Puan vermedi·216 syf.··
2026 48. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 30 Mayıs 2026 19:32
İlk kitabı okuduğumda sevmenin ne olduğunu sorgulamıştım. İkinci kitabı okuduğumda ise sevmenin insanı nasıl değiştirdiğini düşündüm. Hikmet Anıl Öztekin'in Elif Gibi Sevmek 2 kitabı bana aşkın sadece kalpte başlayan bir duygu olmadığını, zamanla insanın karakterine, sabrına, duasına ve hatta sessizliğine işleyen bir hâl olduğunu hissettirdi. Kitap boyunca aşkın olgunlaşmış hâliyle karşılaştım. İlk kitaptaki heyecan yerini daha çok tefekküre, daha çok iç muhasebeye ve daha çok teslimiyete bırakmış gibiydi. Aşk ve tasavvuf temalarını şiirsel bir dille işlemeye devam eden eser, okuyucuyu duygusal olduğu kadar manevi bir yolculuğa da çıkarıyor. Bu kitabı okurken en çok hissettiğim şey, bazı sevgilerin kavuşmak için değil, insanı olgunlaştırmak için hayatımıza girdiğiydi. Çünkü kitap boyunca anlatılan sevda, karşılık bekleyen bir sevda değildi. Daha çok beklemeyi bilen, sabretmeyi öğrenen ve sonunda her şeyi Allah'a emanet eden bir yüreğin hikâyesi gibiydi. Bazı satırlarda kendi suskunluklarımı gördüm. Bazı cümlelerde ise yıllardır içimde taşıdığım özlemlerin yankısını duydum. İlk kitapta sevmeyi öğrenen bir kalp varsa, ikinci kitapta sevmeyi kabullenmiş bir kalp vardı. Bu yüzden bana daha ağır, daha derin ve daha gerçek geldi. Çünkü insan zamanla anlıyor; sevgi bazen bir kavuşma değil, bir imtihandır. Bazen bir mutluluk değil, bir sabır meselesidir. Bazen de kalbinde taşıdığın kişiyi hayatına değil, dualarına emanet etmektir. Kitap boyunca dikkatimi çeken en önemli noktalardan biri de yazarın sevgiyi yalnızca bir insana duyulan his olarak anlatmamasıydı. Satırların arasında insanın Rabbiyle olan bağı, kaderle olan mücadelesi ve hayatın anlamına dair sorgulamaları da görmek mümkün. Bu nedenle kitap bana sadece aşkı değil, insanın kendisini de anlattı. Çünkü bazı
Elif Gibi Sevmek 2Hikmet Anıl Öztekin · Hayy Kitap · 20177,8bin okunma
Dua pasif bir bekleyiş değil, faal bir ilerleyiştir.
10/10
·144 syf.·
2026 16. kitabı
“Dua yalnızca bir isteme edimi değil, aynı zamanda bir hedefe doğru ilerleme kararlılığını harekete geçiren bir tetikleyicidir.” s123 “Dua, içeriğinde talep ettiğimiz nimetlerden üstündür. Duaya devam edebiliyor olma nimeti, dünyevi taleplerimize ulaşmaktan daha yüksek ve kalıcı bir değere sahiptir. Bir duayı edebilmenin, onun sonuçlarını elde etmeye kıyasla daha kıymetli olduğunu kavramak, bir aydınlanmadır.” s122 Bizi yaratılmış bir beşer ve kul olarak Rabbimiz karşısında önemli kılan asıl unsur ayetle de sabittir ki duamızdır. Rabbimiz Furkan Suresinin 77. ayetinde “(Ey Muhammed!) De ki: "Duanız (kulluğunuz ve yönelişiniz) olmasa, Rabbim size ne diye değer versin!.."” buyurmuştur. İçerik olarak dua kitapları daha çok tesirli dualar, bu dualar için uygun zamanlar, kaç kez yapılacağı vs.onları içeriyor. “Dua etmek” başlı başına kitabın konusu ve diğer kitaplar için zemin diyebileceğimiz bir