10/10
·116 syf.··
2009 23. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 12 Aralık 2009 00:00
Aydınlanmanın büyük ismi Voltaire. Filozof mu değil mi tartışılır. Yazdığı kitaplar hiciv dolu. Bu kitap da onlardan biri. Döneminde ki dini ve siyasel durumu giciv yoluyla eleştiriyor. Kendisi de zaten bir deist Voltaire. Kısa bir kitap. Kitapta Kanada yerlisi biri olan Safdil Fransa'ya geliyor ve başından geçenler etrafında dönüyor konular. O dönem sorunlar yaşamış dini mezhepler ve ünlü kişilerin de adı geçiyor kitapta.
SafdilVoltaire · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2020842 okunma
10/10
·325 syf.··
Beğendi
·
2026 35. kitabı
Bu kitabı anlayabilmeniz için öncelikle Gnostik /Rafızı düşünce tarzı /ezoterik /hermetist /alşimist/seküler /deist/Simya/kabalist/ateizm/ kelimelerine aşina olmanız ve hakkında bilgi sahibi olmanız gerekmektedir. Dünya masonlarının 5/4 ü bu üst localar tarafından yönetilir. onaylamayan hükümetler GÖZE GÖRÜNMEZ sorunlarla baş başa kalır. insan hakları arkasında da yine gül ve haç LOCASI VARDIR 2.dünya savaşı : Alman Kontes Pletenburg ve eşi dr.erich vermehren 1944 istanbulda sürdürdükleri falaliyelerinde ünlü Enigma kodlarını ellerinde tutmalarına rağmen çözememişlerdi.MI6 ingiliz ajanları tarafından kahireye götürüldüler ve Enigma kodları İngilizlere teslim edildi.ve bu Hitler’in sonunu hazırladı. İlginç bir isim campenalla soylu üstün ırk tezi yabancı gelmedi demi hitlerin arı ırk arayışı yeni dünya düzeni papa 27 yıl hapse attı sonrasında başa geçen papa 8. Urban campanellayı hapisten çıkarmakla kalmayıp kendine danışman yaptı ve beraber sihir büyü astroloji simya konularında çalıştılar ve papaya eğitim verdi. Kraliçe Elizabeth katoliklerin gizlice izlenmesi için walsingham göreve getirdi cambride seçilen bu ajan İskoç kraliçesi mary suartı idama götüren kişidir. Paracelsus: Erasmus,Agricola,ve martin Luther’in çağdaşı olan paracelsus Chiristendome Gül ve Haç Kardeşliği’in tarihsel önderi .1513-1521 yıllarında tatar hanlarına esir yaşar 1521 de tatar hanının oğluyla istanbula gelir felsefi taşını edinir solomon trismosinus tarafından verilir.kendisi cerrah doktor.simyacı kabbala eğitimi aldı Johann valentin andrea 1587-1654 Gül ve haç kardeşliği ilk resmi kurucusu ve sözcüsü kabul edilmiştir. Paracellsus’un tilmiziydi. Tarihte en önemli şifre anahtar yapımcısı Fransız kriptolojist Etienne bazerison diğeri abd başkanlarından Thomas Jefferson dur.ikisi de Gül ve haç
Gül ve Haç KardeşliğiAytunç Altındal · Alfa Yayıncılık · 2003440 okunma
Reklam
Şizofreni hastası bir Mâni..
