Doğu Kafkasya Bildiğimiz gibi, J1-Y3495 dalı, Eneolitik dönemde, yani Kura-Araks kültürünün Doğu Kafkasya'ya yayılmasından önce, Dağıstan'ın merkezinde bir yerde ortaya çıkmıştır (filogenetik ağaç analizine göre). Arkeolojik olarak, daha sonra öne çıkan Ginchi ve gibi yerleşim yerlerinin bulunduğu bölgedeki Neolitik yerleşimlerle (kırmızı noktalarla işaretlenmiş yerler) ilişkili olduğu anlaşılmaktadır. Arkeolojik olarak, daha sonra öne çıkan Ginchi ve Chokh gibi yerleşim yerlerinin bulunduğu bölgedeki Neolitik yerleşimlerle (kırmızı noktalarla işaretlenmiş yerler) ilişkili olduğu anlaşılmaktadır. Geç Bakır Çağı ve Erken Bronz Çağı'nda (~6.5 bin yıl önce), bu soy hattını taşıyanların, ana J1-Y3495 soylarının coğrafyalarının örtüştüğü, dağlık Dağıstan'ın orta kesimine yerleştiklerini ve atalarından kalma Doğu Kafkas dilini konuşan topluluğun bir parçası olduklarını varsayıyoruz. Ayrıca, Doğu Kafkas dillerini konuşan halkların dilsel ve genetik bağları arasındaki ilişkiyi zaten oldukça iyi anlıyoruz. J1-Z1842'de daha fazla test ve Y-DNA ağacı oluşturulması, bunu açıklığa kavuşturmamızı sağlayacaktır. J1-Y3495 haplogrubunun en yaygın soy hattının, Dağıstan'daki yerli bir atalar topluluğundan kaynaklandığını ve ~6 bin yıl önce J1-ZS3114 (Darginler, orta Laklar, Lezgice konuşan topluluklar) ve J1-CTS1460 (Avar-Andi-Tsez dil grubu) olarak ayrıldığını öne sürüyoruz. Arkeolojik bulgular ve DNA verilerine dayanarak, J1-Y3495 filocoğrafyasının analizi, Bronz Çağı'nda başlayan günümüz Dağıstanı topraklarındaki nüfusun büyümesini, daha sonraki yayılımını ve farklılaşmış nüfusun mikroevrimini göstermektedir. Kümülatif bir etki söz konusudur: J1-ZS3114, Dargin, Lak ve Lezgi dallarını konuşanlar için daha yaygındır; J1-CTS1460, Avar-Andi-Dido dillerini konuşanlar için tipiktir;
🧓İnsanın simasında iki mühür parlıyor 🧑‍🦳Birleşmiş Milletler yayınlarına göre dünyada halen 8.000.000.000 (sekiz milyar)dan fazla insan yaşamaktadır. Son bir yılda yaklaşık 70.000.000 (yetmiş milyon) doğum gerçekleşmiştir. Ölümlerin sayısı ise 32.000.000 (otuz iki milyon)dur. Her yıl nüfus 38.000.000 (otuz sekiz milyon) çoğalmaktadır. 🥀Adem Aleyhisselâm'dan bu yana yaratılmış insan sayısını hayal etmek bile zor. Asıl düşünmemiz gereken her insanın yüzü yaklaşık 30 cm2 bir alan kaplamaktadır. Bu alan içinde Allah herkese aynı organları takmıştır. 🧑‍🦳Herkeste iki göz, iki kulak, iki delikli bir burun vardır. 🧑‍🦳Bizler insanları yüzdeki bu dar alandaki organlarla birbirinden ayırırız 🧑‍🦳. Her bir insan birbirinden çok uzaklarda kimi Alaska'da, kimisi Afrika'nın geçit vermez ormanlarında, kimisi Himalayaların yamaçlarında, kimisi Ekvator bölgesinin kızgın sıcağında, kimisi siyahî, başkası kızılderili, kimisi tarihin evvelinde binlerce yıl öncesinde, kimisi daha dün belki bugün dünyaya gözünü açtı. Daracık simasında aynı organları taşıyor. 