Deniz

Puan vermedi·256 syf.··
Beğendi
·
2026 32. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 18 Mayıs 2026 15:58
Anne ve babanın boşanma konuşmasında çocuklar paylaşılırken ikisinin de istemediği çocuk olduğunu duyduktan sonra insan iflah olur mu? Olmuyor, bir türlü olduramıyor Harriet o andan sonra. Üç farklı zamanda Malma’ya yapılan üç tren yolculuğu. Babasıyla birlikte çocuk Harriet, eşi Oscar’la yetişkin Harriet ve Harriet’ın kızı Yana. Başta kafa karıştırsa da zamanı, kişileri oturttuktan sonra rayların ve anıların üzerinde akıp gidiyor kitap. Kitap boyunca Harriet’a sarılmak istiyorum. Çocukluk yaraları hiç kapanmıyor, sonra da aynı yerlerden yaralanıyor. Ne kadar çabalarsa çabalasın kendi kaderini kızına da -annesizliği, sevgisini gösteremeyen babayı- yaşatıyor Harriet. Alex Schulman harika bir kurguyla delik deşik ediyor. Trenler hep annelerin kaldığı yere dönüyor. Yolda babalar kızlarını kaybediyor. Yalnız değilsin Harriet.
Malma İstasyonuAlex Schulman · Timaş Yayınları · 20245,5bin okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Puan vermedi·240 syf.··
2026 30. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 09 Mayıs 2026 08:18
Kitap, her yerde karşımıza çıktığı gibi arka kapakta da belirtildiği üzere Kıbrıs’ta geçiyor ve Kıbrıs sorununu ele alıyor. Ama benim aklımda hiç de Kıbrıs meselesiyle kalmadı. Benim aklımda bu kitap bir kadın hikâyesi olarak kaldı. Eleni Naciye ne Rumların ne de Türklerin yanına sığabildi. Daha küçücük bir çocukken kendi ailesinin yanına sığamadı. Tecavüze uğradı, iftiraya uğradı. Sürekli dışlandı ve her seferinde başka bir topluma sığınmak zorunda kaldı. Bunu yaparken de kimliğinin, inançlarının ve geçmişinin parçalarını geride bıraktı. Nihayetinde kimseye de yaranamadı tabii. Kimse ona ne istediğini sormadı. Çocukluğu, kadınlığı, anneliği hiçe sayıldı. Hayatta kalmak için her şeye göğüs gerdi. Müslüman olduktan sonra kiliseye gittiğinde, dinini herkesten saklamak zorunda kalırken ezan sesi duyduğunda yaşadığı kafa karışıklığı çok çarpıcıydı. İnandığı tüm tanrılara aynı anda dua edecek kadar yalnız ve çaresizdi. Buna rağmen insanlar onu hep ötekileştirdi, dışladı ve suçladı. Elbette arka planda Kıbrıs sorunu da vardı. EOKA’nın kuruluşu, İngilizlerin adadaki etkisi, Türk askerinin adaya gelişi gibi tarihsel olaylar hikâyede yer alıyordu. Aluşta’dan Esen Yeller ile aynı anda okudum Yaseminler’i. İki kitap da tarihsel yaralara dokunuyor. Ancak Aluşta’dan Esen Yeller meseleyi daha toplumsal ve kolektif bir yerden ele alırken, Yaseminler Tüter mi, Hâlâ? bunu tek bir kadının hayatı üzerinden, çok daha bireysel ve kişisel bir hikâye üzerinden ele alıyor. Belki de bu yüzden kitap benim için Kıbrıs sorunundan çok, hangi tarafta durursa dursun hep öteki kalan bir kadının hikâyesi olarak kaldı.
Yaseminler Tüter mi, Hâlâ?Alev Alatlı · Kapı Yayınları · 2024823 okunma
Puan vermedi·189 syf.··
2026 28. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 29 Nisan 2026 09:14
Kitabın kapağı nedeniyle beklentimi çok yükseltmeden başlamıştım ama beni oldukça şaşırttı. Başta merak uyandırdı, özellikle anlatıcımız kadın karakterin telefonuna (kendi numarasından) gelen mesaj ve aramalarla. Sonrasındaysa gerilim gittikçe tırmandı. Kitabı Storytel’den dinledim. Bazen kapatmakta zorlandım, o kadar içine çekti beni. Sesli kitap olması, Özlem Zeynep Dinsel’in başarılı anlatımı ve kulaklıkla dinlemenin etkisi atmosferi iyice güçlendirdi diye düşünüyorum. Her şeyi bitirmeyi düşündüğünüz biriyle ilk kez uzun bir yolculuğa çıktığınızı düşünün, hem de ailesiyle tanışmaya. Bence sadece bu bile gerilimli bir hikâye. Yoldaki türlü gariplikler, karlı hava, anlatıcımızın erkek arkadaşının tuhaflıkları, yolun sonunda varılan yerin giderek rahatsız edici bir yer hâline gelmesiyle gerilim sürekli artıyor. Dönüş yolunda ise gittikçe tempo artıyor, kitabın bazı yerlerinde öyle gerildim ki çığlık atacaktım neredeyse. Kitap boş bir gerilim üzerine de kurulu değil. Anlatıcının zihninde dolaşıp türlü felsefi sorgulamalara da yer veriyor; yalnızlık, kimlik, pişmanlık ve insanın kendi hayatına yabancılaşması gibi konular üzerine de düşündürüyor. Anlatıcının zihnindeki huzursuzluk da gerilim kaynağı oluyor. Kitap yazarın ilk romanı ve filme de uyarlanmış. Biter bitmez filme başladım ancak yarısında uyuyakaldığım için bitiremedim. Bu yüzden filmin, kitaptaki o tekinsiz ve merak uyandıran atmosferi ne kadar yakalayabildiğini henüz bilmiyorum.
