Gidilmemiş Yerlerin Türküsü, adından başlayarak okuru içsel bir yolculuğa davet eden, müzik temasını merkezine alan bir öykü kitabı. Arka kapak yazısında da vurgulandığı gibi, bu öykülerde olaydan çok duygu, dış dünyadan çok iç dünya öne çıkıyor. “Veda Şarkısı”, “Son Tren”, “Yıldız Yağmuru”
gibi metinlerde karakterler, çoğu zaman somut bir olayın peşinden değil, kendi iç seslerinin izinden ilerliyor.
Yazarın dili güçlü, yer yer şiire yaklaşan bir yoğunluk taşıyor. Bu durum metinleri estetik açıdan zenginleştirirken, aynı zamanda okur için yorucu bir tekrar hissi de oluşturabiliyor. Duyguların sürekli benzer tonlarda işlenmesi, bir süre sonra etkisini azaltıyor. Özellikle “Yıldız Yağmuru”nda İstanbul’un atmosferi başarıyla kurulsa da anlatı yine içe dönük bir döngüde kalıyor.
Sonuç olarak kitap, güçlü bir edebî dil ve derinlik sunarken, olay örgüsünün geri planda kalması nedeniyle herkese hitap etmeyebilir. Daha çok duygu ve çağrışım odaklı metinleri seven okurlar için anlamlı bir deneyim sunuyor