Duygu Kr

Duygu Kr
@duygurella
bir ömürlük misafir..
9/10
·238 syf.··
Beğendi
·
2024 5. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 24 Şubat 2024 00:00
Mutlu muyum? Mutsuz muyum? Mutluluk ne demek? Mutsuz değilsem içimde bitmek bilmeyen bu arayış ne? Uzun İhsan Efendi gibi ifade edecek olursam; "Düşünüyorum, dolayısıyla varım. Ama ben kimim? " Bunca yıldır okuduğum en naif, en benzersiz, en gerçek, en hayal, en en en kitap. İçimizdeki bir şeylerin arasında kalma hali gibi. Gece ile gündüz. Uyku ile uyanıklık. Varlık ile hiçlik. Rüyayla gerçek. Dahası Tarih ve Edebiyat. Felsefe ile Dünya. Hatta Coğrafya. Ve birbirine görünmez iplerle bağlı fantastik karakterler. Kitabın muhteşem bir akışı var. Hikayeler değişirken, karakterlerin birbirine dokunuşu her defasında içinizde bir yere çizik atıyor. Ali Said Çelebi gibi "bende mi düşüm" diye düşünecek kadar kırılıp yine de kendini düşe kaptırırken, Arap İhsan'ın mertliğine, korkusuzluğuna hayran kalıp gerçek ile yüzleşiyorsun. Sonra Bünyamin. Babasının kendine verdiği Atlası, sanki fal gibi kullanan, kaderin, geleceğin ve hikayenin sonunu hiçbir zaman bilemeyeceğimizi her adımında yüzümüze çarpan, bütün güçsüzlüğüne rağmen vazgeçmeyen oradan oraya savrulan en gerçek düş Bünyamin. "Zaten görülen ve görülmeyen bütün düşler bu karanlığın ta kendisi değil miydi?" diye karanlıkta puff diye kaybolan Bünyamin. Elime bu kitabı alıp, "lütfen sende oku" demek istediğim halde, neden okumalıyım diye soracak olursan, gerçekten bilmiyorum. Belki bir mucizeye tanık olmak istersin. Kimbilir belki kaybolmak istersin yada bulunmak. Çünkü bu kocaman bir sır. Kendi adıma söyleyecek olursam, bir türlü kendi yolunu bulamadığını düşünen, Tanrı yla ortak dertlerimiz olan, çok sevdiğim birinin tavsiyesiyle okudum bu kitabı. Şimdi düşünüyorum da, acaba ben düşündüğüm için mi siz varsınız? Yoksa siz düşündüğünüz için mi ben varım? Yada ben var mıyım? Peki siz, siz var mısınız?
Puslu Kıtalar Atlasıİhsan Oktay Anar · İletişim Yayınları · 202467,9bin okunma
9/10
·382 syf.··
2024 7. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 11 Mart 2024 00:00
Elinden kitap düşürmeyen biri olarak bu kitaba nasıl bu kadar geç kaldım bilmiyorum. Okumaya başladığım ilk andan itibaren sanki içimde sakladığım o garip anlaşılmazlık hissi siyahtan griye döndü. Kitaba başlamadan önce hakkında bilgi edinmek için okuduğum çoğu yorum memleketin yaşadığı dönüşüm, doğu-batı, eski-yeni, geleneksel-modern arasındaki dönüşümün kara mizah ve hatta yer yer dalga geçilerek anlatılmasına işaret ediyordu. Evet, bu kesinlikle mükemmel şekilde anlatılmış ancak benim en sevdiğim tarafı insanların bu süreçte yaşadığı psikolojik durumu tüm açıklığıyla anlatması oldu. İnsanların çevreye ayak uydurmak, kabul edilmek, saygı görmek için neler yapabileceğinin yüzümüze vurulması. Ve kahramanımız Hayri İrdal ın kendini sorgulayışları. "Bazen düşünürüm ne garip mahluklarız? Hepimiz ömrümüzün kısalığından şikayet ederiz, fakat gün denen şeyi bir an evvel ve farkına varmadan harcamak için neler yapmayız?" isyanı. "İnsan insana, hangi derdini anlatabilir? Yıldızlar birbirleriyle konuşabilir, İnsan insanla konuşamaz " diye düşünerek anlattığı yalnızlığı. "Hayatımızın bir devrinden sonra başımıza gelen şeylere o kadar hazırlanmış oluyoruz ki, kederimizi kendi içimizde taşır gibi yaşıyoruz." kabullenişi. Ve Ahmet Hamdi Tanpınar ın mezar taşında; "Ne içindeyim zamanın, Ne de büsbütün dışında. " yazdığı bilgisinin zihnime çivi gibi çakılması. Saatleri Ayarlama Enstitüsü, tam anlamıyla, zamanı zamanla anlatan bir kitap. Beni içimdeki tüm karmaşanın yok yere olmadığına ikna etti. Bir nebze de olsa huzur buldum çünkü Ahmet Hamdi Tanpınar ın günlüğüne yazdığı gibi maalesef "kaçacak yer yok."
