Küba Devrimi, klasik sömürge sisteminşn yıkılışı, ulusal kurtuluş mücadelelerinin Asya, Afrika ve Layin Amerika'daki yükselişinin paralel olarak kapitalist dünyada 1968 Başkaldırısı ve sosyalist dünyada Çekoslovakya İşgali, sınıf mücadelesinin yörüngesini klasik komünist-sosyalist partilerin yürüttüğü sınıf hareketlerinden, ülkemizde daha çok gençliğin başını çektiği anti-emperyalist harekete doğru taşır.
Bu süreçte 1960'ların sonlarında MDD hareketi önce Aydınlık Sosyalist Dergi ile Proletwr Devrimci Aydınlık biçiminde bölünür. Aydınlık Sosyalist Dergi içinden Mihri Belli ve çevresinden kopan Mahir Çayan, Yusuf Küpeli, Münir Ramazan Aktolga, Ertuğrul Kürkçü ve bir grup arkadaşları Türkiye Halk Kurtuluş Partisi-Cephesi hareketini 197q'de kurar; bu hareket de 1972'de bir yanda Mahir Çayan, Ziya Yılmaz, Ulaş Bardakçı ve Ertuğrul Kürkçü, diğer yanda Yusuf Küpeli ve Münir Ramazan Aktolga olarak bölündükten, Kızıldere'de uğranan katliamdan sonra Ziya Yılmaz'ın değerlendirmesitle mahkeme sürecinde 1974'te THKP son bulur. Proleter Devrimci Aydınlık çevresi de önce Türkiye İhtilâlci İşçi-Köylü Partisi'ni (TİİKP) kurduktan bir süre sonra İbrahim Kaypakkaya önderliğinde bir grubun ayrılmasıyla Türkiye İhtilâlci İşçi-Köylü Ordusu (TİKKO) ve Türkiye Komünist Partisi Marksist-Leninist (TKP/M-L) olarak ayrışır
“Miranda Priestly moda endüstrisinin en nüfuzlu kişilerinden biridir ve kesinlikle dünyanın en önemli dergi editörlerinden de biridir. Dünya nın! Onunla çalışabilme şansı, onun dergiyi yönetişini izleyebilmek, ünlü yazarlarla ve modellerle tanışmak, onun istediği her bir şeyi ve her gün elde etmesine yardımcı olmak, eh, sanırım sana bunu yapabilmek uğruna milyonlarca kızın canını vermeye hazır olduğunu söylememe gerek yok.”
Görgü kurallarını (bunlara uymamaktan öyle korkardı ki sürekli kuşku içindeydi), moda olan şeyleri, yenilikleri, büyük yazarların adlarını, yeni filmleri (zamanı olmadığı için hiç sinemaya gitmezdi), bahçelerdeki çiçeklerin isimlerini öğrenmek isterdi. Merakından, bilgi edinmeye açık olduğunu gösterme isteğinden, bilmediği şeylerden söz eden tüm insanları dikkatle dinlerdi. Ona göre yükselmek, her şeyden önce öğrenmekti ("İnsan zihnini donatmalı," derdi), bilgiden daha güzel hiçbir şey yoktu.
Bu karşılığı haksız buldum. Ürkek sevgisi geri tepilen zavallı anne, ben seni bir görüşte anlamış, sana acımıştım. Senin kızın, el değmemiş, örselenmemiş bir ruhtan gelen dik başlılıkla, bilgisinin gücünün verdiği atılganlıkla seni korkutmuştu. Sen onun karşısında kendi yumuşak alaturkalığından, kafaca yetkisizliğinden utanıyordun. Ona yaranmak için, hoşlanmadığın yeni moda kılıklara girmeyi göze aldığın halde mantar pabuçların, boyalı permenantlı saçların rağmına yüreğin titriyordu. Ne yazık!.. Canzi sana karşı hâlâ yumuşamamış.Yalnızlık içinde bir insan... Evet ne çâre, hepimizin derdi bu değil mi? O da yalnız, ben de yalnız, zavallı Hüsniye Hanım sen de yalnız. Biz insanlar birbirimizi yaralamak, yalnız bırakmak için elimizden geleni hattâ gelmeyeni bulup başarmakta hiç gecikmiyoruz.
Alper Gencer - Şarkısızın Şarkısı
susamıyorum sevgilim
çünkü havada sesimi doğuran bir esir var
bütün çilingirleri sofralara çekerek
kapıda kalanlarla konuşmak istiyorum
kapısında kaldıkları sahiden evleri mi?
bir kilidi açmak kolay değil o kadar
hırsızın belki de yoktur kabahati!
**
selam ile insan insana iliklenir
başında ortasında ve sonunda yine selam
çünkü aranızda selamı yayın demiş efendim
**
bu sonucu beğenmedim sebebi neyse kov!
kes iplerini gel beraber vuralım kuklacıları
vuralım ve bir tren yırtsın dünyanın perdelerini
devrilsin ışık ve gerçek rengini giyinsin gül
**
ben trenin içindeyim git kendine bir istasyon bak
bırak onlar kendi koydukları kurallara inansınlar
**
çektirdiğin fotoğraf neden hiç konuşmuyor
**
bütün randevulara düzenli olarak geç kalmakta haklıydım
gök bana göre değildi yeri zaten hiç sorma
gök de kendine göreydi yerde zaten hiç durma
çıktım bir kapısını bulup yaşadıklarımdan
vardım ki seni sevdim
seni sevdim evler arasından bir evdin
Her çağ kendine özgü bir lakap üretir; 1860'larda cadaloz "sıkıcı ve eski moda" anlamına geliyordu; şimdilerde yaşasa Ernestina o pek kıymetli konser müdavimlerine dinozor derdi...