• Ege'nin mavi boyalı kapılarının iki yanında davetsizce açmış akşam sefaları gibisin. Öylesine yakışıyordun aslında hayata, öyle doğal duruyordun bulunduğun her yerde.. Ve insanlar, yılanlar akrepler girmesin diye maviye boyar evlerinin kapılarını buralarda. Ama en çok yılanlar girmesin diye. Ve Ezidiler'de mavi bir tabudur. Mavi giymezler, sorsanız da söylemezler sebebini. Ve Laleş'teki tapınağın kapısında kara bir yılan karşılar sizi. Uzunlamasına işlenmiştir kapının yanına. Ve tapınağın koruyucusu olduğuna inanırlar bu kara yılanların..(Merak edenler Ezidiler Kara Kitap Kara Talih kitabını inceleyebilir. Murathan Mungan'ın harika önsözü ve taş tabletlere işlenmiş gibi net ve canlı görünen fotoğraflarla harika bir kitap) Peki, ben bu bağlantıyı nerde kurdum ? Çok alakasız bir yerde. Şirince'de Aziz Jean Baptis Kilisesi'nde, restore edelim derken mahvedilen duvarlarına bakarken birleştirdim, aklımda dağınık halde duran bu bilgileri.

    Aynı gün Şirince'de bir simyacı tanıdım. Şaka değil. Hemde kedileri seven bir simyacı. Çok fazla konuşacak zamanım olmadı ne yazık ki. Yoksa kişisel menkıbesini sorardım. '99 depreminden sonra buralara geldiklerini anlattı. İçinde deprem oluyor hissi uyandıran bir ses tonuyla. O depremin başkalaştırdığı insanlar tanımıştım daha önce. O depremde çocukluğunu kaybedenler.. Ve kulağımda hala dip diri durur her hatırladığımda o " kimse yok mu " diyen ses. Ne acı bir arayıştır.. Sonra her zaman oturduğum Cafeye gidip oturdum. Eleni Vitali- Gramma Kai Grafi çalıyor.. Sakinleşiyor insan. Dinginleşiyor. Her sarsıntını unutur gibi oluyorsun o şarkı süresi kadar. Hayatta öyle güzel şeylerde var.

    Sana da öğrettiler mi senenin ilk meyvesini yerken dilek tutacağını. Biz dalından koparırdık tabi o zamanlar ilk dilek meyvelerini. Şimdi market raflarından seçiliyor. Oda sayılır mı ? Bilmiyorum onda da niyet önemlidir belki.. Zaman Eylül'e yaklaşıyor. Zaman çiçeklerden tohum alma zamanı..En sevdiğim zaman, en sevdiğim. Ve her zamanki gibi cömerttir akşam sefaları.. Sizi bilmem ama hüzünlendirmez beni hiç Eylül. Hatta o benim dört gözle beklediğimdir.

    Saat daha erken günlerden çarşamba sigaram bitmiş. Sigaramın bitmesi mi kötü günlerden Çarşamba olması mı ? İsimlerden karakter analizi yapıyordun bir gün sabaha karşı.. O günü bir şekilde kaydetmiş olabilmeyi çok isterdim. Böyle parça parça hatırlamak yetmiyor. Yeniden yaşar gibi izleyebileceğim bir kayıt olmalıydı elimde. Yaşamak demişken, yeni başladığım iş yerinde sigorta kaydı yapılırken bir sorun olduğu söylendi. Daha sonra yetkili kişi beni arayıp kimlik bilgilerimi teker teker söylememi istedi. Soruları bitince sustu. Orda mısınız diye sordum ister istemez. "Burdayım hanım efendi. Yalnız, şöyle bir sorun var sisteme göre siz şu an yoksunuz" dedi.. Kendi kendine konuşmayı keste kapat o zaman şu telefonu demek geldi içinden.. Ha birde, sana da sisteminede diye başlayan.. Senin o sistemin zaten canı isteyince yok eder insanı bunda bir gariplik yok, diye devam eden bir konuşma yapacaktım lakiinn.. Kendimi, uzanıp yanaklarımdan öperek sakinleştirdim. Ve daha akılcı bir çözüm ve konuşma bekliyorum sizden, bulacağınıza inanmak istiyorum diyip kapattım. Bir kaç saatliğine de olsa varlığı devlet tarafından sorgulanmış biri olarak garip hissediyor insan. Bu yokluğumu kimler hissedebilir acaba diye düşünüyorsun.. Ben devletin ve Tanrı'nın hata payıyım. Hayatım boyunca tüm devlet dairelerinde sorun yaşadım. Diğer yaşadığım sorunlar başka bir yazının konusu olsun.. Tanrı'nında hata payıyım çünkü, bir düşünün kaç kişinin 2.premoları 24 yaşına kadar çıkmaz. Ve acı verici bir ameliyatla alınır. Doktordan istemiştim o dişi. İsim koymayı bile düşünmüştüm. -Geç buldum erken kaybettim ya da Tanrı hatası- koyacaktım ismini. Ah Muhsin Ünlü ah.. Keşke senin dediğin gibi, devletin bekasınında Allah belasını verse malboranın da.. Ama ikisinede bir şey olduğu yok, ikiside revaçta. Şimdi bunca şeye güler misiniz ağlar mısınız ? Tabi ki o an gülemiyorsun. Hayatıma bakıyorum da hep böyle aksiliklerle dolu.. Bunlar bir film olsa, bende izliyor olsam çok gülerdim. Ama konunun muhatabı olunca komik olmuyor..


    Aklıma gelmişken söyliyim. Aklına ilk geleni söylemeli insan. Kaldıkça çünkü yok oluyorsun aklımdakiyle beraber. Sonra istesende olmuyor. İstesemde olmuyor. Seni ilk bulduğum yere gitmek gerek. Yeniden bulmak ya da orda birakmak için. Bir yere gidip bırakmak lazım bu beni..