Saatleri Ayarlama EnstitüsüAhmet Hamdi Tanpınar · Dergah Yayınları · 202353,1bin okunma
Puan vermedi·128 syf.··
2022 2. kitabı
Bu küçük kitap aklınızda çok büyük sorular yaratacak? :) Zaman zaman kendimizi yaşadığımız hayata o kadar kaptırıyoruz ki belki de biz biz olmaktan çıkıyoruz. Kendimizi hayatın akışına kaptırıp bir gün asla durmayacakmış gibi yavaşlamadan bam bam bam. İşte bu kitap bence belli aralıklarla kendimize sormamız gereken soruları hatırlatıyor. Ne dersin belki senin içinde zamanı gelmiştir. John ile birlikte keyifli ve bir o kadar da zihnini harekete geçiren bu yolculuğa hazır mısın?
Dünyanın Kıyısındaki KafeJohn Strelecky · Pegasus Yayınları · 20211,213 okunma
10/10
·200 syf.··
Beğendi
·
2017 3. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 07 Şubat 2017 00:00
Öncelikle şunu söylemeliyim ki, son zamanlarda hiç bu kadar etkileyici bir kitap okumamıştım. Bence Paul Kalanithi'nin hayatı gibi kitabı da yarım kalmış. Çünkü anlatımın tadı tek kelimeyle damağımda kaldı. İçten, hüzünlü, huzurlu ve etkileyici bir hikaye. Büyük bir duygu yoğunluğuyla okuduğum bu kitabı sizlere uzun uzun anlatıp büyüsünü bozmak istemiyorum ama kısaca bahsedecek olursam; Paul Kalanithi, yıllarını bilim ve cerrahlığa verir ve yavaş yavaş ikisininde meyvelerini toplamaya başlayacakken ölümün soğuk nefesini ensesinde hisseder. Şimdi sadece iyi bir cerrah değil, tedavi ettiği hastalar gibi yaşam mücadelesi veren hastalardan biri olmuştur. Bu zorlu, sıkıntılı süreçte yaşadıkları gerçekten okudukça içinizde bir sızı yaratacak ama aynı zamanda da inanmanın ve güçlü olmanın sahiciliğiyle yüzleşeceksiniz.. Ve Sonsözde de eşi Lucy Kalanithi'nin yazdıklarıyla içinizi yakıp geçen bir kitabı bitirmiş olacaksınız.
Son Nefes Havaya KarışmadanPaul Kalanithi · Altın Kitaplar · 20162,654 okunma
Puan vermedi·400 syf.··
Beğendi
·
2016 63. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 30 Aralık 2016 00:00
Boşanma davası nedeniyle zaten yeterince gergin ve kötü olan Lake'in hayatı çalıştığı klinikteki Dr. Keaton'ın cazibesine kapılıp onunla bir gece geçirmesi sonucunda iyice içinden çıkılmaz bir hal alır. Çünkü bu gecenin sonunda Keaton ölür. Ve katil artık Lake'in peşindedir. Her anne gibi önce çocuklarını düşünen Lake; çocuklarını korumak ve kaybetmemek için tek gecelik bu sırrı kendine saklamaya karar verir. Ve asıl hikaye bundan sonra başlar. Sürekli birilerinden şüphelenerek okuyacak, acaba bu mu? sorusu durmadan aklınızı kurcalayacak ve kendinizi hikayenin tam ortasında bulacaksınız. Aksiyonun bir an bile eksik olmadığı, ihanet, tutku ve gerilimin sizi oradan oraya sürüklediği bir hikaye.. Lake'in sırrı mı? Kim bilir belki açığa çıkmıştır, belki de hala bir sırdır.
SusKate White · Pegasus Yayınları · 201347 okunma