Bir türlü anlayamadığı, bir türlü içlerine karışmadığı ve bunu zaten asla istemediği bu insanlarla arasında çelik bir duvar gibi yükselttiği bu tebessüm, onun müracaat ettiği son çareydi. Kendini bu şehrin korkunç akıntısından ,ancak, etrafında ördüğü bu soğuk duvarla kurtaracağını sanıyordu.
"Kaçmak demeyelim istersen, Yunus evladım,hayata tutunmak diyelim. Çünkü her kaçışın , hasret gibi ,gurbet gibi,firkat gibi acıları ; terk etmek , gözden çıkarmak, vazgeçmek gibi fedakarlıkları vardır. Bunun için kalbi kırık olur kaçanın, içinde hasretlikler büyür. Vatandan , topraktan, sevgiliden yana hasretlikler...
Evde meram anlatmaya asla imkân olmayan, seviyesi, ahlak telakkisi, dünyayı görüşü ve itiyatları büsbütün ayrı bir mahkukla daimi bir beraberlik insanı dış hayatta da bedbin yapar ve bütün insanlardan şüpheye düşürür .