Abdullah b. Ömer"den (ra) rivayet edildiğine göre,
Resûlullah"ın (sav) telbiyesi şöyledir:
“Lebbeyk Allâhümme lebbeyk! Lebbeyke lâ şerîke leke lebbeyk! İnne"l-hamde ve"n-ni"mete leke ve"l-mülk. Lâ şerîke lek!” (Buyur Allah"ım buyur! Emrindeyim buyur! Senin hiçbir ortağın yoktur. Allah"ım buyur! Hamd sana mahsustur. Nimet de senin, mülk de senindir. Senin hiçbir ortağın yoktur.)
(M2811 Müslim, Hac, 19)
Lebbeyk nidası duyulunca akla hep hac ve umre görüntüleri gelir...Aslında günde 5 vakit huzura çağrıldığımız anlarda da verilen tekmil değil midir “lebbeyk” ? Ben geldim Rabbim huzuruna...Ya da her sahur “Lebbeyk” değil midir? Ben geldim Rabbim huzuruna emrettiğin Oruç’u tutmaya....
Ya da her dua “Lebbeyk” değil midir? Ben geldim Rabbim her şeyi bıraktım sana geldim elim açtım...
Ey Muhammed’in kızı Fatıma! Kendini ateşten koru! Çünkü ben, vallahi Allah’tan sana ulaşacak bir cezanın önüne geçip de seni koruyamam. (Buhari Menakıb 65.12)
Neden insanlar “Lailahe illallah” cümlesini söyleyip kurtulmuyorlardı?
......
Onu söylememek için ölümüne direnen Mekke Müşrikleri bu cümlenin gerçek anlamını, bugün bu cümleyi söyleyen yüzbinlerce müslümandan çok daha iyi biliyorlardı. Çünkü onlar bu cümleyi söylemenin hayat tarzını tümüyle değiştirmeyi kabul etmek anlamına geldiğini iyi biliyorlardı.Allah’tan başkasına tanrılık yakıştırmama sözünün, Allah merkezli bir hayatın inşası için temele konulan ilk harç olduğunu da biliyorlardı.
Onlar (her) sözü dinler; en güzeline uyarlar. İşte onlar Allah’ın doğru yola ulaştırdığı kişilerdir. Öz akıl sahipleri de işte sadece onlardır.
(Bu kadar faklı sözü dinleyenler, farklı kitabı okuyanlar olarak, Rabbim bizleri doğru, güzel olanları seçebilen, doğru yola ulaşabilenlerden eylesin)