‘Adını tam koyamadığım ve beni ancak türkülerin alıp götürdüğü duyguları derinden özlüyorum. Ve sonra dönüp bakınca yaşadığımız şu hayat gevezeliğinden ölesiye sıkılıyorum. Zamanın baş döndürücü hızı ve anların bitimsiz bir sarhoşlukla kendini tüketişi acıtıyor içimi. En çok da, kendi ellerimizle biçimleyip kendi yolumuza sıraladığımız engellerin çokluğuna yanıyorum.’
Sayfa 39·Kitabı okuyor
En iyi yıkıcıdır cesaret: merhameti de yıkar. Ama en derin uçurumdur merhamet: insan ne denli derinine bakarsa yaşamın, o denli derinden görür acıyı.
Sayfa 154·Kitabı okuyor
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Kimsenin kendi sınırlarını saptayıp ben buraya kadarım diyebileceği bir nokta yoktur. ' der Plotin. Çünkü kendimiz olma hissini en derinden duyduğumuz an, ancak,'ben' olarak kendimizi unuttuğumuz andır.
Sayfa 80 - Versus·Kitabı okuyor
Araştırma-İnceleme
Çoğunlukla aşk, uzun bir arkadaşlıktan sonra filizleniyor. Romantik çekimi kıvılcımlandıran, kimi zaman sevgilinin dış görünüşü, kimi zamansa muhteşem, sevilesi mizacı ya da iki kişiyi derinden etkileyen ortak bir deneyim oluyor. Hoşlanma doyurucu bir aşka, bir evliliğe evrilebildiği gibi, yıkıcı, ıstıraplı bir ilişkiye de dönüşebiliyor. Kimi zamansa inceldiği yerden kopuyor. İşte o zaman kafamız karışıyor. Madem ortada sevecek bir şey yoktu, “Ben nasıl oldu da gidip bu değmez insana âşık oldum? Kaçınılmaz yanıtımız şu: “Aşk gözümüzü kör etmişti.”
Sayfa 14 - iletişim·Kitabı okuyor
kendini dünyaya maruz bırakmayı öğrenmek …
Malte Laurids Bridgge'in Notlarínda Rilke görmeyi yaralanma olarak tasvir eder. Görme, "Ben"in bilinmeyen mıntıkasına giren şeylere kendisini tamamen maruz bırakır. Görmeyi öğrenmek, dolayısıyla aktif, bilinçli bir süreçten başka bir şey değildir. Daha ziyade meydana gelmeye-bırakmak veya meydana gelmeye-maruz kalmaktır: "Görmeyi öğreniyorum. Sebebini bilmiyorum fakat her şey bana daha derinden giriyor ve her zaman vardıkları noktada artık kalmıyorlar. Hakkında hiçbir şey bilmediğim bir iç tarafım var. Her şey oraya doğru gidiyor. Orada neyin meydana geldiğini bilmiyorum."
"çünkü en iyilerden olmayı daha fazla ertelemeyen insan bir rahip, tanrının bir hizmetkarı, vaizi gibidir ve onun yanında yer alır; içindeki tanrısal güç onu hazların kirletmesinden, tekmil dertlerin açacağı yaralardan, kibrin zararından korur; kötülüklere karşı hissiz, hiçbir acının yenemeyeceği o en büyük yarışmanın galibi kılar; adaleti derinden hissetmesine, ruhtan gelen her şeyi yazgısı olarak, uysallıkla karşılamasını sağlar."
Alıntı