kitap. Neden dua ederiz? Neden Dua etmeliyiz? Dua edememe/edebilme kullukta bizim için neden bu kadar kritik bir noktada … O kadar çok kıymetli suallere altın değerinde cevaplarla oluşturulmuş ki kitap, dua kavramının derinliğine vakıf olabiliyorsunuz.. Dua; fıtrat, ibadet, öğretmen, nişane, kurtuluş, teminat, teselli, tohum, hikmet, imtihan, istiğfar, adap, kabul, tefavi… Kitabın bölüm başlıkları bu şekilde. Son iki bölümde ise yazar “Yaşama Duayla Yeniden Tutunmak ve Dua notlarım” başlıklı yazılarıyla kitabı tamamlamış. Hiçbir kısmını okuyamasanız dahi “Dua Notlarım” kısmı konunun ehemmiyeti için ateşleyici olacaktır ve mutlaka gönlünüze dokunacaktır. Aynı zamanda bu kitap: “Dervişin Teselli Koleksiyonu” ile başlayan bir serinin 5. kitabı. Önceki kitaplardan alışkın olduğumuz “tanık gösterme/alıntı yapma” özelliği birçok eser ve yazarın bu konudaki satırlarını da
1000Kitap
Duayı Yeniden KeşfetmekMecit Ömür Öztürk · Hayy Kitap · 202693 okunma
Reklam
Yaranız varsa yanınızda Yaradan’ınız var!
9/10
·144 syf.··
2026 34. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 11 Mayıs 2026 17:43
"Yaralar vardır hayatta, ruhu cüzzam gibi yavaş yavaş ve yalnızlıkta yiyen, kemiren yaralar,” der Sadık Hidayet, Kör Baykuş’unda, adeta cevap verir Mecit Ömür Öztürk, “Dualar vardır, kayıp düşmemizi engelleyen... Dualar vardır, düşmüşsek hızla kalkmamızı sağlayan... Dualar vardır, musibetlerden muhafaza eden.” Yaranız varsa yanınızda Yaradan’ınız var der gibi! "Kötü zamanlar geçecek," dedi hayat. "Kötü zamanlar geçecek," dedi ölüm. Süpürge-Kadın Destanı Kötü zamanlardayız, Belki zamanlar kötü değil de biz var olan zamanın içinde kötü günler geçiriyoruz. Herkes bir telaş, koşturma içinde, kimsenin kimseye ayıracak zamanı yok, sosyal platformlarda mutluluk pozu veren insanların gözbebeklerinden okunuyor mutsuzlukları, hiçbir ceza caydırmıyor trafikte kavga eden insanları, öğrenci psikolojileri, okullardaki olaylar, kadın cinayetleri… Sanki herkesin her şeyi var ama kimsenin de kaybedecek bir şeyi yok gibi. Yaşadığı hayatın mutsuzu olan insanı neyle durdurabilirsin ki? Çok daha yorucu zamanlardan geçmiştir insanoğlu ama psikolojisi hiç bu denli yorulmamıştır. Bir şeyler hep eksik, maddiyatla tamamlanamayan, doldurulamayan bir boşluk. Topyekûn bir çağ huzursuzluğu… İşte tam bu anda bir ayet koşuyor imdada: "İyi bilin ki kalpler ancak Allah'ı anmakla huzura kavuşur." Hüzün ağır gelir yüreğe ama en güzel duayı ettirir, diyor Cahit Zarifoğlu ve ekliyor, “Evimizde her türlü musibete karşı bir tek doktor ve ilaç vardı: dua ve aspirin. Daima şifa bulduk.” Nazan Bekiroğlu, “Hiçbir uzak, duanın erişemeyeceği kadar uzak değil.” Güne dua ile başlıyor Mevlana Celaleddin-i Rumi, “ Kalk, sabah oldu, dua çağı geldi çattı.” Hangi semavi dine inanırsa inansın herkesin var bir duası, William Shakespeare misali, “Ne yapalım; ben de severim, yazarım, iç çekerim, dua ederim.” Ve bazen insanın tek isteği, John Steinbeck gibi, “Tek istediğim buydu.