Her Şeyi Bitirmeyi DüşünüyorumIain Reid · Hep Kitap · 20161,457 okunma
Puan vermedi·152 syf.··
Beğendi
·
2026 29. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 30 Nisan 2026 09:11
Aile mahkemesinden Yüksek Divan üyesi olan başarılı hâkim Fiona Maye, kitabımızın baş kahramanı. Özel hayatında yaşadığı bir krizle başlıyor kitap. 50’li yaşlarının sonunda, aile mahkemelerinde her türlü olayla karşılaştıktan sonra kendi evliliğinde de bir krizle yüzleşiyor. Bir yandan özel hayatıyla ilgili sorunlar sürerken kitabın ana davası geliyor önüne. 17 yaşındaki Adam dini inançları gereği alması gereken tedaviyi reddeder ve kaderi Fiona’nın ellerine bırakılır. Fiona evliliği hakkında da en az önüne gelen davalar kadar zorlayıcı bir karar vermek zorundadır. Kitap boyunca gerek Adam’ın davasına gelmeden önce baktığı dava örneklerinde gerekse daha sonrasında baktığı davalara değinerek ilginç örnekler veriyor yazar. Örnek verdiği davalar genellikle toplumun genel yargıları ve dini inançlar nedeniyle çocuklar üzerinde yaşanan anlaşmazlıklar. Özellikle de kız çocuklarının eğitim hakkı… Anne babaların dini inançlarının çocukların hayatları üzerindeki etkisi üzerine oldukça düşündürücüydü. Bir çocuğun yararına gerçekten kim karar verebilir; aile mi, din mi, devlet mi, yoksa çocuğun kendisi mi? Fiona hep yaptığı gibi Adam’ın davasında da kişisel görüşü ne olursa olsun insanların inançlarına ve kanunlara profesyonel yaklaşarak, çocukların refahını gözeterek zeki ve deneyimli biri olarak doğru bildiği kararı verir. Ancak Adam’ın davası diğerleri gibi geçip gitmez. Fiona’yı sürekli yeni bir değerlendirme ve karar verme sürecine iter. Üstelik mesele artık yalnızca hukuk ya da din değildir, 60 yaşına yaklaşan bir kadınla 18 yaşındaki bir gencin birbirlerinde uyandırdığı duygular da anlatının içine girerek bambaşka bir etik gerilim yaratır. Fiona yaptığı ya da yapmadığı her şeyin sonucuyla yüzleşmek zorunda kalır. Okuyucuyu sevkettiği etik sorgulamalar, Fiona’nın güçlü
Çocuk YasasıIan McEwan · Yapı Kredi Yayınları · 20233,680 okunma
Puan vermedi·180 syf.··
2026 27. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 24 Nisan 2026 13:42
Bir tarih profesörü olan Graham ilk eşiyle kötü biten evliliğinin ardından ikinci kez evlenir. Karısı Ann eski bir oyuncudur. Her şey onun için yolunda giderken kızıyla geçirmeyi planladığı bir gün eski eşinin yönlendirmesiyle sinemaya gider ve Ann’in eski bir filmiyle karşılaşır. Eski eşinin bu minik hareketi Graham’ın bilinçaltındaki takıntıları gün yüzüne çıkarır. O günden sonra karısının onunla tanışmadan önceki hayatına, özellikle oyunculuk yaptığı dönemde neler yaşadığına takıntılı bir şekilde kafa yormaya başlar. Bunu da daha çok cinsellik üzerinden yapar. Sürekli karısının eski filmlerini seyrederek hangi yakınlıkların rol gereği hangilerinin gerçek olduğunu anlamaya çalışır. Takıntısı gün geçtikçe artar, rüyalarını, tüm hayatını ele geçirir. Sadece boş zamanlarını değil günlük hayatının akışını da bu takıntı şekillendirmeye başlarken çiftin ilişkisi de değişime uğrar. Takıntısının ortaya çıkmasını aslında eski eşinin tetiklemiş olması çok manidar geliyor bana. Bu kadar büyük bir kıskançlık hissetmesi, kendisinin de bir geçmişi varken çılgınca karısının geçmişini eşelemeye çalışması, doz arttıkça beni şaşırttı. Kontrol edemediği bir geçmiş karşısında kendini iktidarsız hissetmesi ve Ann’in oyunculuğu sayesinde zihninde kolayca canlandırabildiği ihtimaller, medeni ve aklı başında görünen bir insanın ne hâle gelebileceğini çok çarpıcı biçimde gösteriyor. Ve en nihayetinde nasıl olduğunu anlamadığım finale geldim. Yani, dehşet içerisinde dinledim. Gayet bilgili, tecrübeli, aklı başında bir adam neler yaptı yahu? Kıskançlığın ve takntının ağır ağır tırmandığı bir hikâyenin finali çok hızlı ve beklenmedik oldu.
Benimle Tanışmadan ÖnceJulian Barnes · Ayrıntı Yayınları · 2002258 okunma