“Hem, insan her zaman boğularak ölmez. Bazen uykuda gider, kuzu gibi, sessiz ve huzurlu. İsa gelir ve seni ağıla sokuverir, öyle derler. Her halükârda, artık soluk almazsın. Canım, insan neden sonsuza dek soluk almak istesin ki? Sonsuza dek yapılan her şey işkenceye dönüşür. Biz zavallı insancıklar birileri bir çıkış yolu tasarladığı için sevinmeliyiz. Uyku konusunda tartışmıyoruz. Ömrümüzün üçte birini sarhoş fareler gibi horlayarak geçiriyoruz. Buna ne demeli? Trajik, değil mi? Ölüm de ömrümüzün üçte üçünü uykuda geçirmek gibi bir şey. Tanrım, biraz aklımız olsa ölümü düşününce kalkıp sevincimizden dans ederdik! Bulduğumuz çarelerden yararlanmayı bilseydik yarın hepimiz yataklarımızda ölebilirdik, acı çekmeden, huzur içinde, ölmek istemiyoruz, sorunumuz bu bizim.”
Çocuklara ne demeli? Gayet iyi bildiğiniz gibi olan hep çocuklara oluyor. Zavallı ufaklıklar onlar ne yapacaklar? Kabadayılığınızı, ümitsizliğinizi, korkaklığınızı ve üstüne titrediğiniz bağnazlığınızı ne yapacaklar?
Keops Piramidi'nin yüksekliğini bir milyarla çarparsak, 93 milyon çıkıyor. Bu da güneşle dünyamız arasındaki uzaklığı veriyor (93 milyon mil). Sizce bu bir rastlantı mı? Peki ya piramidin üstüne denk gelen meridyenlerin, denizi tam ortadan iki eşit parçaya bölmesine ne demeli? Taban alanı, yüksekliğinin iki katına bölündüğünde Pi sayısını (3,14159) elde etmemize ne buyurulur? Piramitte dünyanın ağırlığını veren değerlerin bulunması tesadüf mü? Piramitlerin yapıldığı kayalık alanların büyük bir titizlikle pürüzsüz hale getirilmesi nasıl açıklanabilir?