🧑‍🦳Bu kadar geniş alanda, muhtelif zamanlarda, farklı diyarlarda, başka başka toplumlar içinde doğduğu halde hep aynı organlardan oluşan bu simalarda hiçbir şeyin unutulmadığını binlerce senedir insanoğlu görüyor. 🧑‍🦳Tarihin geniş zaman dilimi içinde yaratılmış bu insanların hepsinin aynı organlardan oluşturulan simalarının birbirine benzemesi "vahidiyet" sıfatıyla hepsini bir anda gören, bilen, ilmiyle organları aynı işi görmek üzere düzenleyen ilmi, kudreti nihayetsiz olan Allah'tan başka kimin eseri olabilir? 🧑‍🦳 Her insanın simasında apaçık Allah'ın "vahidiyet" mührünü görüp okuyoruz. 🧑‍🦳Bütün bu benzerliklerin yanında her insanın daracık simasında onu diğerlerinden ayıran, Ahmet ile Hasan'ı, Ayşe ile Fatma'yı fark edip tanımamızı
Duygu ve Düşünce
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
`black mirror` , modern toplumun karanlık yönlerini, teknolojinin etkilerini ve insan psikolojisini keşfeden bir antoloji dizisidir. her bölüm bağımsız bir hikâye anlatır.insan doğası, ahlak, toplum ve teknolojinin etkilerini sorgulayan, çoğu zaman karanlık ve düşündürücü hikayeler ama mükemmelle yakın etkililiyici ve istisnasız herkesin izlemesini öneririm . `` 1. sezon (2011)`` ``1. the national anthem ` /`ulusal marş` ingiltere prensesi kaçırılır ve kaçıran kişi, başbakan michael callow'dan ulusal televizyonda bir domuzla cinsel ilişkiye girmesini talep eder. hükümet ve halk arasında yaşanan kaos, medya etkisi ve ahlaki soruların işlendiği çarpıcı bir hikaye. `2`.`fifteen million merits`/`` 15 milyon değer` distopik bir dünyada, insanlar pedal çevirerek enerji üretir ve kazandıkları “kredi”lerle yaşamlarını sürdürür. bing adlı bir adam, aşık olduğu abi'nin bir yetenek yarışmasında ünlü olması için tüm birikimini harcar, ancak sistemin acımasız gerçekleriyle yüzleşir. `3. the entire history of you` /`tüm geçmişin` her anın kaydedildiği ve izlenebildiği bir teknolojiyle, insanlar geçmişlerini yeniden yaşayabilir. liam adlı bir adam, bu teknolojiyi kullanarak eşinin sadakatsiz olup olmadığını öğrenmeye çalışır ve saplantı haline getirir. ilişkilerde güvensizlik ve mahremiyet temaları ele alınır. `` 2. sezon (2013)`` `1. be right back `/ `hemen döneceğim` martha, sevgilisi ash'i bir kazada kaybeder. teknoloji sayesinde, ash'in sosyal medya ve mesajlarından oluşturulan bir yapay zeka versiyonunu kullanmaya başlar. bu “ash”, zamanla daha gerçekçi bir form alır, ancak martha'nın kaybıyla yüzleşmesi karmaşıklaşır. `2. white bear` / `beyaz ayı` bir kadın, hafızasını kaybetmiş şekilde bir dünyada uyanır ve sürekli kaçmak zorunda kalır. ancak hikaye, izleyiciyi şok
İlk düğme 1.000 sene önce yanlış iliklenince Cehalet ve Bağnazlık DNA'mıza kodlandı. O günden beri Türk'e huzur yok. ♛hakan♞kutlu♛
Duygu ve Düşünce
İnsan Vücudu Hakkında Şaşırtıcı Gerçekler
