19. yüzyıl sonunda doğrudan eylem ortaya çıkar. Doğrudan eylem, devlet aracılığından bağımsız olarak sürdürülen bir şiddet eylemi olarak düşünülür. Amacı, insanların kendi enerji birikimleriyle, iletişim kurmalarını önleyen engellerden kurtulması ve böyle yaparak kendi kendilerini yeniden üretebilmeleridir. Devrim bunun gerçekleşmiş bir örneğidir.
Sayfa 35·Kitabı okuyor
Siyaset
CEMİL MERİÇ HOCA'YLA KONUŞMA¹ SORU: “Muhteşem bir maziyi daha muhteşem bir istikbale bağlayacak köprü olmak isterdim” diyorsunuz. Okuyucularımıza sizi bu cümlenizle takdim etmek isterdik, muvafık buluyor musunuz? CEVAP: Şeref telakki ederim. Yalnız hemen ekleyeyim, bu bir iddia değil bir temenni. Bölünen bir tarihi birleştirmek münzevi bir yazarın harcı mı? Bu, bir neslin, daha doğrusu nesillerin işi. “Yaşayan bir toplum, kökü mazide olan ati- ((Dipnot) “Cemil Meriç’le Sohbet” başlığı ile 13-14 Mart 1979 tarihli Son Havadis gazetesinde yayımlanan bir röportaj. Röportajın, Şeref Oğuz imzalı “Takdim” yazısı şöyle: “Son yıllarda kültür ve sanat dünyamızda en geniş alâka gören muharrir kimdir diye sorulsa, Cemil Meriç cevabını vermek herhalde en doğrusu olur. Düşünce alanımızda alelaceleciliğin, durgunluğun hâkim olduğu bir sırada, en fazla muhtaç olunan, gerçek aydın olarak zuhur eden üstad, cemiyetimizin içinde bulunduğu derin, çok yönlü ve karanlık buhranı halis tefekkür projektörüne tâbi tutuyor. Bilhassa son kitapları, millet olarak şikâyetlerimizin temel sebeplerine ve çarelerine dair en sıhhatli, en samimi objektif tespitler ihtiva etmekte, deneme türünün Türkiye’de bugüne kadar yapılmış en ileri örneğini vermektedir. Son Havadis, günümüzün can alıcı bahisleri üzerinde değerli görüşlerini almak üzere Cemil Meriç’i evinde ziyaret etti. Aşağıda suallerimizi ve muhterem hocamızın verdiği cevapları bulacaksınız”.) Sayfa: 535 dir”. Medeniyetlerin anahtarı: Birikim. Tekâmül de inkılâp da kemiyetten keyfiyete geçiştir. İnsanı insan, milleti millet yapan: Hafıza. Biz hafızamızı kaybettik. Düşünce, bütünü kucaklamak, dünü yarına bağlamak. Olanı bilmeden olacağı fethedebilir miyiz? Sıhhatli toplumlar kendileri kalarak değişenlerdir. İçtimaî uzviyet iki zıt kanuna uyarak
Sayfa 535 - İletişim yayınları 9.baskı·Kitabı okudu
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
İnsan Haklarına saygılı demokratik ilkelerin yaşama geçiril­mesi ve korunması; eğitim yoluyla aydınlanmanın sağlanması, sorumlu yurttaşlık bilincinin, birey, toplum ve devlet düzeyinde içselleştirilmesiyle mümkündür. Farklı görüşlerin ifade özgürlü­ğü gibi demokratik bir idealle hareket eden Kemalizm; bir muha­lefet partisinin kurulması için çaba harcayacak, ancak yaratılan bu imkan, toplumsal ilerlemeyi getirmek yerine Kemalist devrim karşıtları tarafından ülkedeki demokratik atılımların geriletilmesi yönünde kullanılacaktır.
Onlara göre devrim hiçbir zaman sandıktan çıkmayacak. Kapitalistler kitleleri çok etkili propaganda, para gücü ve din adamlarını kullanarak uyutuyor. Boşa mı dedi “din afyondur” diyen? Bu yüzden asla sandıktan çıkamaz devrim. Kapitalistler silahlı devlet güçlerini gençliğin üzerine salıp “geniş katliam planı” uygulamaya başladığına göre, namluya namluyla karşılık vermek gerekir.
