Bu çatının altında yaşayanlarda ortak ne var?Yalnız birlikte yaşama zorunluluğuna inanmaları.... Sabahları kalkışlar... Biri gördüğü düşü anlatır. Dinleyen, düş dinlemeyi sevmez. Karı kocalar bile böyle değil mi? Ortak neleri var? Haftanın belli günleri et ete sürtünmekten başka? Gene de dayanıyorlar. Çünkü birlikte yaşama zorunluluğuna inanmışlar. İşte benim onlardan ayrıldığım buna inanmamam. Sıkıntımın da, sevincimin de kaynağı bu. Gücün dayanmaktansa yalnızlığıma kaçarım. Bana tek insan yeter.
"Mən inkişaf etmiş bir adamam, müxtəlif gözəl kitablar oxuyuram, ancaq istiqamətimi başa düşə bilmirəm ki, mən nə istəyirəm, yaşamaq, yoxsa özümü öldürmək, amma buna baxmayaraq, həmişə özümdə tapança gəzdirirəm..."
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Değişir miyim seni bir yaz gününe?
Çok daha güzelsin sen çok daha ince:
Mayısın goncaları sert rüzgarlarla titrer,
Yaz günleri kısa bir düş gibi gelip geçer:
Bazen cehennemin ateşi tepende parlar,
Sonra altın gibi saçlar sararıp solar
Her ne kadar güzel olsan sonun değişmez
Ne şans, ne doğa yasası sana yardım etmez.
Fakat senin sonsuz yazın hiç solmayacak,
İnce güzelliğin de hiç silinmeyecek,
Ne de ölüm seni gölgesine alabilecek,
Unutulmaz izlenimlerin ebedi sürecek;
.....İnsanlar soluk aldıkça, gözler gördükçe
.....Aşkım yaşadıkça sana da hayat verecek.
"İnsan her sözü kuşkuyla karşılıyor artık. Gerçekle düş birbirine karışıyor; yalanın nerede bittiğini anlayamıyoruz. Tutunacak bir dalımız kalmıyor. Tutunamıyoruz."
Düş gördüğümüzde zamanlar, yerler ve kişiler hiçbir uyarıda bulunmaksızın değişir. Bu yönelimsel dengesizlik, organik hezeyanın yönelimsizlik temasının bir çeşitlemesidir. Hezeyan hastaları, düş görenler gibi, yalnızca kendilerinin kim olduğunu bilirler; nerede olduklarını, hangi günde olduklarını, hatta yanlarında kimin olduğunu bilmezler. Yakın zamanda gerçekleşen bellek bozukluğunun neden olduğu yönelimsizliğe yanıt olarak, organik hezeyan hastası bellekte yer alan büyük boşlukları doldurmak için içtenlikle -ve çoğu zaman da saçmalayarak- oluşturulmuş yalanlar olmasa da sahte inanışlardan oluşan öyküler uydurur. Bu eğilime "boşluk doldurma" demekteyiz. Boşluk doldurma genellikle düş görme için kullandığımız bir sözcük değil, ama çok iyi uymakta. Kurgusal da ilişkili bir sözcük - ve bunu düşleri betimlemek için sık sık kullanıyoruz.