Emre

SUAL: Sen her şeye Hakk'ın, zâtıyla sârî olduğunu söyledin. Halbuki vücudda cife ve revs (pislik) vardır. Bunlar da Hak mıdır? CEVAP: Cenâb-ı Şeyh-i Ekber (ra) bu suâle 'Men Arefe Nefsehû fakad Arefe Rabbehû' risâlelerinde cevap verip buyururlar ki: "Bizim sözümüz cîfeyi cîfe ve revsi revs görmeyen kimseyedir. Cîfeyi cîfe ve revsi revs gören kimseye sözümüz yoktur."
Sayfa 291
Din
..ihâta-i zâtiyyesi hasebiyle Hak Teâlâ her şeye o şeyin kendisinden daha yakındır. Bu'd ve uzaklık, abdin nazarına ve mâsivâ-yı Hak'ta istiğrâkına göre, izâfi ve i'tibâridir. Hakikatte Hak'tan yakın hiçbir şey yoktur. Binâenaleyh ilkāât-i şeytâniyyeye tebean, abd bir fesâdı icrâ edip tövbe edince, Hak Teâlâ bu kurbet-i hakikıyye içinde, ona bu'd-i izâfi ve i'tibârîyi nasb etmez. Zirâ ilkāât-ı şeytâniyyeyi kabul etmeyen; ve kabûl ve icrâ edip de, ba'dehû tâib ve müstağfir olan kimsenin nazarı Hakk'adır. Bu ise kurbet-i hakîkıyye içinde kurbet-i i'tibâriyyedir. Binâenaleyh o kimse için bu'd yoktur.
Sayfa 279
Din
terakkiyât-ı insâniyye nefis sebebiyledir. İnsan ale'ddevam kendisine savlet eden sıfât-ı nefsiyye ile mücâhede ettiği için kurb-i ilâhîye nâil olur.
Sayfa 275
Din
menkabe
Sadreddîn-i Konevî (ks) hazretlerinin mürîdânından birisi bilâ-isti'zân halvete girer. Ve bittabi' bir kaç gün ortadan gâib olur. Hz. Şeyh onun nerede olduğunu rufekâsından sorar. Halvette bulunduğunu haber verirler. Cenâb-ı şeyh onun halvet-hânesine gider. Birçok yazılar yazmakla meşğûl bulur. "Bu yazdığın nedir?" diye sorar. Mürîd cevâben der ki: "Şeyhim, vaktâki halvete girdim, önümde birisi zâhir olup Hz. Cibrîl olduğunu söyledi; ve sana ulûm-i ledünniyye ilkā edeceğim dedi, ve ağzıma tükürdü. Bu hâli müteakib bende bir çok maânî tulû etti. Şimdi gâib olmamak için / o ulûmu tesbît ve tahrîr ile meşğülüm.” Hz. Şeyh tebessüm edip buyurdular ki: "Sen Cibrîl'in zuhûrundan mukaddem ne ile meşğul idin?" Mürîd: "Zikrullâh ile meşğul idim" dedi. Hz. Şeyh irşâden buyurdular ki: "Hiç Hz. Cibrîl, Hakk'a teveccüh edip zikrullâh ile meşğul olan bir kimsenin kalbine tefrika îrâs eder mi? Zuhûr eden Cibrîl değil, seni Hak'tan i'râz ettirmek için şeytân-ı laîn idi. Sen benim iznim lâhık olmaksızın halvete girdiğin için bu fitneye mübteelâ oldun. Şimdi halvetten çık; ve bu ilkāât-ı şeytâniyyeyi dahi imhâ et!"
Sayfa 272
Din
..biz ilmimizde olan maânîye hokkanın içinde yek-vücud olan bir çok hurûf ve kelimât kisvelerini ilbâs ederek kalem vasıtasıyla kağıt üzerine nasıl ilâ-mâ-lâ-nihâye terkim eder ve o kağıt üzerinde nasıl mahv ve isbât edersek, Hak dahi ilminde olan suveri öylece karâtis-i ecsâm üzerine, anâsır kisvelerini ilbâs ederek ilâ-mâ-lâ-nihâye terkîm edip mahv ve isbat eyler. İşte bu izâhtan sen levh-i mahfûzu ve levh-i mahv ve isbâtı iyi anla! Nitekim Hak Teâlâ / يَمْحُوا اللّٰهُ مَا يَشَٓاءُ وَيُثْبِتُۚ وَعِنْدَهُٓ اُمُّ الْكِتَابِ (Ra'd, 13/39)* buyurur. İmdi suver-i kevniyye levh-i tabiatta bir taraftan mahv olur ve bir taraftan peyda olur. Nitekim ayeti kerimede مَا نَنْسَخْ مِنْ اٰيَةٍ اَوْ نُنْسِهَا نَأْتِ بِخَيْرٍ مِنْهَٓا اَوْ مِثْلِهَاؕ (Bakara 2/106)** buyrulur. Binaenaleyh sâha-i tabiatta mensûc olan bir süret bozulunca, onun misli peyda olur.
Sayfa 264
Din