Bugünkü kuşak benim kuşağımın bir hikayesini dinlemelidir.
“Beni karılarımla kızlarım öldürdü,” diyerek son nefesini veren Sultan Mecid zayıf ve sönük bir padişah; yerine geçen Sultan Aziz bir yarı deli; ondan sonra gelen Sultan Murad bir tam deli; daha sonraki Sultan Hamid, Yıldız Tepesi’nden Boğaz’da bir geminin batışı gibi, devletin batışını seyreden bir kızıl müstebit; arkasından tahta çıkan Sultan Reşad arabası içinde gördüğümüz vakit utandığımız bir sarsak; sonuncusu da İngiliz zırhlısına binerek kaçan Vahdettin! Bizler bir padişah şerefi tatmak için asırlar gerisine doğru giderdik.
İnsanlar bir gülü bir senetle
Değiştirmeye alıştılar
İnsanlar başka insanların hayatını
Bir hezaren sandalye midir hayat
Dizip kaldırmaya alıştılar
İnsanlar yüreği ve onuru, alıştılar
Yelin üflediği yaprak mıdır onur
Yürek arsız otlar gibi ayak altında
Tanımıyor kimse kimseyi
Ve kendini tanımak istemiyor
İnsan tanımazsa kendini insan
Nasıl varolabilir
Ben nefes almaya, kalbim de atmaya devam ediyordu ama ne zaman Evan’ın o çekici gülümseyişlerinden birini görsem ya da gözlerimin içine normalden biraz uzun baksa kalbim deli gib atmaya başlıyordu.