• 200 syf.
    ·1 günde·8/10
    inceleme, iki bölümden oluşacaktır; birinci bölümde kitabı özetleyeceğim, ikinci bölümde eser hakkında kısa yorum yapacağım.

    1. köprülüler
    kitap iki bölümden oluşmaktadır:

    - köprülü mehmed paşa
    - köprülüzade fazıl ahmed paşa

    1.1. köprülü mehmed paşa

    köprülü mehmed paşa, osmanlı devleti'nin çöküşünü, dağılmasını ve yıkılmasını durduran bir veziriazamdır. köprülü, sultan dördüncü mehmed zamanında görev yapmıştır. köprülü'den önce, padişahın sekiz yıllık saltanatı sırasında on beş sadrazam değiştirmesinin üstünde durmak gerekir:

    sultan ibrahim'in oğlu olan sultan mehmed, çocuk yaşta tahta çıkmıştı ve önce babaannesi kösem sultan, sonra da validesi turhan sultan'ın kontrolünde kalmak zorunda kaldı. bu esnada istanbul'da patlak veren sipahi isyanları çok kanlı sonuçlar doğuruyordu. meşhur vaka-i vakvakiye de bu dönemde yaşanmıştır. sadrazamlar ya beceriksiz ya da çıkarcı olduğu için uzun süreli iktidar söz konusu olamıyordu.

    köprülü'yü turhan sultan'a öneren ise kasım ağa'dır. köprülü ile görüşen turhan sultan, devlet-i âliyye-i osmaniyye'nin geleceği için köprülü'nün şartlarını kabul etmek zorunda kalmıştır.

    köprülü hiç zaman kaybetmeden istanbul'daki isyanları kanlı yolla bastırmış, ege'de işgal altında bulunan adaları kurtarmış, ayaklanan erdel beyi'nin üstüne yürümüş ve sorunu çözmüş, hiç zaman kaybetmeden anadolu'daki celali isyanları üzerine çalışmıştır. bu isyanları sindirmek de kolay olmamıştır, kanlı bir sürecin ardından anadolu'da da geçici huzur sağlanmıştır.

    yabancı devletlerin elçileri ile de gereğince görüşmüştür.

    maliyeyi toparlamaya çalışmıştır. gerçek ulemalarla dost olmuş, sahte ulemaların ise kellesini almıştır. bilim adamlarına kıymet vermiştir.

    divan yolu'nda kütüphane, cami vb. yaptırmıştır.

    hulasa; köprülü mehmed paşa, acımasız ve hızlı yollarla adaleti, düzeni sağlama yolunu seçmiştir; fakat osmanlı'nın iktidar ve gerileme sorununa çözüm bulmuştur.

    ve hasta iken, kendisini ziyarete gelen sultan mehmed'e de oğlu fazıl ahmed'i önermiştir. cenazesi vasiyet buyurduğu üzere defnedilmiştir.

    1.2. köprülüzade fazıl ahmed paşa

    köprülüzade, seyfiye sınıfına mensup değildir, ilmiye sınıfındandır. genç yaşta sadrazamlık görevini üstlenmiştir. göreve geldiği ilk yıllarda babası gibi sorunlara şiddetle çözüm getirse de, ilerleyen yıllarda daha soğukkanlı ve sağduyulu olmayı başarmıştır.

    ilk yıllarında, avusturya ile savaşan orduyu yönetmiştir. avusturya karşısında başarılı siyaseti sayesinde türkiye lehinde barış antlaşması imzalanmıştır. avusturya adı altında batıdaki (erdel, macaristan) sorunları çözmüştür, sırada uzun yıllardır alınamayan girit adası vardır. bütün hıristiyan devletlerin yardımlarına karşın venedikliler, osmanlılar'a; serdar-ı ekrem köprülüzade fazıl ahmed paşa'ya mağlup olmuştur.

    paşa'nın dış siyasette bu başarıları ona itibar kazandırıyordu hiç şüphesiz.

    aynı başarısını polonya savaşında da sürdürdü, yapılan barış antlaşması yine olumlu maddeler içermekteydi.

    dış siyasette cepheden cepheye koşması, saray, sultan ve iç siyaseti idare etmesi onu yordu, hasta düşürdü. günden güne daha da kötüye gidiyordu. yine de devlet işlerinden kendini alıkoyamıyordu. henüz kırk iki yaşındayken, dinlenmek için girdiği yataktan bir daha kalkamadı.

