ısındırıyor, gönlünüzle hallestigi için.

    Jane Eyre yüksek bir ruha sahip.Ruh insanı yani.Nedense bambaska hisler uyandırdı bende .Yüksek ideallere dilbeste olan kendisini yalnız ve yalnız insanlığın yararına adayan,cehennemi yolun süslü döşemeleri olan güzelliklere takılmayıp,cennet yolunun zorluklarına katlanabilen,yüksek mefkure ile ideallerini derinleştiren,bedeni arzu ve istekleri karşısında dimdik duran,cismaniyetinin altında ezilmeyip her zaman ruhunu kanatlandırabilen,cennetleri gönlünde duyabilen ve yasayabilen esref-i mahlukatın tarifi bir yönüyle.

    Son olarak Anne'in sözüyle devam edersek;
    "Büyük fikirleri ifade etmek için büyük kelimeler gerekli değil mi ?"

    Jane Eyre'nin sözünü de unutmayalım:"Hayat benim için kin beslemek ya da yanlışlıklara odaklanmak için fazla kısa."

    Keyifli Okumalar...
  • Beni saran geceden başka
    Kapkaradır o çukurda baştan başa
    Hangi tanrılar bahşetmişse bana
    Şükrederim yenilmez ruhum için onlara

    Kötü şartlarda olsam bile
    Ne korktum, ne de ağladım kimselere
    Kaderin pervasız darbelerinde bile
    Kana bulansa da başım, eğilmedi asla

    Bu gazap ve gözyaşı ülkesinin ötesinde
    Görünmez gölgelerin dehşetinden başka bir şey
    Ve beni bulur o senelerin tehdidi
    Bulacaktır da korkusuz

    Kapı ne kadar dar olsa da
    Cezalarım ne kadar ağır olsa da
    Kaderimin efendisi benim
    Ruhumun kaptanı benim
  • Pastoral Senfoni'den sonra beklentimi yüksek tuttuğumdan mı bilmem pek etkileyici bulmadım Dar Kapı'yı. Aşk ve din arasında sıkışıp kalmış bir kız ile kendinden iki yaş küçük kuzeni Jérome arasındaki karamsar aşkı konu alıyor kitap. Kitap boyunca Alissa'nın -bu denli aşıkken ve bu aşk karşılıklı iken- neden Jérome'den kaçtığını düşünmekten hikayeye odaklanamadım. Kitabın ikinci yarısında bakış açısı değişiyor ve Alissa'nın günlüğüne geçiliyor. Orda şu yazıyor: " Ama gene de kaçıyorum ondan, üzüntüyle, neden kaçtığımı anlamadan." Neyse ki Alissa kendi bile anlamamış. :) Alissa'ya bu kadar odaklanmasaydım kitabı sürükleyici bulabilirdim. Çok az da olsa Leyla Mecnun hikayesini anımsatan tarafları vardı kitabın. İlahi aşka erişmek çabasıyla kayboluyor Alissa. "Tanrım, ama neden seninle arama daima onun görüntüsünü koyuyorsun?" İşte bu cümle bana göre tüm kitabın özeti. Sonuç olarak iyi veya kötü diyemiyorum orta da bir kitaptı benim için.
  • Yalnızdım, hatta daha da yalnızdım.. Peki, neden hissetmiyordum o yalnızlığı?
  • Onun bir sözcüğü yüreğimi iyileştirebilirdi..
  • Kendi mutsuzluğumu acaba kendim mi yaratıyorum diye kuşkulanıyordum.
  • Bir kadınla tartışılmaya başlandı mı kaybedilir..