Aramıza yerleşen dev bir sessizlik konuşmamıza engel oluyordu sanki. Oysa birbirimize söyleyeceğimiz şeyler öyle çoktu ki…
“ Biraz kazılsa toprak görünür aslında. Biraz kaldırılsa dünyanın kabuğu görünür gerçek var olan çıplaklığıyla.. Görünür o muhteşem yazı. Dev harflerle. Bütün kıtaları kaplayan ve hepsinin altına kazınmış olan: MADE İN USA.. ”
Alıntı
Reklam
Son alıntı diyelim :)
Elmalara bürünmüş dev bir meşe gibidir içinizdeki engin insan. Gücü sizi toprağa bağlar, mis kokusu göklere yükseltir ve ölümsüz olursunuz onun kalıcılığında.
Alıntı
Çükütay yapma, başına buyruk olma oğlum (kendi bildiğini okudu)
Kendi penisini keşfeden erkek çocuk için bu "ekstra" organırı ikili bir anlamı var: Birincisi, onu dünya nüfusunun yarısından otomatik olarak üstün kılan bu nesne, bir hükmetme aracı. İkincisi, arzu nesnesi ile kendisi arasmda bir köprü; arzuladığına onunla ulaşacak. Kuşkusuz çocuk başlangıçta bu ufak tefek, pörsük ve bildiği kadarıyla yalnızca işemeye yarayan organa atfedilen müthiş önemi pek anlayamaz. Ama hayatının bir anında babasının penisiyle karşılaşır; bu karşılaşma ister gerçek, isterse de hayali olsun fark etmez. Sır çözülür: Kendi gerçek penisinin karşısına (çocuk gözüyle) dev ve işlevsel bir sembol dikilmiştir. Babaya atfedilen tüm özellikler bu "dev" organda odaklanır: otorite, hükmetme, sahip olma. Anneye sahip olan, evde sözü geçen ve hükmeden babanın penisi sınırsız ölçüde daha büyüktür. Ve böylece de arzu nesnesine sahip olma/hükmetme denkleminin de sırrı çözülmüş olur: Penis (gerçek, anatomik olarak tanımlı bir organ) bir dil sıçrarnasıyla, Latinceden Yunancaya tercüme olunur ve Fallus (iktidar/hükmetme sembolü) haline gelir.
Sayfa 65·Kitabı okudu
1000Kitap
Yaşadığı olayları bir böceğin gözünden anlatarak ilginç bir bakış getiren Kafka, Dönüşüm hikayesine şu cümleyle başlar; "Gregor Samsa bir sabah bunaltıcı düşlerden uyandığında, ken­dini yatağında dev bir böceğe dönüşmüş olarak buldu. "Hikaye bir böceğin gözünden sürüp gider. Uzaydaki bir astronotun gözünden dünyada yaşanan olaylara, baktığımızda, dert edi­len birçok şeyin anlamsız olduğunu görürüz. Uçaktan yaşadı­ğımız şehir öyle küçük gözükür ki, insanın en büyük problemi dahi bir şey ifade etmez.
Emevî Camii
Burası milattan önce binli yıllarda Arami Krallığı tarafından ilk başta bir tapınak olarak inşa edilmiş. Romalılar Şam'a girince tapınağı büyük bir kiliseye çevirmişler. En sonunda da Emevi Halifesi Velid Abdülmelik tarafından Şam'ın doğusuna inşa edilecek 3 kilise karşılığında dev mabet tamamen Müslümanların hizmetine sunulmuş ve böylece ortaya Emevi Camii çıkmış.
Sayfa 26 - İz·Kitabı okuyor
Alıntı
Reklam
Reklam