Othello Bir çırpıda okunabilecek gözünüzün önünden film şeridi gibi akıp gidecek bir şaheser. Çeviri olduğu hâlde yazarın kelimelerle bağı öyle net belli oluyor ki kendi dilinde nasıl bir belagatı
Bir İdam Mahkûmunun Son Günü Yazarın diline, üslubuna, kitabın akıcılığına yorum yapmaktan ziyade bana hissettirdiklerini anlatmak istiyorum.
Derler ki iyi gördüğün şeylerde senden yukarıdakileri seyret ki daha iyi olmak için çaban artsın. Kendinde eksiklik gördüğün bişey varsa, o da bir başkasına göre fazlalıktır. Onu gör ki; elindekinin farkında olasın. Kitap için sözlerime burdan başlamak istedim çünkü aldığım nefesin dahi kıymetini hissettirdi en çok bana. Milyarlarca gelip giden konup göçen insan ömrüne nispetle ömrümüz bir an gibi. Yazarın dediği gibi hepimiz aslında günü belirli ama bizim bilmediğimiz bir ölümün mahkumuyuz. Nefes alıp verebildiğimiz her an çok kıymetli ve biz yaşam telaşı içinde öyle küçük şeyleri dert ediniyoruz ki..
İdam mahkumunun çocuğu ile karşılaştığı anları, çocuğunun ondan bir yabancı gibi çekinmesini gözümde canlandırdığımda çok etkilendim. Ayrıca idama mahkûm olmuş ölümü bekleyen birinin gözünden diğer insanların umursamazlığını, devam eden yaşam telaşlarını izlemenin zorluğunu bir nebze de olsa hissettim.
Kitap okudukça kitapların insana farklı dünyaları yaşatabildiğini farkediyor insan. Sanki kaç kitap kahramanının gözünden baktıysan dünyaya, o kadar çok yaşayabilirsin gibi şu kısacık hayatta.
Kitaptaki mahkumdan çok da farkımız yok. Hepimiz geçiciyiz ve takriben 100-200 sene içinde bizi bilen insan dahi kalmayacak dünyada. Tek çaremiz var iyi insan olabilmek. İyi olmayanın zindana ihtiyacı yok ölüme mahkum. İyiler zaten ölmez.
“Ev alma, komşu al derler ya... Peki ya o komşu bu dünyaya ait değilse?"
Bugün sizi Türk edebiyatının en nevi şahsına münhasır, en absürt ve en sıcak fantastik dünyalarından birine götürüyorum!
Uzunharmanlar'da Bir Davetsiz Misafir, büyülü gerçekçilik ile mahalle kültürünü harika harmanlayan gizli bir klasik.
Roman, hayatın karmaşasından kaçıp kendi kabuğuna çekilmek isteyen Musa’nın, Uzunharmanlar semtinde kiraladığı o tekinsiz evle başlar. Planı sadece yalnız kalmaktır ama taşındığı andan itibaren evde yalnız olmadığını anlar. Karşısına aniden çıkan, argosu bol, huysuz ama bir o kadar da sevimli "Leyla" (namıdiğer Aspendos) isimli o davetsiz misafirle hayatı tamamen değişir.
Kuru bir fantastik kitap gibi düşünmeyin; yazar doğaüstü olayları bizim bildiğimiz o sıcak, samimi mahalle ortamına o kadar güzel yedirmiş ki... Akıcı bir üslupla kaleme alınmış, insanı okurken hiç sıkmayan bir anlatımı var. Yalnızca Leyla’nın çok fazla argolu konuşması beni bir tık rahatsız etti, o kısımlar biraz abartı gibiydi.
Son sayfalardaki o şaşırtıcı ters köşe bitiş gerçekten çok iyiydi. Hiç beklemediğim bir yere bağlandı ve beni şaşırtmayı başardı. Farklı bir eser okumak isteyenlere naçizane tavsiyemdir.
Edebiyatla kalınız..
Değiştir
Aile,çocuğun ilk deneyimlediği sosyal çevre.Sağlıklı bir aile yapısı,çocuğun duygusal ve sosyal gelişimi için önemli.Sevgi, şefkat, sıcaklık ve güven ortamı sağlayan bir aile,
Herkese selam. Bu kadar ince bir kitaba nasıl böylesine çok duygu ve yaşanmışlık sığdırılabilir, diye şaşırıyorum... Mualla… hayatla ölüm arasındaki ince çizgide yürüyen, görünürde sessiz ama derin
Yazgı
“Hayat ,bir yamayı dikerken başka yerden söküyor insanı..”
Gerçek yaşamdan esinlenilerek kurgulanan eserleri okumayı sever misiniz?
Ben cok severim.
#yazgı benim bir solukta okuduğum yüreğimde derin izler bırakan kıymetli bir eserdi.
Yazarımızın su gibi akıcı kalemini çok sevdim.İyi ki kalemiyle tanışmışım.İnsallah yazarımızın daha nice nice eserlerini okumak nasip olur.
Eserin son kapağını kapattığımda,güçlü bir kadının direnci ile başarılı bir genç kızın inadının birleşmesiyle yılların yükünü omuzlarından nasıl attıklarına şahitlik etmiş oldum.
Yaşadıkları büyük zorluklardan sonra verdikleri mücadeleyi cok takdir ettim çok.
Sıkıntılardan sonra gelen huzur ve mutluluk ise paha biçilmezdi…
Reyhan ve kızı Melis in mutluluğu ve sonsuz huzuru yakalamasına cok mutlu oldum…
Reyhan ın annesi Hatice Hanım ı da ayrı sevdim.Güçlü,çalışkan,merhametli,vicdanlı bir kadındı.Kendisine iftara atan kişiyi affedecek kadar da yüce yürekliydi…
Ayşe nin yaptığı ihaneti gençligine verdim ama kitabın sonunda ki o süprize Reyhan kadar bende şok oldum…
Dünya küçük derler de inanmazdım…
Güçlü kadın hikayeleri okumayı seviyorsanız,üç kuşağın hikayesini okuyun derim.
Kalın sağlıcakla