"Topluma karşı görevler...
Hangi görevler, boş laf bu.
İnsan kendisi için sürdürür yaşamını. Kendi koyduğu koşullar içinde olur biter her şey.
Biraz kötülük, onu dengeleyecek kadar iyilik yapar.
Üzülür, onunla denk tutulamayacak kadar az sevinir. Güzelliklerin tadını çıkarır, güçlüklerle boğuşur.
Toplum niye çıkıyor karşısına?
Eti, kanı, sevinci, yenilgisi, çürüyen bedeni, çözümsüz beğenileri mi var toplumun?
Niye onun değerleriyle kelepçelensin insan?"
Kodlama her zaman zamana yayılmış ve hayatın her olana serpiştirilmiş gizli yahut aleni tekrarlar yoluyla olmaz. Uzmanlarca yapılan bazı açıklamalar tekrara gerek kalmadan da kodlama yaratabilir. Bir sosyal çevre iki senede kodlayabilirken bir uzman 5 dakikada dahi kodlanma meydana getirebilir. Bu sebeple sosyal medyada gezinirken kimleri izlediğimiz, kimleri dinlediğimiz çok önemlidir. Önümüze gelen her gıdayı midemize atmadığımız gibi önümüze her denk gelen veriyi, bilgiyi, uyarıcıyı beğeni atmamak gerekir.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Tehlikenin yaklaşmaya başlamasıyla, insanın yüreğinde her zaman birbirine denk iki ses yükselir: Gayet mantıklı olan ilk ses, insana tehlikenin niteliğini değerlendirmesini ve ondan kurtulma yolları aramasını söyler; çok daha mantıklı ikinci ses ise, tehlikeyi düşünmenin çok bunaltıcı ve acı verici olduğunu, her şeyi önceden görmenin, olayın genel gidişatından kurtulmanın insanın elinde olmadığını ve bu yüzden insanı bunaltan tehlike düşüncesini, tehlikeyle karşı karşıya kalan kadar görmezden gelmenin ve hoş şeyler düşünmenin daha iyi olacağını söyler. İnsan yalnızken birinci sesin dediğini, topluluk içindeyken ise tam tersine ikinci sesin dediğini yapar.
Mutluluğun sırrı bize göredir. Nereden baktığınıza göre değişir. Mutluluğun büyüsünü görmek için ona denk bir ruh halinde olmak gerekir. Hiçbir şey tek başına iyi ya da kötü değildir. Onu tanımlayan şey sizin bakış açınızdır. Bizi mutlu eden şey bir şeyin sahibi olmak değil, tadına varmaktır.