Konunun bir parça dışına çıkarak, bu dünya üzerinde ya-şayan insanlara dair birkaç söz daha söylemek yersiz sayıl mazsa akla sunlar da gelebilir:
Dünyada bazı insanlar daha vardır ki, bunlar, transatlantiklerle veya yataklı vagonlarla dünya turuna, yâni "devr-i alem seyahati"ne çıkarlar: Bunların arzuları bütün dünyadır, bütün dünyayı görmektir; yâni bunlar petonik Mussolini veya Stalinlerdir ve bunlar da öbürleri gibi dünyayı bir çizgidir sanırlar, yolculuklarının sonunda ise, yapabildikleri, sadece, işte şu yuvarlağın üstüne şöyle bir çizgicik çizmekten ibarettir. Halbuki dünyanın beş bu'dü-boyut'u vardır: Yani dünyanın boyu vardır, eni vardır, yüksekliği ve derinliği vardır, nihayet dünyanın zaman ve düşünce- bu sonuncuya tasavvur, hattâ kuruntu da diyebiliriz; meselâ felsefe, meselâ din veya sanat, sonra ideoloji boyutları da vardır. Yâni demek istiyorum ki, bu büyük seyyahlar ana yollardan geçmekle, büyük limanlara ve başşehirlere uğramakla, öyle pek de mühim bir halt işlemiş olamazlar, onlar, hattâ gördükleri yerleri de görmüş sayılmamalıdırlar; çünkü bir şehrin zaman içinde bir değişmesi vardır. O kadar ki ben, her şehre dört mevsim için dört isim takılmasına, ayrıca hürriyet veya baskı devirlerine, kıtlık veya bolluk yıllarına ait de birer başka isim verilmesine taraftarım. Aşağıdaki olayı okuyunca, bu fikrimi kabul edeceğinizi umarım; üstelik bu olay bir başkasının değil, fakat doğrudan doğruya benim başımdan geçmiştir.