Sayfa 255 - Literatür yayınları·Kitabı okuyor
Edebiyat
Düşünüyor, baştan aşağı bir "hayıf" kesiliyordu sık sık. Boşa gecirmis gibi lise yillarini. Bir sey sanip ezberledigi bilgilerin teki işe yaramıyor işte. Ustyapı dediler mi "şehirlileri anlardı, gibi geçirmiş lise yıllarını, Bir şey sanıp ezberlediği bilgilerin "köylüler" altyapı. "Üstyapı köylüleri eziyor!" derdi örneğin. Ne kadar ters! Bunu bile doğru düzgün öğretememiş lise; hey koca lise! Her şeyin ekonomiye bağlı, ötekilerin hepsinin birer "yansı" olduğunu öğretememiş! İyi ki yükseköğrenim diye gel. di buraya. Bir "okumus cahil" olarak yitip giderdi yaşam deni. zinde! Bilmeyecekti üretim biçimlerini, üretim güçlerini, üre tim güçleri içinde insanların sınıflar halinde yer aldığını, her insanın bir sınıfa bağlı olduğunu, en devrimci, ilerici sınıfın işci sınıfı, yani proleterya olduğunu! Tarihsel gelişmenin son çö zümde "devrim"le gerçekleştiğini... Toplumların ilkel komünal üretim biçiminden, köleci, feodal, kapitalist, sosyalist üretim biçimlerine ulaştığını, şimdi gündem maddesinin sosyalizm olduğunu, bundan dolayı devrim denilince artık yazı devrimi, şapka devrimi, kılık devrimi, ölçü tartı devrimini anlamanın yanlış olduğunu... Dünyaya örnek ve önder bir kurtuluş savaşından sonra ne yaptı Atatürk? Birtakım üstyapı reformlan ile çağdaş uygarlık düzeyine çıkaracağını sandı feodal kalıntılar içindeki Türkiye'yi! İzmir İktisat Kongresi'nde temelli kapitalist bir yön tutturdu. Onun için elli yıl geçtiği halde toplum yerin-de saydı; çağdaş uygarlık düzeyine bir türlü çıkamadı. Çağdaş uygarlık düzeyi sosyalizmin ta kendisiydi! Bu gerçeği nasıl da sakladılar liselerde bile! En doğru işi, kurduğu cumhuriyeti gençliğe emanet etmesi Atatürk'ün.İşte şimdi gençlik, emekçileri bilinçlendirip işçi ve köylüleri örgütleyerek, Türkiye'yi sosyalizme erdirecekti. Cumhuriyet
Sayfa 254 - Literatür yayınları·Kitabı okuyor
Edebiyat
O hâlde Stirnerci bir siyaset neye benzer? Egoist neye karşı, kiminle ve ne şekilde mücadele etmelidir? Egoistin yüzleşmesi gereken şeylerin başında soyutlamalar ve kavramlar gelir. Egoist sadece aşkın, dinî kavramlara karşı değil, aynı zamanda dinî hürmetin nesnesini "insanın göğsü”ne taşıyan tüm o görünüşte seküler, içkin kavramlara karşı da savaşmalıdır. Sadece Tanrı, Hıristiyanlık, devlet, ulus, hukuk, aile ve ahlak gibi müesses nizamın soyutlamaları değil, aynı zamanda âdem, türsel varlık, insanlık, emek, adalet, hakikat, aşk, devrim ve sosyalizm de... gizemden arındırma, eleştiri ve yapı bozuma tabi tutulmalıdır. Egoist, aralarında devletin önemli bir yer tuttuğu herhangi bir kavram, genellik ya da kolektivite tarafından köleleştirildiğinden, kendini "âdem olmayan" [un-man] Biricik olarak yeniden sahiplenmek, bu kölelikten kurtulup kendini var etmeye doğru atılacak gerekli bir ilk adımdır.
Sayfa 114·Kitabı okudu
Felsefe-Düşünce