Duayı Yeniden KeşfetmekMecit Ömür Öztürk · Hayy Kitap · 202693 okunma
9/10
·312 syf.··
Beğendi
·
2026 38. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 15 Nisan 2026 16:51
Merhaba arkadaşlar. Maneviyata inanır mısınız? Maddenin ötesinde bir hissin kalbe iyi geleceğine inananlardanım. İtiraf etmek gerekirse bu durum her ne kadar uzun süreli olmasa da özellikle ihtiyacım olduğuna inandığım dönemlerde manevi eserleri okumak bana iyi geliyor. Okurken bunu sürekli hale getirmek istesem de bir süre sonra bakıyorum ki aslında hiç aklıma bile gelmiyor. Sanırım çok açık sözlü konuştum. Ama durum da tam olarak bu. Şimdiyse İbnü’l Cevzi’den 3 kitap belirledim kendime. Hepsinin birbirinden güzel olduğuna ve çok güzel mesajlar verdiğine inanıyorum. Bir tanesi geride kaldı bile. Ve aslında bunlar sürekli ve çabucak değil, çok uzun vadede okunması gereken eserler bunları da söylemek lazım ama, okunacak çok kitap ve okuyacak az zaman var. Başlayalım. İbnü’l Cevzi’nin en sevdiğim yanlarından biri ise korkmadan, çekinmeden kendi görüşlerini paylaşması, kendi mezhep ve dini öğrendiği hocalarında gördüğü yanlışlara da karşı çıkabilmesi olarak özetleyebilirim. Bizler iş hayatında bile kaba göre şekil alanları -özellikle bu devirde- sıkça gördüğümüz için yeri gelince kendi inancını dahi eleştirebilen ve düşünce özgürlüğünü yüzyıllar öncesinden savunan bir din alimini gördüğümüzde biraz daha merakla okuyoruz kendisini. Kitabın 3 bölümde incelendiğini paylaşalım. Dua ve Dünya, Günah ve Etkisi, Sevgiye Dair isimli bu bölümde muazzam konular var. Birkaç tanesinden bahsetmeye çalışacağız. Ancak genel olarak baktığımızda pek çok şeyi fazlasıyla önemsediğimizi, çoğunun boş değil bomboş olduğunu savunan, Allah sevgisinin ve inancının önüne hiçbir şeyin geçmemesi gerektiğini özellikle savunan, manevi tarafı ağır bir eser okuyoruz. Hatta iddia ediyorum, bu konuları ben hiç duymadım hiç haberim yoktu diyen de çıkmayacaktır. Özellikle çocukluğumuzda hepimizin bu
Kalbin İlacıİbni Kayyim El Cevziyye · Elif Yayınları · 2013693 okunma
6/10
·176 syf.··
2026 14. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 22 Şubat 2026 20:22
"Şimdi zaman, duaya kavuşmuş ellerin fırtınasıdır." Yahudi asıllı Rumen şair Paul Celan, 2. Dünya Savaşı sırasında toplama kamplarında kalmış ve burada gördükleri olaylar savaş sonrasında yıllar geçse bile şiirlerinde o duyguları hissettirmeye devam etmiş. 50 yaşında Sen nehrine atlayarak intihar eden Celan geriye birçok şiir bırakmış. Kitabın çevirmeni Ahmet Cemal bu birçok kitaptan seçme şiirleri "Ellerin Zamanlarla Dolu" ismiyle kitaplaştırmış ülkemizde. Şiirlerinde çoğunun arka planı olduğunu önsözde verilen bilgilerden anlıyoruz. Toplama kamplarında kendi mezarları kazdırılan esirler, bir yandan da verilen emirler doğrultusunda müzik yapıp dans etmek, Almanları eğlendirmek zorunda kalmıştır. İnsanlık onurunun ayaklar altına bu kamplardan kurtulmuş olsa bile ruhunda kalan incinme yıllar boyunca Paul Celan'ı takip ederek şiirlerinde bu havayı hissettirmiştir. Şiirlerin çeviriyle beraber kendi ruhlarını kaybedip farklılaştığını düşünüyorum. Ne kadar iyi bir çeviri yapsa da Ahmet Cemal bu şiirlerde mutlaka duygu kayıpları olmuştur. Yine de birçok şiirinde güzel yerler yakaladım, bazı şiirleri anlamakta güçlük çektim, bazı sözcükleri Celan'ın tekrar tekrar kullandığını fark ettim. Bana göre çok anlam ifade edemedi maalesef bu şiirler. Mutlaka okunmalı diyemem bu şiirler için. Belki kendi şiirlerimize öncelik vermek daha mantıklı olacaktır bizler için.
