Üzülerek söylüyorum ki, bu kitap yarısında bıraktığım nadir eserlerden biri oldu. Erasmus'un 'Deliliğe Övgü' adlı eseri, hiciv türünün önemli örneklerinden biri olarak kabul ediliyor. Kitapta Delilik kişileştirilerek bir karakter haline getiriliyor ve eser boyunca kendisini öven bir anlatıcı olarak karşımıza çıkıyor. Deliliğin kendi üstünlüklerini ve önemini anlattığı bu konuşmalar aracılığıyla dönemin din adamları, filozofları, yöneticileri ve toplumun çeşitli kesimleri eleştiriliyor. Bununla birlikte, eserle ilgili beni rahatsız eden bazı noktalar oldu. Bunların başında kadınlara yönelik ifadeler geliyor. Günümüz okuru açısından bu ifadeler oldukça aşağılayıcı görünüyor. Örneğin bir bölümde, kadının bilgi sahibi olmaya çalışması bir ineğin dağa tırmanmayı öğrenmesine benzetiliyor. Bir başka yerde ise kadınların hayattaki en büyük beklentisinin erkeklerin hoşuna gitmek olduğu ima ediliyor. Eserin 16. yüzyılda yazılmış olması ve dönemin toplumsal anlayışını yansıtması elbette göz önünde bulundurulabilir; ancak bu durum, söz konusu ifadelerin okuma deneyimimi olumsuz etkilemesini engellemedi. Kitapla ilgili zorlandığım bir diğer nokta ise mitolojik göndermelerin yoğunluğu oldu. Eserde sık sık mitolojiden örnekler veriliyor. Mitolojiye hâkim olmayan bir okurun, anlatılmak istenen bazı noktaları tam olarak kavramakta zorlanacağını düşünüyorum. Üstelik bu göndermelerin önemli bir kısmı dipnotlar ya da açıklamalarla yeterince desteklenmemiş. Bu da metni takip etmeyi benim açımdan daha güç hale getirdi. Tüm bunların sonucunda, edebiyat tarihindeki önemini kabul etmekle birlikte Deliliğe Övgü benim için keyifli bir okuma deneyimi olmadı ve kitabı yarıda bırakma kararı aldım.
Edebiyat
Deliliğe ÖvgüDesiderius Erasmus · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202315,2bin okunma
Çehov candır️
10/10
·72 syf.··
2026 13. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 24 Haziran 2026 23:00
Kısa ama derinlik dolu bir kitap Altıncı Koğuş…. Bu koğuşu, bu tasvir edilen odayı nasıl anlatsam bilmiyorum. ÇEHOV o kadar güzel betimliyor ki aslında bu odayı anlatırken, resmen burnunuza küf kokusu geliyor.. Koğuşta 6 kişi var ve ayrıntılarıyla betimlenmiş onu siz kendiniz okursunuz :) Esas olay burda başlıyor Eğitimli bir hasta olan İvan Dmitriç kaldığı hastanede içinde yaşamaya zorunlu olduğu bu iğrenç hayatı aslında doktor Andrey Yefımiç’a bir şekilde anlatsa da doktor bu zorlu koşulları düzeltmek için hiç bir şey yapmıyor.. Ama sonra doktor hayatının sürpriziyle karşılaşıyor ve bu akıl hastanesine hatta ve hatta “Altıncı Koğuş”a düşüyor. İvan Dmitriç ile Andrey Yefımiç arasında geçen sohbetler çok derinlikliydi Bu kitaba şans verin arkadaşlar . Çok seveceksiniz. Zaten çok kısa hemen biter. Ben de şimdi Çehov’un diğer kitaplarını almaya gidiyorum.
1000Kitap
Altıncı KoğuşAnton Çehov · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202687,4bin okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Puan vermedi·432 syf.··
2026 4139. kitabı
Okurken gerçekten zorlandım. Bazı sayfalarda boğazım düğümlendi, bazı yerlerde öfkemden kitabı kapatmak istedim. İnsanların birbirine neler yapabildiğini görmek insan olmaktan utanacak kadar ağır geldi. Okurken hem ağladım hem de içim daraldı. Bu kitap sadece bir kişinin hayat hikâyesi değil; aynı zamanda güç, istismar ve sessizlik üzerine çok sarsıcı bir anlatı. Virginia’nın yaşadıklarını anlatırken gösterdiği cesaret gerçekten insanı etkiliyor. Bazen okuması çok zor olsa da, bu hikâyelerin duyulması gerektiğini düşünüyorsunuz. Çünkü bu kadar acının yıllarca görmezden gelinmiş olması insanı ayrıca öfkelendiriyor. Kitap boyunca en çok hissettiğim şey çaresizlik ve öfkeydi. Bir insanın bu kadar yalnız bırakılması, bu kadar uzun süre kimsenin sesini duymaması gerçekten insanın sinirlerini bozuyor. Ama aynı zamanda Virginia’nın hayatta kalma gücü ve konuşma kararı da çok etkileyici. Kolay okunan bir kitap değil; duygusal olarak insanı çok yoran bir kitap. Ama bence önemli bir tanıklık. Okurken çok bunaldım, hatta bazı yerlerde ara vermek zorunda kaldım. Yine de bitirdiğimde aklımda tek bir düşünce kaldı: Böyle hikâyelerin unutulmaması ve konuşulması gerekiyor.
