hikaye-1
Göğüs cerrahisi doktoruyla konuşuyorduk geçenlerde. - Akciğer grafine baktım. O kadar sene oldu. Bir ciğerin sarardığını ilk kez gördüm. Tanı alman için senden bir de kan tahlili istiyorum tekrardan. Şimdi şu tahlilleri yaptır . 2 saat sonra tekrar gel - Peki doktor bey. Hemen kayıtları yaptırıp gittim. Ve sıra bekliyorum. Sıra da kimler kimler yok ki! Cemaller, Turgutlar, Nazımlar hatta Baki, Muhubbi, Avni bile bekliyordu. Kendi arasında konuşuyordu herkes. Sonra bana sordular. Senin sorun ne diye. Ciğerim sararmış dedim bende. Küçük bir tebessüm ve biraz da hüzün dolu bakışla baktılar . Şaşırdım bende. Sonra bende sordum tabi. Sizlerin sorunu nedir diye. Onlarda benimle aynı hastalıktan muzdaripmiş. Bende istemsizce sordum. Tedavisi var mı? Avni sağ olsun bir iki kelam etti. Ben yasasını yazdım. Selimi ben şiiripençe oldum dedi. Ondan sonra pek söz eden olmadı. Kanlarımı verdim. Sonuçları beklerken Cemal abinin sırası geldi. Ve sıram geldi kendi iyi bak evlat dedi. Bende sağ ol Cemal abi dedim. İyi adamdı Cemal abi. En azından yüzünden öyle anlaşılıyordu. Sonuçlar çıktı. İki saatin nasıl geçtiğini anlamadım. İçki de kitaplar var. Hastane de yapılacak en güzel etkinlik fon müziği eşliğinde kitap okumak. Neyse sıram geldi benimde. Doktorun yanına. …(devamı başka zaman)
Edebiyat
🎬 AYRILIK DA SEVDAYA DAHİL MİNİ 2026 / 1 sezon, 8 bölüm / Ocak 2026 de izledim Her bölüm yaklaşık 50 dakika Türkçe Kanal / Nerden izlerim : Netflix / Netflix, İnternet Puan IMDb : 6.3 / Benim : 7.4 Tür: Dram, Romantik Türk Yapımı 16+ Yönetmen : Selim Demirdelen Senaryo: Yavuz Turgul 📌 KONU : Dizi, tefeci bir ailenin tahsilatçısı Kemal ile mecburen lokanta işleten senaryo yazarı Afife'nin bir borç meselesiyle kesişen imkânsız aşkını konu alıyor. Yavuz Turgul imzalı 2026 yapımı dizi, sert bir dünyada erdem, vicdan ve aşk kavramlarını sorgulatan 8 bölümlük bir Netflix dramasıdır. 💬 YORUM : Dizide Yavuz Turgul izi o kadar belli oluyor ki... Aslında sert bir adam olmaya çalışan bir tefecinin kalbinin naif kısmına şahit olmaya başlıyoruz. Bunlar n yanında herşeye rağmen ayakları üzerinde durmaya çalışan bir Afife ve onun sert dominant halleri. Hem içinize dokunuyor, hem ara ara güldürüyor ve sonra başka bir kadının karşılıksız aşkı karşısındaki çaresizliğinde hüzünleniyorsunuz. Aşkın yanı sıra toplumsal farklılıklar, sadakat, aile kavramı ve vicdani değerler de işleniyor. Sonlara doğru olan o eski tiyatroculara yapılan atıflar ise dizinin en güzel yeri bence. Melankolik ve Yeşilçam havası barındıran bir dizi. Yumuşak keyifli bir dizi arıyorsanız buyrun izleyin derim. 🔄 DEVAM / İPTAL Aslında mini dizi olarak çıktı ve hikaye de bitti ama netlik yok her an devamı çekilebilir bilemiyoruz 🎯 Bunu sevenler şunları da izleyebilir: • Zeytin Ağacı • Enfes bir Akşam • Masumiyet Müzesi • Fer • Geleceğe Mektuplar Siz izlediniz mi? İzleyenler varsa yorumlara bekliyorum
