Umaram olmayam yanunda asî Budur eksiklinün cümle du'âsı
Günlerin adı, sürelerince yaşanılan olayların değerine göre değişebilir. Bugün, şimdilik "paltosunu ilk çıkardığı gün"dü, sonra "Güler'i ilk gördüğü gün" olacaktı.
Yapı Kredi Yayınları
1000Kitap
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
SİNEMA DA HAYIR
Çoğu kişi, film yapmak tanrı vergisi özel bir yeteneği gerektirmediği için bu işle uğraşır; biraz otomobil kullanmak gibi. Kitapların büyük bir kısmı da bu şekilde yazılır. Ancak biz, türünün kurallarından habersiz kaleme alınmış bu kitaplarla ötekileri birbirine karıştırmayız. Oysa sinemada, şaşırıp da Çığlıklar ve Fısıltılar'ı porno filmi sananlar olduğu gibi Cahiers du cinéma 'yı Tel Quel sananlar da vardır.
ihtardır bilginize. sinema öyle geniş bir alandır ki, herkesin ezgisine, dürtüsüne ve musikisine önayak olan bir dayanaktır. oysaki, sinema deyince aklımıza olagelen türler varsayımsal olarak değerlendirmek de sicimdir.
Xanî di wextekî welê de rabû ko... ne li cem me, lê li Ewropayê jî xelk hêj li miliyet û li nijadê xwe hişyar ne bû bûn û zelamên ji yek miletî hev û du ji bo katolîkî an protestaniyê dikuştin. Di heyameke welê de Ehmedê Xanî bîra miliyeta xwe, bîra kurdaniya xwe biri bû û ji kurdan re goti bû hon berî her tiştî kurd in, rabin ser xwe, dewleteke kurdî çêkin û bindestiya miletên din mekin.
Kurdî
Konunun bir parça dışına çıkarak, bu dünya üzerinde ya-şayan insanlara dair birkaç söz daha söylemek yersiz sayıl mazsa akla sunlar da gelebilir: Dünyada bazı insanlar daha vardır ki, bunlar, transatlantiklerle veya yataklı vagonlarla dünya turuna, yâni "devr-i alem seyahati"ne çıkarlar: Bunların arzuları bütün dünyadır, bütün dünyayı görmektir; yâni bunlar petonik Mussolini veya Stalinlerdir ve bunlar da öbürleri gibi dünyayı bir çizgidir sanırlar, yolculuklarının sonunda ise, yapabildikleri, sadece, işte şu yuvarlağın üstüne şöyle bir çizgicik çizmekten ibarettir. Halbuki dünyanın beş bu'dü-boyut'u vardır: Yani dünyanın boyu vardır, eni vardır, yüksekliği ve derinliği vardır, nihayet dünyanın zaman ve düşünce- bu sonuncuya tasavvur, hattâ kuruntu da diyebiliriz; meselâ felsefe, meselâ din veya sanat, sonra ideoloji boyutları da vardır. Yâni demek istiyorum ki, bu büyük seyyahlar ana yollardan geçmekle, büyük limanlara ve başşehirlere uğramakla, öyle pek de mühim bir halt işlemiş olamazlar, onlar, hattâ gördükleri yerleri de görmüş sayılmamalıdırlar; çünkü bir şehrin zaman içinde bir değişmesi vardır. O kadar ki ben, her şehre dört mevsim için dört isim takılmasına, ayrıca hürriyet veya baskı devirlerine, kıtlık veya bolluk yıllarına ait de birer başka isim verilmesine taraftarım. Aşağıdaki olayı okuyunca, bu fikrimi kabul edeceğinizi umarım; üstelik bu olay bir başkasının değil, fakat doğrudan doğruya benim başımdan geçmiştir.
Sayfa 145·Kitabı okuyor
Nihayet sonuncu delilik tipi: umutsuz tutku çılgınlığı. Aşırı ölçüde hayal kırıklığı yaratan aşk, özellikle de ölümün kaçınılmazlığı tarafından aldatılan aşkın çılgınlıktan başka bir çıkışı yoktur. Çılgınca aşk nesnesi olduğu sürece delilikten daha çok aşktır; ama kendi başına kaldığında, kendi kendini çılgınlığın boşluğu içinde izlemektedir. Kendi şiddetine fazlasıyla terk edilmiş bir tutkunun cezası mı? Hiç kuşkusuz; ama bu ceza aynı zamanda bir yumuşamadır; telafisi imkânsız kaybın üzerine hayali mevcudiyetlerin merhametini örtmektedir; kaybolan biçimi masum sevincin paradoksunda veya meczup takiplerin kahramanlığında bulmaktadır.Eğer ölüme sürüklüyorsa, bu birbirlerini sevenlerin artık hiç ayrılmayacakları bir ölüm olacaktır. Bu, Ophelia'nın sonuncu şarkılarıdır, Le Folie du Sage'da Ariste'in sayıklamalarıdır.
Sayfa 75 - İmge yayınevi, 8.Baskı·Kitabı okuyor
Alıntı