Seçimlerden sonra kurulan bakanlar kurulu, o dönemde yetmişlerinde olan deneyimli Bülent Ecevit'in liderliğinde kurulan bir DSP, MHP ve ANAP koalisyonuydu. Aşırı sağla demokratik solun güçlerini bir koasliyonda birleştirmeleri şaşırtıcı gelebilir ama aslında ideolojik birçok ortak nokta vardı. Her iki parti de had safhada milliyetçiydi ve güçlü bir devlete inanıyordu.
Sayfa 363
AKP, bir önceki hükûmetin Kemal Derviş'le başlattığı reformların özüne dokunmadı. Bu reformların "acı reçetesini" uygulamak zorunda kalan DSP-MHP-ANAP Hükûmeti, 2002'de erken seçime gittiği için, reformların yarattığı kısmi düzelmenin meyvelerini yiyemedi. Bu şans, AKP'ye gülecekti. AKP Hükûmetlerinde halkı en çok etkileyen bazı iktisâdî göstergeler incelendiğinde, 2002 yılından bu yana GSMH'de çarpıcı bir büyüme yakalandığı görülüyor.
Sayfa 475·Kitabı okudu
Tarih ve Siyaset
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Erbakan'ın tutkuyla savunduğu ve "İslâm Ortak Pazarı"nın temeli gördüğü D-8 Projesi de askerleri ürkütüyordu. Askerler gezi başlamadan önce, 9 Ağustos'ta Erbakan'a bir rapor vererek, İran ile yapılması planlanan doğalgaz anlaşmasının imzalanmamasını istediler. Erbakan, bu telkinleri dinlememeyi seçti. Bu bağlamda yapılan İran gezisi sadece askerleri değil, ABD'yi de kızdırdı. Gezi başlamadan üç gün önce ABD Dışişleri sözcüsü Bums, "Bu tür temaslar yarar sağlamaz" mesajı vermişti. Erbakan 11 Ağustos'ta Tahran'da, "Devlet istihbaratının, Suriye ve İran'ın PKK'ye verdiği desteğe ilişkin bilgilerinden şüphe duyduğunu" bildirmişti. Yine ABD'nin terörist devletler listesinin başında olan Libya'ya yapılan gezi, Erbakan için kabusa dönüştü. Kaddafi'nin gezide verdiği mesajlar karşısında iyice sıkışan, tepki göstermeyen Erbakan'ı dönüşünde de öfkeli bir kamuoyu bekliyordu. CHP, ANAP ve DSP, Erbakan ve Hükûmet hakkında gensoru önergesi vererek olayın üzerine gittiler.
Sayfa 429·Kitabı okudu
Yeni Parti Tartışmalarında Ecevit’in DSP Tercihini Hatırlamak
CHP’nin siyasi faaliyete geçme ihtimali Ecevit’i heyecanlandırmış, hatta umutlandırmıştı. 1980’den sonra kendi içinde bölünen ve bocalayan solu, CHP ismi ve çatısı altında 1970’lerdeki prestijine ve gücüne kavuşturma fırsatı doğmuştu. Ancak Ecevit, ciddi bir ikilem içindeydi. Bir yanda ‘baba ocağım’ dediği CHP, diğer yanda ‘bin bir zahmet ve emekle büyüttüğü evladı DSP’ vardı. Ecevit ‘sorunun sadece siyasal bir sorun değil, aynı zamanda ruhsal bir sorun olduğunu’ belirttikten sonra içine düştüğü durumu şöyle ifade etmişti: ‘DSP-CHP tercihini yapmak çok zor. Uzun siyasal yaşamımda böyle zor bir sorunla karşılaşmadım.’
Alıntı
Gündüz Rakısı
başımı kaldırınca gördüm, kışa önsöz olmuş güz göğünü, bu manzara karşısında, düştü aklıma bir haiku'msu. ama harcamamış mıyım cebimdeki tüm ü ve ö'leri ne haiku'ya döndü ne de şiire sırtıma dokunup tüylerimi diken diken eden o garip melankolik esintiden oluşan hınzır bir şiirimsi: rzgar esti, gk grledi balkon kapısı gıcır gıcır etti bir de omzuma dşmesin mi bir rmcek irisi, rpermek için tm sebeplerim yerindeydi. balkonda zerime dşen rmceği bıraktım kendi haline, ağına dşp yine instagramın. bu nasıl story böyle? Sonra sustum, diğer cebimdeki a,e,1,i,u,o'lar bitmeden, sessiz nszlere kalmayayım diye.
Sayfa 10
Şiir
Doğru görünen çok sinsi ifadeler var...
Partimizin vizyonu dünyada Doğu Avrupa'da ve Türkiye'de son yıllarda yaşanan büyük değişime duyarsız kalmıştır. Her yerde tabular birbiri ardına yıkılırken parti kendi tabularını sorgulama ihtiyacı duymamış, boylece çok Önemli bir kendini yenileme fırsatını kaçırmıştır. Partinin bazı yöneticileri, popülizmle sosyal demokrasiyi ayırt etmekte zorluk çekiyor. Evrensel sosyal demokrasi ilkelerinin yaşama geçirilmesi yerine, soyut bir "halkçılık" kavramı ardına sığınılıyor. Slogancılık yapılıyor. Nitekim, DYP aynı popülist sloganları kolayca sahiplenmiş ve başarı ile kullanmıştır. Bu olay partideki kavram kargaşasını göstermesi açısından çok ilginçtir: Bazıları popülist slogan kullanınca DYP'yi sosyal demokrat ilan etmiştir. SHP'nin kadrolaşması çağın gerisinde kalmıştır. Türkiye toplumunun dinamik, toplumsal değişime duyarlı, yaratıcı ve üretken kesimleri ile yapıcı bir iletişim kurulamamış, bu insanlar partiye çekilememiştir. Sivil toplum örgütleri ile, özellikle de sendikalarla ilişkiler ihmal edilmiş, işçi sınıfı hareketi ile organik bağlantıya girmekte tereddütlü davranılmıştır. Partimizin liderlik ve yönetim sorunları bir türlü çözülememiştir. Kişilere bağlı hizipçilik anlayışları aşılamamıştır. Yerel yönetimlerin büyük çoğunluğu örgüt denetiminden kurtulmak için örgüt üstünde hâkimiyet kurmayı denemişlerdir. Toparlayıcı ve bütünleştirici bir yaklaşım, ne yukarıdan aşağıya ne de aşağıdan yukarıya doğru gerçekleştirilememiştir. Partimizin Ecevit ve DSP saplantısı bir türlü giderilememiştir Sürekli birleşme çağrıları seçmeni ve kamuoyunu gereksiz yere şaşırtmış. Ecevit'in gerçek kimliğinin ortaya çıkmasını engellemiştir. Üstelik, bütün uğraşlara rağmen birleşme sağlanamamıştır. Partimizin Kürt sorununa yaklaşımı Sosyalist Enternasyonalin ilkeleri temeline
Sayfa 258·Kitabı okudu
Düşünce