Ellerin Zamanlarla DoluPaul Celan · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20151,427 okunma
Puan vermedi·280 syf.··
Beğendi
·
2025 123. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 06 Temmuz 2025 00:00
“Yalınayak yürüdüğümüz yollarda, kalbimizin ayak izlerini bıraktık.” Bu kitap bir roman değil. Bu, bir milletin kalbindeki ateşin sessizce yanmaya başladığı andır. Her satırında bir ezan sesi var; her cümlesinde toprağa düşen bir gözyaşı. İmam Hacı İsmail’in yürüyüşüyle başlıyor hikâye, ama bu yürüyüş yalnızca fiziksel bir adım değil, bu, insan olmanın, bir duaya dönüşmenin, toprağa ve göğe aynı anda seslenmenin hikâyesi. Yanına katılanlar bir çocuk, bir deli, bir nalbant destanı kalemle değil, kalple yazıyor. Eşref, küçük bir çocuk ama büyük bir ruh. Cesareti sadece düşmana değil, acıya da direniyor. Yalınayak yürüyor çünkü ayakkabı yok. Ama onun ayak izleri, Anadolu’nun hikâyesini çiziyor. Deli Emin konuşmuyor, çünkü kelimeler yetmiyor. Elindeki çiçekler, onun duaları. Sessizlikten bir direniş yaratıyor; her yaprak, bir fısıltı, bir haykırış oluyor. Nalbant Hakkı gürültülü değil; o halkın iç sesi. Her çekiç darbesiyle bir inanç biçimlendiriyor. O sadece demiri değil, kaderi dövüyor. Yağmur yağıyor bu kitapta. Çamur içinden bir yürüyüş başlıyor. Ayakkabılar yok, ama iman sağlam. Açlık var, ama umut aç kalmıyor. Toprak, dua ile karışıyor. Gök, nurla iniyor. Ve bir anda... Gökyüzü açılıyor. Gökten süzülen ışık, yalnızca zaferin habercisi değil; o, yitirilenlerin, dua edenlerin, susanların sesi. Savaşın sonunda kazanan ordu değil; insanlık oluyor. İnsan(lık) Kurtuluş sadece bir tarih anlatımı değil. Bu bir hissin kitabı. Bu, bir milletin kalbinin atış ritmi. Sayfalar sadece kâğıttan değil; dualardan, direnişten, sabırdan dokunmuş. Bitirdiğinizde, sustuğunuzu sanırsınız. Ama içinizde bir ses yankılanmaya devam eder: Ben de yürüdüm. Her kelimede. Her nefeste. Bu benim hikâyemdi. “İnsan(lık) Kurtuluş’u sadece okuyup geçmeyin, dinleyin, hissedin, içinizde yürüsün.
İnsan(lık) KurtuluşErkan Şahin · Lydia Yayıncılık · 202532 okunma
Reklam
Reklam