Lozan'ı Albay İsmet imzaladı ama Rauf Bey'in aralarında bulunduğu meclis üyeleri onaylamadı! Çünkü anlaşma Meclis'e gelmeden hemen önce ani bir kararla seçim yapıldı. Başta Rauf Bey olmak üzere Kuvay-ı Milliye'nin öncü kadrosu ve Lozan karşıtları, Meclis'in dışında bırakıldı.
Ne garip tesadüf ki Lozan Anlaşması 23 Ağustos 1923'te TBMM'ye getirildiğinde, seçimden önce bu anlaşmaya imza atmayacağını söyleyen vekiller artık Meclis'in üyesi değildi! O
inden sonra Lozan, İsmet İnönü'nün dehası ve Türkiye'nin büyük bir zaferi olarak sunuldu.
Biraz evvel sorduğumuz soruyu tekrarlamakta yarar var:
Vicdanımıza kulak verelim: Lozan'dan sonra Türkiye'de yaşananlar, Kuvay-ı Milliye ruhuyla uyumlu şeyler midir? Lozan'ı imzalayanlar arasında Milli Mücadele'yi başlatan beş komutandan dördünün (Kazım, Rauf, Refet, Ali Fuat) olmaması tuhaf değil midir?
Peki, beşinci komutan, Mustafa Kemal Paşa, bu metni neden onaylamıştır?
Mustafa Kemal hakkında araştırma yapanlar, Paşa'nın hayatını iki ana safhaya ayırmak isterse dönüm noktası olarak Lozan'ı ve Albay İsmet'le başlayan ittifakını seçmeliler. Çünkü bu ittifak, Osmanlı'nın Samsun'a gönderdiği komutanı almış, yoğurmuş, kendi ateşinde pişirmiş, bambaşka bir kimliğe büründürmüştür. Uysal çocuğun, yaramaz arkadaştan öğrendikleri ailenin verdiklerini gölgede bırakmıştır!
Mustafa Kemal değil midir ki Lozan'dan önce yaptığı konuşmalarda Hilafet'i över, her gittiği yerde İslâm dininin kutsallığından bahseder.
Mustafa Kemal değil midir ki bir gün caminin kürsüsünde Vaaz verir, bir gün minbere çıkıp hutbe okur, Kazım Karabekir'in tarifiyle “kendisini Halifeliğe hazırlayan ve Halife olmayı arzulayan” kişidir.
Mustafa Kemal değil midir ki Cumhuriyet'in gerekli olmadığını söyler, “İngiliz krallığı da hâkimiyet-i milliye esası üzerine