Kimsenin kaderine müdahale edemezsin. Eli boş dönmemesi gereken insan dönmez zaten, dolayısıyla henüz hazır olmayan da kapıdan giremez. Düzen adildir. Ne öğreten sensin ne de öğrenmeyenden sorumlusun. Senin sorumlu olduğun konu işini en iyi şekilde yapmak.
Ebu Davud Sünen'inde Cabir b. Abdullah'tan şöyle rivayet etmiştir: "Bir yolculuğa çıktık. Bizden birine bir taş isabet etti ve başını yardı. Adam sonra ihtilam oldu (rüyalandı). Arkadaşlarına sordu, "Benim için teyemmüm ruhsatı bulabiliyor musunuz?" dedi. Onlar "Suya güç yetirdiğinden senin için
bir ruhsat göremiyoruz." dediler. Adam gusletti ve hastalanıp öldü.
Peygamber'in (sallallahu aleyhi ve sellem) yanına gelince
bu hadise ona anlatıldı. Resulullah (sallallahu aleyhi ve sellem):
"Adamı öldürdüler. Allah onları öldürsün! Bilmiyorlardıysa sorsalardı ya! Cehaletin ilacı sormaktır. Onun teyemmüm etmesi ve yarasının üzerine bez sarıp üzerine mesh etmesi, sonra bedeninin diğer kısmını yıkaması yeterliydi."
Burada genel gusül fetvasının "hal"i göz ardı ederek her duruma
uygulanmasına verilen tepkiyi görmekteyiz. Normalde İslam' da içtihatta yanılmak günah değildir. Yani fetvada isabet edemeseniz dahi
bu bir günah sayılmaz zira insan hata etmekten kaçınamaz. Ama bu
olayda soruyu soranın hali tamamen göz ardı edilmiş ve basmakalıp
bir fetvadan dolayı soruyu soran açıkça zarar görmüştür. Muhammed
aleyhisselamın bunu içtihat kapsamına almamasına ve beddua etmesine dikkat etmek gerekir. Bu lafız, hali ihmal ederek fetva vermenin haramlığına delil olur. Vallahi doğrusu da budur.
Zira öyle cahil softalar var ki insanların hayatlarını cehenneme çeviriyorlar. Oradan buradan duydukları her fetvayı ne dünyanın halini ne de karşısındakinin halini bilmeksizin insanların üzerine fırlatıyorlar.
Onların bu yaptıkları yüzünden nice insan dünya ve ahiret namına za-
rara uğruyor. Bu zarara uğrayanların bir kısmı dinden, Allah'tan uzak-
laşıyor. Bu gibi kimselerin dine verdiği zararı belki şedit İslam düşman-
ları dahi vermemiştir.
Sabah paraşütçülerin kısa bir zamanda yüklenmesi çok önemliydi. Biz, pilotlar dahil, paraşütlerini kuşanmış askerlere yardımcı olarak uçaklara süratle binmelerini sağladık. Erler çok heyecanlıydı. Kimisi dua ediyor, kimisi ağlıyordu. Ama ciddi şekilde, sessiz sakindiler. Uçağın içine bindikten sonra marşlar söylemeye başladılar.