Ebû Bekir Muhammed bin Zekeriyyâ er-Râzî’ye atfedilen veya onun görüşlerini içerdiği düşünülen farklı eserleri derleyen Kitap, Râzî’ye ait olduğu düşünülen eserleri; Bîrûnî, Ebû Hâtim er-Râzî vb. farklı isimlerin eserlerinde yaptıkları atıflar ve derlemeler üzerinden değerlendirmekte, asıl eserlerden önce yer alan açıklama bölümlerinde ise bu konudaki farklı görüşleri detaylı şekilde ele almaktadır.
Ahlâk’ın İyileştirilmesi ve Filozofça Yaşama bölümleri, aklı önceleyen ve insan hayatına doğrudan etkisi bulunan konularda günümüzde de geçerliliğini koruyan psikolojik analizler sunmaktadır.
Eserde yer alan sonraki risaleler ise tartışmanın asıl yoğunlaştığı bölümlerdir. Farklı bölümlerin farklı kişiler tarafından, farklı zamanlarda ve bazılarında Râzî’nin ismi dahi zikredilmeden nakledildiği belirtilmiş olmasına rağmen; “Metafizik Hakkında”, “Kitâbü’l-İlm’i’l-İlâhî” ve “Ebû Hâtim ile Râzî arasında geçen tartışma” bölümlerinin aynı eser içerisinde birlikte sunulması, eserin yorumlanmasını zorlaştırmaktadır.
“Metafizik Hakkında” bölümünde Allah’a ve ahirete inancını açık biçimde ortaya koyan; Aristoteles ve onun takipçilerine karşı zamanın ezelî olmadığını, cansız tabiata irade atfedilemeyeceğini güçlü biçimde savunan bir düşünür profili görülmektedir. Buna karşılık “İlm-i İlâhî” kısmında zamanın beş ezelî unsurdan biri olarak ele alındığı görülmektedir.
200'den fazla eserinin 59’unun günümüze ulaştığı bilinen, eserlerine “Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adıyla” diyerek başlayan ve “[196] Bize göre dünyanın haz ve elemi, ömrün sona ermesiyle son bulduğuna; ölümün olmadığı o âlemdeki hazların sürekli ve sonsuz olduğuna göre, sonsuz ve sürekli hazları bırakıp sonlu ve geçici olanı tercih eden kimse aldanmıştır.” ifadeleriyle ahiret inancına dair görüşlerini ortaya koyan
Sondan başlayalım ve diyelim ki: "Belki Roger Graudy, Avrupa'da yetişmiş bir Hans'ta bazı taşları yerinden edebilir; ama Anadolu'nun suyundan içmiş Rauf'a değemez."
Bu kitabın iddiası şudur: Batı'lı kültür/bilim yazıcılığı sakattır; dünyayı kendi merkezli tariflerinde emperyalizm/kapitalizm etkisi vardır. Bu bakış açısı yanlıştır. Bu yanlışlığı ispat için ufak derlemelerle "potpori" hazırlamış Graudy, dünyanın çeşitli coğrafyalarından verilerle. Hindistan, Çin/Japonya, İran, Afrika, Amerika vs... Bu derlemeler şu an günümüzde vikipedi'nin ilk paragrafı okunduğunda elde edilebilecek bilgilerden fazlasına sahip değildir, ne yazık ki! Ayrıca Graudy'inin Avrupa merkezli kültür ve bilim reddini açıklamak adına yeterince incelenmiş ya da tartışılmış durumda da değildir.
Bu bilgileri serptikten sonra da kısa bir son bölüm ile Graudy'i der ki; yaşamak için medeniyetlerin kaynaşması gerekmektedir. Neden sorusunun cevabı ise bana "kapalı" kalmıştır. Örneğin sormak lazım Graudy'ye neden en iyisini tespit edipte onun istikameti üzerinden ilerlemiyoruz da; hepsini bir potada eritmeye çalışıyoruz! Ak koyunu kara koyunu neden belirlemiyoruz ki!
Eğer Batı medeniyeti (ki gerçek anlamda bir medeniyet sahibidirler mi, tartışmak lazım) doğru yol üzerinde değil ise; neden ondan istifade etme gayesi.
***
Rönesans- kapitalizm ilişkisi hakkında alıntı
Rönesans, bir kültür hadisesi olmaktan daha çok, kapitalizmle sömürgeciliğin eş zamanda doğmaları hadisesidir. Kapitalizmle sömürgecilik iç içe ve sarmaş dolaş hâldedir. İkisi de kültür plânında, git gide Allah'a karşı kayıtsız bir tavır takınan ferdin güç gösterisinin övülüp yüceltilmesini esas alır. İkisi de hikmetten (bilgelikten) koparılan bilimi, tabiat ve insanlar üzerinde hâkimiyet kurma ihtirasının kölesi yapar.
İşte o zaman
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Tolstoy’un öykülerinden derlemeler olan kitap çoğunlukla Hristiyanlık propagandası yapar nitelikte hikayeler barındırıyor. Bizdeki menkıbeler gibi düşünülebilir. Evde duruyordu, okumak istedim ancak beni bu tür gerçeklikten uzak masallar sıkıyor. Zaten son 40 sayfaya okumadan sadece göz attım. Çocukların hayal dünyasını geliştirebilir ama ben tavsiye etmem.
Rahmetli Uğur Mumcu'nun 1977, 1978 ve 1979 yıllarında kaleme aldığı yazılarından derlemeler. Üzerinden yaklaşık 50 yıl geçmesine rağmen güncel bir şey okuyormuşsunuz gibi... Namuslu ve cesur kalemin ülkemizdeki bayrak isimlerinden olan Mumcu, dönemin politik ve toplumsal olaylarının muhatabı olan siyasilere orantısız zeka uyguluyor. Öldürülen isimlerle alakalı peşpeşe yazıların geldiği kısım, insani duygularını kaybetmemiş olan herkesin içini paramparça eder sanıyorum. Hele Uğur Mumcu'nun da daha sonra o alçak cinayetlerden birine kurban gittiğini düşününce.. Dönemin siyasetçilerini tanımak için de güzel bir kitap. Ecevit'in, Demirel'in basiretsizliğini mesela. Türkeş'in içten pazarlıklılığını mesela.. Uğur Mumcu'nun ruhu şad olsun.
Tüfek İcat Oldu...Uğur Mumcu · Uğur Mumcu Vakfı Yayınları · 1999344 okunma
Gazete köşe yazılarından derlemeler içeren bu kitabı, adını ilginç bulduğum için aldım ve okudum. Bence kitap olarak basılmasına gerek yokmuş, kütüphanede yeri olmayacak bir kitap
Zeplin Kitap'ın yazarlardan derlemeler serisinin bu kitabında Dostoyevski'nin eserlerinden derlenmiş seçkiler bulunuyor. Dostoyevski'den alıntılar 96 sayfaya sığamaz ve zaten sığmamış da. Bu seçkiler içine alınmamış pek çok güzel tespitleri de var Dostoyevski'nin. Ayrıca, yazarın bir özelliği de aforizmalarının kısa sözlerle ifadesinden ziyade bağlam içinde anlam kazanan sözlerle ifade edilmesi. Bu nedenle, kitabın sonlarına doğru paragraf şeklinde verilen ve birkaç cümleden oluşan bölümlerde anlatılanlar daha anlaşılır ve güçlü fikirler içeriyor.