Çehov candır️
10/10
·72 syf.··
2026 13. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 24 Haziran 2026 23:00
Kısa ama derinlik dolu bir kitap Altıncı Koğuş…. Bu koğuşu, bu tasvir edilen odayı nasıl anlatsam bilmiyorum. ÇEHOV o kadar güzel betimliyor ki aslında bu odayı anlatırken, resmen burnunuza küf kokusu geliyor.. Koğuşta 6 kişi var ve ayrıntılarıyla betimlenmiş onu siz kendiniz okursunuz :) Esas olay burda başlıyor Eğitimli bir hasta olan İvan Dmitriç kaldığı hastanede içinde yaşamaya zorunlu olduğu bu iğrenç hayatı aslında doktor Andrey Yefımiç’a bir şekilde anlatsa da doktor bu zorlu koşulları düzeltmek için hiç bir şey yapmıyor.. Ama sonra doktor hayatının sürpriziyle karşılaşıyor ve bu akıl hastanesine hatta ve hatta “Altıncı Koğuş”a düşüyor. İvan Dmitriç ile Andrey Yefımiç arasında geçen sohbetler çok derinlikliydi Bu kitaba şans verin arkadaşlar . Çok seveceksiniz. Zaten çok kısa hemen biter. Ben de şimdi Çehov’un diğer kitaplarını almaya gidiyorum.
1000Kitap
Altıncı KoğuşAnton Çehov · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202687,4bin okunma
Puan vermedi·176 syf.··
2026 45. kitabı
·
24 saatte okudu
·
Okunma: 26 Haziran 2026 09:23
Kireç Ocağı, aslında bir insanın yıkılışını değil, düşüncenin toplumla karşılaşınca nasıl öğütüldüğünü anlatıyor. Konrad'ın sözlerinde görünen delilik, belki de dünyanın akıllılığına duyulan en büyük itirazdır. Çocukluğunu cehennem gibi hatırlayan, insanlarla kirlenildiğini söyleyen, düşüncenin susturulduğu bir düzene öfke duyan Konrad; yalnızca kendisini değil, çağını da yargılar. Roman boyunca insanın en büyük mahkûmiyetinin dört duvar değil, anlaşılmamak olduğu hissediliyor. Çünkü toplum çoğu zaman hakikati söyleyeni dinlemek yerine susturmayı tercih eder; düşünceyi çürütmektense düşünürü "deli" ilan etmek daha kolaydır. En tehlikeli olan da budur: Kulakların duymayı, beyinlerin düşünmeyi bıraktığı yerde sessizlik erdem, itaat ise akıl sanılır. Belki de Bernhard'ın en acımasız cümlesi şudur: İnsan, çoğu zaman başkalarıyla değil, başkalarının beklentileriyle kirlenir. Bu yüzden Kireç Ocağı, bir cinayetin değil; hakikatin, düşüncenin ve insan ruhunun yavaş yavaş boğuluşunun romanıdır. Sayfalar ilerledikçe anlıyoruz ki bazen en büyük kireç ocağı taşları değil, insanın kendi zihnidir; içine düşen her düşünceyi ya taşa çevirir ya da toza.
Duygu ve Düşünce
Kireç OcağıThomas Bernhard · Yapı Kredi Yayınları · 2025412 okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Değersiz Bir Hayat
10/10
Bir delilik yaptım, okumaya başladım. Uzun zamandır elime aldığım kitapları bitirmekte zorlanıyorum. Bakalım bu şahane kitap ne kadar süre elimde kalacak? Okurları lütfen spoi vermesin. Saygılar.
Değersiz Bir HayatHanya Yanagihara · Doğan Kitap · 20245,6bin okunma
10/10
·157 syf.··
2026 3. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 22 Haziran 2026 00:00
Kitap okuma alışkanlığını hayatına biraz geç katmış biri olarak, dışarıda keşfedilmeyi bekleyen ne kadar sarsıcı şaheserler olduğunu bu kitapla ile yüzüme çarpan bir tokat gibi hissettim. Sadece bir tavsiye üzerine kapağını araladığım bu eser, benim için bir okuma deneyiminin çok ötesine geçerek derin bir zihinsel tutulmaya dönüştü. Hüsrev karakteri üzerinden anlatılan hikayede beni en çok içine çeken şey deliliğin kendisi değil; 'delilik korkusu'nun o boğucu ağırlığı oldu. İnsanın kendi zihnine duyduğu güvenin sarsılması, kendi yarattığı düşüncelerin altında ezilmesi ve aklını yitirme ihtimalinin verdiği o felç edici endişe... Hüsrev'in aklının sınırlarında dolaşırken hissettiği o çaresizlik o kadar muazzam bir dille işlenmiş ki, okurken karakterin zihnindeki o yıkımı, o tekinsiz getirileri kendi içinizde hissediyorsunuz. İnsanın kendi aklıyla, kaderiyle ve yarattıklarıyla olan bu tehlikeli imtihanı, benim edebiyata ve kitaplara olan bakışımı tamamen değiştirdi. Geç kaldığım tüm o şaheserlere ulaşma arzumu kamçılayan, okuyan herkesin zihninde ağır bir iz bırakacak, kelimenin tam anlamıyla kusursuz bir psikolojik çöküş destanı. Bu karanlık ama muazzam labirente girmeme vesile olan bu tavsiye için ne kadar teşekkür etsem az.