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
[2.BÖLÜM] Bir Aile Sagası Üzerinden İnsanlık Tarihi ve Kolektif Kader Çözümlemesi Yüzyıllık Yalnızlık romanı, bir Aile Sagası’dır hatta aile sagasının postmodernist parodisi gibi durmaktadır. Aile sagası, bir ailenin birkaç kuşak boyunca yaşadıklarını anlatan geniş zamanlı hikâye türüdür. Bir ailenin kuşaklar boyu süren yükselişini, çöküşünü, sırlarını, ilişkilerini ve kader döngülerini anlatan yapıtlar için kullanılır. Bir aile sagası, sadece bireyleri değil, o bireylerin ait olduğu toplumsal sınıfı, kültürü ve tarihsel dönemi de anlatır. Bir ailenin hikâyesi üzerinden bir ülkenin değişimi, bir dönemin ruhu ya da insanın değişmeyen doğası işlenir. Gabriel Garcia Marquez’in başyapıtı olan Yüzyıllık Yalnızlık da Kolombiyalı Buendía Ailesi’nin yedi kuşaklık öyküsünü anlatmaktadır. Daha önce Thomas Mann’ın Buddenbrooklar ve Orhan Pamuk’un Cevdet Bey ve Oğulları’nı bu roman türünde okumuştum. Ancak Gabriel García Marquez’in, Yüzyıllık Yalnızlık’ı elbette çok daha derin, çok daha boyutlu ve evrensel nitelikte. Diğer yazarların kitaplarını da beğenmeme rağmen Yüzyıllık Yalnızlık onlarla asla kıyaslanamaz bile. Aile sagalarında en başlarda bir çöküşün ve ölümün nefesini hissetmezsiniz. İlk başlarda herşey güllük gülistanlık başlar. Ancak en başından itibaren hep bir çöküşün ve sonunda da ölümün geleceğini sezgisel olarak hissederek okursunuz. Bu ailenin başına kesin bir bela gelecek hissiyle hafif mayhoş okutur böyle eserler kendini. Buddenbrooks ve Cevdet Bey ve Oğulları’nı da yine böyle bir hisle okumuştum. Nitekim bu romanın da kaderi böyle oldu. Aile sagaları, nesiller boyu aktarılan bir aile romanı olsa da aslında aileye eklemlenmiş tek tek tüm bireyler, bu türdeki bir romanın yıldızını parlatır. Gabriel Garcia Marquez, Yüzyıllık Yalnızlık’ın ilk mütevazı provasını Albaya Mektup Yok romanı üzerinden yapmıştır. Albay’a Mektup Yok romanı, Yüzyıllık
Edebiyat
Nisan ayı tbr listesi
Older Görenler bilir aslında bu kitabı Mart ayı okuyacakalarım listesine eklemiştim zaten. Ama bu kitap karakterlerin arasında ciddi bir yaş farkı olduğu halde o kadar sevildi, beğenildi ki. Ben dedim ki "kesin ben bu kitaba bayılacağım" Zaten ilk başta konusunu okuduğumda ben beğeniceğimi düşünüyordum. Ama diğer okurların bu kitabı bu kadar çok sevmeleri benim kitaba bayılacağımı kesinleştirdi yani. Ve benim kaç gündür tek sevindiğim bir şey var o da: Bu kitabın elimde olduğu ve benim artık okuyacağım günün gelip çatması. (Kesinlikle okuyunca inceleme yazacağım) Kalbimdeki Bıçak Yazarın daha önce Beni Geride Bırak kitabı sayesinde kalemi tanıştım. Ve beni takip eden herkes bilir profilimde sabitlediğim incelmesi de duruyor. Hiç beğenmemiştim, yarım bıraktım hatta. Bu kitabı okumaya karar vermek bile benim için çok şaşırtıcı bir şey oldu. Yinede darc romance tarzında bir kitap