Puan vermedi·240 syf.··
2026 5. kitabı
Hakikat arayışında olan, Mâni dininin öğretilerini müritleri ile paylaşmaya çalışan Mâni isimli genç bir adamın bu uğurda yaşadıklarını anlatıyor. Doğrusu ben Mâni'yi pek sevemedim ne uğruna bu yola çıktı, ne istedi, ne buldu yada tam anlamıyla düzene kazandırmak istediği öğretileri neydi. Kendisi bile çoğu zaman ne istediğini bilemedi, anlatmak istediği dönemin dini öğretilerini, otoritesini, inanış ve yaşayış tarzını bilmek önemli tabi ama bana mantıklı gelmeyen şeyler var doğrusu. Sübliminal olarak bütün dinleri yok edip pagan inancını okuyucuya benimsetmeye çalışması, kitabın temelinde söz gelimi Mani'nin deizmi savunuyor olması. Deist görüşün içinde yer yer tasavvuf, vahdedi vücut, putperestlik, paganizim, politeizm görüşlerine kayıyor, zaten derin araştırma yaptığımızda bu görüşler birbiri ile iç içe geçmiş diyebiliriz fakat Mâni davasını mantıksal bir temele oturtamamış davasında otoriter değil aman kin nefret olmasın aman sorun çıkmasın diye herkese herşeye ewet denilemez, denilmemeli. Örnek verecek olursam kitapda Zerdüşler ensesti savununca "ben partlardanım benim de ailemde insanlar kız kardeşleri ile evlenir" diyor yada "ben her dine mensubum, hem de hiç bir dine ait değilim " diyor olabilir mi böyle bişey nerede bu davanın değerleri yada duruşu her inanışa her duruma ayak uydurmaya çalışması Mâni'yi saygı duyulacak insan olmaktan çıkarıyor çünkü kendisi de davasına saygı duymuyor. Gönül isterki her yerde her dinde her zamanda iyilik güzellik olsun saygı sevgi olsun peki herşeye ewet diyerek olur mu bu asla olmaz Mânicim her davanın kuralları olmalı, olmalı ki davası uğruna seninle bu yola çıkanlar ne yaptıklarını bilmeli bir öyle bir böyle olmaz Not: Pek anlamam psikolojiden ama bence Mâni ruh hastasının teki psikolojik sorunları var sürekli ikizi ile
Araştırma-İnceleme
Işık BahçeleriAmin Maalouf · Yapı Kredi Yayınları · 20254,999 okunma
Puan vermedi·126 syf.··
2026 17. kitabı
Bu kitabı okumadan önce 1980'lerin Türkiyesi'ni hep tek boyutlu düşünürdüm: darbe oldu, özgürlükler kısıtlandı, insanlar susturuldu. Gürbilek'i okuyunca fark ettim ki asıl mesele çok daha karmaşık ve çok daha sinsi bir yerde duruyor. Denetimin en güçlü biçimi yasaklamak değil, serbest bırakmakmış . Örneğin, darbe sonrasında çok şey serbest bırakılmış. Arabesk televizyona çıkmış, cinsellik konuşulur olmuş, özel hayat kamusal alana taşınmış. İlk bakışta bu bir söz hakkı, özgürlük, bir nefes alma gibi görünüyor. Ben de öyle düşünürdüm. Ama Gürbilek şunu fark ettiriyor: Neyin serbest bırakıldığı, neyin hâlâ yasak tutulduğu kadar önemlidir. Arabesk çalınabilirdi ama sınıf eşitsizliği konuşulamazdı. Beden görünür olabilirdi ama emek sömürüsü sorgulanamazdı. Piyasa çok şeye izin verdi ama tam da sistemi rahatsız etmeyecek şeylere. Tam olarak iktidarın izin verdiği özgürlüğün aslında gerçekten özgürleştirmediğini fark ettiriyor. Yalnızca tehlikeli olanı zararsız olanla değiştiriyor. Yine en çok üzerinde durduğu vitrin, bir sergileme alanıdır. İçindeki şey gerçektir ama dokunulamazdır, camın arkasındadır, seyredilmek için oradadır. Artık yaşanmaz, teşhir edilir. Günümüzle kıyaslayınca fark ettim ki bu sadece 80'lere ait bir şey değil. Bugün ben de vitrindeyim. Paylaştığım her fotoğraf, yazdığım her şey, kurduğum her cümle, bir tür vitrin. Ve o vitrini doldurmak için zaman zaman gerçekten yaşamaktan uzaklaşıyorum. Başka bir mesele , Arabesk. Başlangıçta bu müzik, gerçek bir acıdan gelmiş, köyden kopmuş, şehre tutunamamış, ne buraya ne oraya ait olmuş milyonların sesi. O seste sahici bir şey var. Ama sonra şunu gösteriyor Gürbilek: O ses vitrine çıktığı anda bir şey değişti. Artık o insanların acısı değil, o acının imgesi satılıyordu ve bu imge gerçeğin önüne geçtiğinde,