Bir Adam YaratmakNecip Fazıl Kısakürek · Büyük Doğu Yayınları · 202011,6bin okunma
8/10
·208 syf.··
2026 87. kitabı
·
10 saatte okudu
·
Okunma: 24 Haziran 2026 17:28
Bu romanlarda deniz sadece deniz değildir. Açlığın, yoksulluğun, inancın, öfkenin ve hayatta kalma inadının içinde dalgalandığı başka bir şeye dönüşür. Ahmet Büke’nin Deli İbram Divanı kitabını okurken bende en çok bu his kaldı. Ege’nin kıyısında geçen, balıkçıların, yunusların, yoksulluğun ve delilik diye kenara itilen insanların dünyasını anlatan bu roman, kısa olmasına rağmen oldukça dolu bir metin. Ahmet Büke’nin öykücülüğünden gelen güçlü bir anlatı damarı var. Bunu romanda da hissettiriyor. Dil yer yer masalsı, yer yer sert, yer yer de eski bir deniz hikâyesi dinliyormuşsunuz gibi akıyor. Denizcilik terimleri, Ege havası, yunus avı, balıkçılar, dalyanlar, yoksulluk, açlık ve doğayla kurulan o mecburi ilişki romanın atmosferini iyice güçlendiriyor. Okurken zaman zaman Halikarnas Balıkçısı’nı hatırlatan bir hava sezdim; ama Büke’nin dili daha politik, daha sınıfsal ve daha içten bir yerden ilerliyor. Romanın en güçlü taraflarından biri bence “delilik” kavramına yaklaşımı. Deli İbram sadece aklını yitirmiş biri gibi okunmamalı. Bazen toplumun deli dediği kişi, aslında herkesin sustuğu yerde itiraz eden kişidir. Yerleşik düzene, haksızlığa, açlığa, devletin ve güçlülerin dayattığı kurallara karşı kendi bildiği yerden direnen bir karakter var karşımızda. Bu yüzden romandaki delilik bana bir eksiklikten çok, başka türlü bakabilme hâli gibi geldi. Yunus avı meselesi de kitabın vicdan tarafını taşıyor. Halkın kutsal gördüğü, neredeyse masalsı bir anlam yüklediği yunusların devlet teşvikiyle avlanması romanda sadece tarihsel bir bilgi olarak durmuyor; insanın doğayla, inançla ve geçim derdiyle kurduğu çelişkili ilişkiyi de gösteriyor. Açlık bazen insanı kutsal bildiği şeye bile el uzatmak zorunda bırakıyor. Büke’nin romanı en çok burada güçleniyor bence: Kimseyi
1000Kitap
Deli İbram DivanıAhmet Büke · Can Yayınları · 20212,855 okunma
AYLİN BALBOA OKUMAK İÇİN 10 SEBEP
6/10
·129 syf.··
2026 31. kitabı
Aylin Balboa 1.Belki Bir Gün Uçarız, Ateş Sönene Kadar ve Bu Hikâye Senden Uzun Osman adlı kitaplara imza atan Aylin Balboa, günümüz Türk edebiyatında özellikle "anlatı" ve "öykü" arasındaki gri bölgede kalem oynatan, samimiyeti ve ironiyi bir hayatta kalma mekanizması olarak kullanan nev-i şahsına münhasır bir yazardır. 2. Balboa’nın üslubunun en belirleyici özelliği, son derece sade ve doğrudan bir dil kullanmasıdır. Yazar, ağdalı cümlelerden ve edebiyat yapma kaygısından uzak durarak okuruyla bir "dost sohbeti" samimiyetinde bağ kurar. 3. Balboa, en trajik anları (ölüm, hastalık, ayrılık) anlatırken bile araya sıkıştırdığı ironik gözlemlerle okuru ters köşe yapar. Örneğin; Belki Bir Gün Uçarız’da yer alan Çiş, bir ölüm haberini aldığında hissettiği ilk şeyin "çişinin gelmesi" olması, insanın en derin acı anlarında bile biyolojik ve absürt gerçeklikten kaçamayacağını gösteren çarpıcı bir öyküdür. 4. Anlatımı, uzun betimlemeler yerine kısa, eyleme dayalı ve duyguyu bir yumruk gibi indiren cümlelerden oluşur. Balboa Tımarhane Notları’nda "metaforları sevmediğini" ve "hayatın zaten yeterince karmaşık olduğunu" belirtir. Lafı dolandırmaz. Sayfalar sürecek bir ruh halini üç kelimelik bir cümleyle kalbinize mühürler. Bu da onun metinlerini son derece akıcı ve akılda kalıcı kılar. 5. Özellikle baba ve abi figürleri üzerinden şekillenen kayıp teması, yazarın tüm kitaplarında merkezi bir yer tutar. Ancak bu yas, kutsanan veya yüceltilen bir duygu değil; bazen "kusmuklar içindeki bir baba" görüntüsüyle , bazen de "içindeki elektriklerin kesilmesi" gibi mekanik bir boşlukla anlatılır. 6. Bu Hikâye Senden Uzun Osman kitabında somutlaşan "Osman" figürü, biten bir aşkın ardından tutulan yasın evrensel ve bir o kadar kişisel temsilcisidir. Burada ayrılık, sadece bir kalp ağrısı değil,
Edebiyat
Bu Hikâye Senden Uzun OsmanAylin Balboa · İletişim Yayıncılık · 202213,8bin okunma