olduğu için hayır diyemedim bende. Sırtındaki Hançer Bu da bir önceki kitabın ikinci ve son kitabı. Beni Geride Bırak kitabında bir çifti anlatmıştı. Bu iki kitapta ise başka bir çifti anlatıyor. Ben iki kitap olduğunu bilmiyordum ama öğrendikten sonra ilk kitabını bilerek okumadım. Ve yazar çok hızlı bir şekilde bu ikinci kitabını hemen çıkarttı. İkisini de bir an önce okuyup incleme yapacağım. Seri devam edicek ama başka karakterleri anlatacak diye biliyorum. Ay Işığı ve Yakamoz Her ay yaptığım gibi sadece darc romance türü okuyarak ayı bitirmek istemiyorum. Sürekli aynı türü okuyunca okuduğum kitaptan soğuyorum sonra. O yüzden araya bu kitap gibi romantik, dram kurguları koydum. İnşallah arada bi böyle tatlış kitaplar okuyacağım. Yani öyle planladım şimdilik. Tek kitap olduğunu bildiğim için çıtır çerezlik iki günde bitiririm büyük ihtimal. Senden Kaçamam Yazarın yine böyle bir çiftlik tarzı iki kitabını daha okumuştum. Bunlar
1000Kitap
Sümer Tabletleri İslam’ı Yalanlıyor mu, Yoksa Doğruluyor mu?
Sosyal medyada sıkça karşınıza çıkmıştır: "Nuh Tufanı zaten Gılgamış Destanı’nda vardı", "Hz. Adem kıssası Sümer metinlerinde de geçiyor, demek ki dinler Sümerlerden kopyalanmış!" Bu iddiayı ortaya atanlar, aslında farkında olmadan İslam’ın en temel iddialarından birini desteklediklerini görmezden geliyorlar. Neden mi? Gelin, birlikte inceleyelim. 1. "Her Kavme Bir Uyarıcı Gönderdik" Hakikati Kur’an-ı Kerim, İslam’ın sonradan uydurulmuş yeni bir din olmadığını, aksine insanlık tarihinin başlangıcından beri süregelen tek bir dinin (Tevhid) devamı olduğunu söyler: "Andolsun ki biz, her ümmete, 'Allah’a kulluk edin ve tağuttan sakının' diyen bir peygamber gönderdik." (Nahl Suresi, 36) Bu ayet bize şunu söyler: Mezopotamya’da, Mısır’da, Hindistan’da veya Amerika kıtasında yaşamış her toplum, İlahi bir mesajla tanıştı. Eğer Sümer tabletlerinde tevhid inancına, ahirete, mizan terazisine veya peygamber kıssalarına dair izler buluyorsak; bu, İslam’ın oradan kopyalandığını değil, bir zamanlar Sümer halkına da hakikati anlatan bir peygamberin gönderildiğini ispatlar. 2. Ortak Hafıza: Tufan ve Yaratılış Sümerlerin "Ziusudra"sı, Babillerin "Utnapiştim"i ve Kur’an’ın "Hz. Nuh"u... Hikayelerdeki benzerlikler tesadüf değildir. İnsanlık tarihini derinden sarsan bir olay (Büyük Tufan), o bölgede yaşayan tüm halkların hafızasında yer etmiştir. Seküler Bakış: "Sümerler uydurdu, Semavi dinler onlardan aldı." İlahi Bakış: "Olay gerçektir, Allah tarafından vahyedilmiştir. Sümerler bu gerçek olayı zamanla mitolojiye karıştırıp efsaneleştirmiş, Kur’an ise olayın aslındaki tevhid eksenini (saflaştırılmış halini) bize bildirmiştir." 3. Zamanla Bozulma (Deformasyon) Süreci Tarih boyunca dinler hep aynı döngüyü izlemiştir: Allah bir peygamber gönderir -> Toplum bir süre doğru yolda gider ->
Alıntı
Şu aralar inanmak ve yanılmak hep birbirinin devamı..