01- İnsan vücudunda ortalama 5 litre kan bulunur. 02- Yetişkin bir insanın iskeletinde 206 kemik vardır. 03- Tat tomurcukları yaklaşık 10-14 günde bir yenilenir. 04- Hapşırık hızı 160 km/saat seviyesine ulaşabilir. 05- Vücuttaki damarların toplam uzunluğu yaklaşık 100.000 kilometredir. 06- İnsan ömrü boyunca ortalama 100-200 milyon adım atabilir. 07- Akciğerlerin toplam yüzey alanı yaklaşık bir tenis kortu büyüklüğündedir. 08- İnsan dakikada ortalama 15-20 kez göz kırpar. 09- Beyin yaklaşık 20 Watt enerji tüketir. 010- Bir saç telinin ömrü ortalama 2-7 yıl arasındadır. 011- İnsan vücudundaki bakteri sayısı, insan hücresi sayısına yakın düzeydedir. 012- Deri yaklaşık 27-28 günde bir yenilenir. 013- Kalp günde yaklaşık 100.000 kez atar. 014- Kalp, yaşam boyunca yaklaşık 2,5-3 milyar kez atar. 015- İnsan beyni, vücudun ağırlığının yaklaşık %2'sini oluşturmasına rağmen enerjinin yaklaşık %20'sini tüketir. 016- Beyinde yaklaşık 86 milyar sinir hücresi (nöron) bulunur. 017- İnsan vücudundaki en büyük organ deridir. 018- Derinin toplam yüzey alanı ortalama 1,5-2 metrekaredir. 019- Karaciğer, kendisini yenileyebilen nadir organlardan biridir. 020- İnsan vücudunda yaklaşık 600'den fazla kas bulunur. 021- Gülümserken yaklaşık 17 kas, kaş çatarken ise yaklaşık 40'tan fazla kas çalışır. 022- İnsan kulağı yaklaşık 20 Hz ile 20.000 Hz arasındaki sesleri algılayabilir. 023- Burun, yaklaşık 1 trilyona yakın farklı kokuyu ayırt edebilme kapasitesine sahiptir. 024- Gözler yaklaşık 10 milyon farklı rengi algılayabilir. 025- İnsan gözünün kornea tabakası, vücutta kan damarı bulunmayan yapılardan biridir. 026- Mide asidi, metal olmayan birçok maddeyi parçalayabilecek kadar güçlüdür ve yaklaşık 1,5-3,5 pH değerine sahiptir. 027- Mide iç yüzeyi kendisini korumak için sürekli olarak
İnsan ve Hayat
DNA Saygı Üretmez
Belirli bir yaştan sonra anne ve babamızı, üzerlerine giydirilmiş kutsallık zırhından çıkarıp insan olarak değerlendirebilmeliyiz. Çocukluk, ebeveynleri mutlak doğru sanma dönemidir; yetişkinlik ise onları hayatın geri kalan herkesine uyguladığımız ölçülerle tartabilme cesareti. Nasıl bir insan olduklarına, gücü nasıl kullandıklarına, zayıflık karşısında nasıl davrandıklarına, çıkarla vicdan arasında hangi tarafı seçtiklerine bakılmalıdır. Çünkü doğa kimseye ayrıcalık tanımaz; anne olmak da baba olmak da karakter sahibi olmanın kanıtı değildir. Eğer bu muhasebenin sonunda saygıyı hak ediyorlarsa, onlarla yolumuza yalnızca ebeveynlerimiz olarak değil, saygın insanlar olarak devam ederiz. Hak etmiyorlarsa, sırf biyolojik bir tesadüf uğruna saygıyı sürdürmek, gerçeğe ihanet etmekten başka bir şey değildir. İnsanın aşması gereken ilk putlar çoğu zaman kendi evinde yükselir. Kendini aşmak, anne babayı inkâr etmek değil; onları oldukları gibi görebilmektir. Ve belki de en büyük ironi şudur: Hayat boyu çocuklarından koşulsuz saygı bekleyenler, çoğu zaman insan olarak değerlendirilmeye en az dayanabilenlerdir. Çünkü kan bağı yakınlık yaratabilir, fakat saygıyı yalnızca erdem doğurur.