Vitrinde YaşamakNurdan Gürbilek · Metis Yayıncılık · 20141,008 okunma
Önemli sorular ve cavaplar:
Puan vermedi·216 syf.··
2026 11. kitabı
​"Eğer Allah bu kadar merhametliyse, dünyadaki bu kadar acı, haksızlık, çocuk ölümleri ve gözyaşı neden var?" ​"Ben neden bu kadar acı çekiyorum? Benim suçum neydi de bu hayat bana zehir oldu?" ​"Benim gibi günaha batmış, inancını kaybetmiş, her şeyi mahfetmiş birini Allah gerçekten affeder mi?" Bu gibi soruları herkes bir an da olsa düşünmüş ve sorgulamıştır. Bu ve bunlar gibi pek çok sorunun cevabını bulacağınız bir kitap. Herkesin okumasını tavsiye ediyorum. Deist olan birinin ağzından okusanız da sizlerin de kendinizi ve yaşamınızı soruglayacağınız bir kitap olduğunu düşünüyorum. Neden varım, bu güne kadar hayatımın amacı ne olduğunu anlamış mıyım, doğru bir hayat yaşıyor muyum gibi birçok soruyla içinizde savaş vereceğinizi düşünüyorum. Okurken cevabını da bulacağınız inanıyorum. Ben de öyle oldu ve sizde de öyle olacağını düşünüyorum. Biraz geç yazdım ama inşaAllah faydalı olur.
Affet Beni Allah’ımHalit Ertuğrul · Nesil Yayınları · 2020465 okunma
9/10
·307 syf.··
2026 29. kitabı
·
52 günde okudu
·
Okunma: 20 Mayıs 2026 23:22
Ali Köse bu kitabında genel olarak sekülerleşmeden bahsetmektedir. Özellikle modern dünyada bilimin ön plana çıktığını, dinin ise geri planda kalmaya başladığını anlatmaktadır. Sekülerleşme taraftarı olan insanlar dünyayı açıklarken artık dini değil bilimi merkeze almaktadır. Bu yüzden ateist, deist ve agnostik oranlarının arttığını; “dinim yok” diyen insanların çoğalacağını söylemektedir. Dindarlığın yıldan yıla azaldığını ve özellikle yeni neslin dine daha uzak yetiştiğini anlatmaktadır. Kitapta dinin toplumsal bir yapı olmaktan çıkıp daha çok bireysel bir tercih haline geldiği üzerinde durmaktadır. Eskiden inanç daha çok cemaat ve topluluk işi iken şimdi bireyselleşmenin arttığını söylemektedir. İnsanlar bireyselleştikçe sosyal normlardan uzaklaşmakta, bunun sonucunda dinden uzaklaşma ihtimali de artmaktadır. Ancak bunun herkes için kesin olmadığını da ifade etmektedir. Ali Köse özellikle Batı toplumlarında ve Amerika’da dindarlık seviyesinin düştüğünden bahsetmektedir. Önceden insanların kiliseye daha sık gittiklerini fakat günümüzde artık yılda bir kere bile gitmeyen insanların arttığını söylemektedir. Bu yüzden “kilisesiz Hristiyanlık” anlayışının ortaya çıktığını ifade etmektedir. Hristiyanlığın büyük bir kriz yaşadığını ve kiliselerin gelecekte demode yapılar olarak görülebileceğini anlatmaktadır. Kitapta aile içinde verilen dini eğitimin öneminden de bahsedilmektedir. İnsanların dini ilk olarak aile ortamında öğrenmesi gerektiğini, ailede dini eğitim almayan kişilerin dine dönüş ihtimalinin daha az olduğunu söylemektedir. Çünkü her neslin bir sonraki nesle dini kültürü aktarmakta daha başarısız olduğunu ifade etmektedir. Modernleşme ve rasyonelleşmenin dini etkilediğini söylemektedir. Gelişmiş ülkelerin daha seküler hale geldiğini, insanların güvenlik ve refah
Dinin GeleceğiAli Köse · Nobel Akademik Yayıncılık · 202344 okunma
Reklam
Reklam