Hiç Kimsenin KızıVirginia Roberts Giuffre · Kırmızı Kedi Yayınevi · 202689 okunma
Puan vermedi·176 syf.··
2026 45. kitabı
·
24 saatte okudu
·
Okunma: 26 Haziran 2026 09:23
Kireç Ocağı, aslında bir insanın yıkılışını değil, düşüncenin toplumla karşılaşınca nasıl öğütüldüğünü anlatıyor. Konrad'ın sözlerinde görünen delilik, belki de dünyanın akıllılığına duyulan en büyük itirazdır. Çocukluğunu cehennem gibi hatırlayan, insanlarla kirlenildiğini söyleyen, düşüncenin susturulduğu bir düzene öfke duyan Konrad; yalnızca kendisini değil, çağını da yargılar. Roman boyunca insanın en büyük mahkûmiyetinin dört duvar değil, anlaşılmamak olduğu hissediliyor. Çünkü toplum çoğu zaman hakikati söyleyeni dinlemek yerine susturmayı tercih eder; düşünceyi çürütmektense düşünürü "deli" ilan etmek daha kolaydır. En tehlikeli olan da budur: Kulakların duymayı, beyinlerin düşünmeyi bıraktığı yerde sessizlik erdem, itaat ise akıl sanılır. Belki de Bernhard'ın en acımasız cümlesi şudur: İnsan, çoğu zaman başkalarıyla değil, başkalarının beklentileriyle kirlenir. Bu yüzden Kireç Ocağı, bir cinayetin değil; hakikatin, düşüncenin ve insan ruhunun yavaş yavaş boğuluşunun romanıdır. Sayfalar ilerledikçe anlıyoruz ki bazen en büyük kireç ocağı taşları değil, insanın kendi zihnidir; içine düşen her düşünceyi ya taşa çevirir ya da toza.
Duygu ve Düşünce
Kireç OcağıThomas Bernhard · Yapı Kredi Yayınları · 2025412 okunma
Değersiz Bir Hayat
10/10
Bir delilik yaptım, okumaya başladım. Uzun zamandır elime aldığım kitapları bitirmekte zorlanıyorum. Bakalım bu şahane kitap ne kadar süre elimde kalacak? Okurları lütfen spoi vermesin. Saygılar.
Değersiz Bir HayatHanya Yanagihara · Doğan Kitap · 20245,6bin okunma
10/10
·157 syf.··
2026 3. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 22 Haziran 2026 00:00
Kitap okuma alışkanlığını hayatına biraz geç katmış biri olarak, dışarıda keşfedilmeyi bekleyen ne kadar sarsıcı şaheserler olduğunu bu kitapla ile yüzüme çarpan bir tokat gibi hissettim. Sadece bir tavsiye üzerine kapağını araladığım bu eser, benim için bir okuma deneyiminin çok ötesine geçerek derin bir zihinsel tutulmaya dönüştü. Hüsrev karakteri üzerinden anlatılan hikayede beni en çok içine çeken şey deliliğin kendisi değil; 'delilik korkusu'nun o boğucu ağırlığı oldu. İnsanın kendi zihnine duyduğu güvenin sarsılması, kendi yarattığı düşüncelerin altında ezilmesi ve aklını yitirme ihtimalinin verdiği o felç edici endişe... Hüsrev'in aklının sınırlarında dolaşırken hissettiği o çaresizlik o kadar muazzam bir dille işlenmiş ki, okurken karakterin zihnindeki o yıkımı, o tekinsiz getirileri kendi içinizde hissediyorsunuz. İnsanın kendi aklıyla, kaderiyle ve yarattıklarıyla olan bu tehlikeli imtihanı, benim edebiyata ve kitaplara olan bakışımı tamamen değiştirdi. Geç kaldığım tüm o şaheserlere ulaşma arzumu kamçılayan, okuyan herkesin zihninde ağır bir iz bırakacak, kelimenin tam anlamıyla kusursuz bir psikolojik çöküş destanı. Bu karanlık ama muazzam labirente girmeme vesile olan bu tavsiye için ne kadar teşekkür etsem az.
Bir Adam YaratmakNecip Fazıl Kısakürek · Büyük Doğu Yayınları · 202011,6bin okunma