    2. kitap hakkında

    ahmed refik'in geniş kapsamlı araştırmaları ve çapraz okumaları, kendine has üslubuyla birleşince ortaya muazzam bir kitap çıkmış. kitabın ilk sayfaları köprülüler'den önce osmanlı iç siyaseti hakkında bilgi veriliyor.

    mehmed paşa ve oğlu ahmed paşa, hiç şüphesiz osmanlı'nın en zor zamanlarında sadrazamlık görevini üstlendiler. iç isyanlar, dış siyasetteki alaya alınma, girit savaşında ordunun başarısızlığı devleti olumsuz manada etkilemişti. önce mehmed paşa, isyanları sonlandırıyor, dış siyasette yeniden itibar kazanıyor; sonra yerine gelen ahmed paşa içteki rahat ortamdan dış siyasetle daha çok ilgileniyor ve neticesinde avusturya, girit ve polonya meselelerini çözüyor. ancak ahmed paşa'nın erken vefatı yüzünden yine bir iktidar sorunu ortaya çıkıyor.

    isyanlar bir süre sonra yine ortaya çıkıyor: bunun nedeni de iki sadrazamın sorunlara kalıcı sorunlar değil de, geçici sorunlar bulmasından; halkı eğitememesinden kaynaklı olduğunu söyleyebiliriz.

    200 sayfalık bu eser, 17. yüzyıl osmanlı tarihine ışık tutuyor, her kütüphanede bulunmalıdır.

    ahmed refik'in diğer eserlerini de okumanızı tavsiye ederim.
  • Şeyh Salim adında bir sahtekar, vakıflardan kendine günde 1000 Akça maaş bağlatmıştı. Köprülü Mehmed Paşa onun gibi vergi kaynaklarına el koyanları bertaraf etmek için genel yoklama yaptırdı. Varlıklı, çalışabilir olanların maaşlarına el koydu. Hak edenleri kayıt altına aldı. "Duâgûy umûm üzere" kaldırıldı.
    Şeyh Salim, Köprülü huzuruna çıkıp beratlarını gösterdi. Şeyhe günde 200 akça yeter diye, hazineye ait öteki gelirlerine el koydu. Şeyh hiddete gelip tehdide kalkıştı; Köprülü, durumu padişaha terhis ile arz edip Ases-başı Zülfikar eliyle Arabı gece boğdurup, ölüsünü denize attırdı. Rivayette Köprülü döneminde bu ases-başı yedi (veya 4) bin kişiyi katledip denize atmış.
    Halil İnalcık
    Sayfa 24 - Türkiye İş Bankası
  • On yedinci yüzyıl ilk yarısında veziriazamların çoğu, Türkçe'yi iyi konuşamayan, devlet yazışmalarını beceremeyen, cahil, fakat meslek hayatında askeri bir başarı kazanmış kökeni Arnavut, Abaza, Gürcü devşirme veya esirlerdendi.
    Halil İnalcık
    Sayfa 21 - Türkiye İş Bankası
  • Son defa Amerikalı iktisat tarihçisi Earl J. Hamilton'un (1934) hesaplarına göre:

    1503-1660 yılları arasında Amerika'dan, Ispanya'da Sevilla'ya 181 ton altın ve 17.000 ton gümüş gelmiştir.
  • Avrupa Tanzimat’tan beri aynı emelin kovalayıcısıdır: Türk aydınında mukaddesi öldürmek. Mukaddesi yani İslâmiyet’i. Bu mukaddesin yerine kendi mukaddesini aşılayamazdı. Çünkü misyonerin hedefi, Devlet-i Âliyye’yi Hıristiyanlığa kazanmak yani, Devlet-i Âliyye ile bütünleşmek değil, ezelî düşmanını “etnik” bir toz yığını haline getirmekti, istediği kalıba sokacağı şuursuz ve iradesiz bir toz yığını. Kaldı ki İslâm’a teklif edeceği bir mukaddesi de yoktu, Avrupa’nın. Tahrip ameliyesi hiç değilse aydınlar “kesimi”nde tam bir başarıya ulaştı. Batı’nın muharref Hıristiyanlığa tevcih ettiği tenkitleri kendi dinimiz için de geçerli sandık. “Hür-endiş”likleriyle övünen nesiller türedi. “Hür-endiş”ler ananeye düşmandılar, tek mabutları vardı: teceddüt; tek mabetleri: Avrupa. Celâl Nuri, Abdullah Cevdet, Baha Tevfik ve Sabahattin Bey vs. Sözde bir isyandı bu… taassuba, istibdada karşı zekânın direnişiydi. İmihlâlin mes’uliyetini imana yükleyen bu zavallılar bir asır önceki Fransız intelijansiyasının kiliseye karşı savaşını tekrarlayan şuursuz birer aktördüler. Zehirli telkinleri mukavemet kalelerini yok etti, imansız ve idealsiz nesiller türettik.
  • Bizim bugün blue jean diye bildiğimiz bu kumaş, kendilerini emekçi sınıfları yakın hisseden solcu gruplar yoluyla önce Amerika'da, sonra da bütün dünyada gözdesi oldu.Blue jean'in boyanmasında kullanılan, Batı dillerinde indigo denilen mavi boya, çivit daha 15.yüzyılda Osmanlı Imparatorluğu'nun en büyük ithalat kalemleri arasındaydı.