"EĞİTİMDE REFORM HER ŞEYDEN ÖNCE ÖĞRETMENIN KAFASINDA BAŞLAR"
Bence, sayfalar dolusu anlatılabilecek bir eğitim sistemi sadece bir cümleyle ancak bu kadar net anlatılabilirdi.
İşte öğretmenin vazifesinin ne kadar değerli ve önemli olduğunu ifade eden bu sözünü her öğretmenler odasının duvarında görmek dileğiyle...
Söz iyi de ya çözüm?
İşte dünyada ilk örnek Köy Enstitüleri.
Ve Milli Eğitimin nasıl olması gerektiğine her yüzyıl ve her dönem için geçerli önerisi:
Atatürk 1923'te Eskişehir'de yaptığı bir toplantıda geleneksel eğitimi şöyle eleştirir:
"Bundan önce her milli eğitim bakanının birer programı vardı. Memleketin eğitiminde çeşitli programların uygulanması yüzünden öğretim ber-bat hale geldi. Efendiler! Bu seyahatim sırasında görüştüğüm 25 yıllık bir milli eğitim müdürü memleketin çeşitli yerlerini dolaşmış. Dediğine göre, birbirine zıt birçok programlar almış, uygulamış ve uygulattırmış. Çünkü hükümetin başına gelen her bakan kendine göre bir program yapıyor, onu uygulatıyor. Bir müddet sonra başka bir bakan geliyor, onu beğenmiyor, başka bir program uygulatıyordu. Bu ne gaflet!
Eğitimimizin amacı kendini, hayatı bilmeyen, her konuda yüzeysel bilgi sahibi, tüketici insan yetiştirmek olmuştur. Bütün bu uygulama ve programlar ne veriyordu. Çok bilmiş, çok öğrenmiş birtakım insanlar. Amma neyi bilmiş, efendiler! Birtakım teorileri, birtakım nazariyatı sadece ezberlemiş kişiler. Amma neyi bilmemiş efendiler! Kendini bilmemiş, yaşamak için lazım gelen hiçbir şeyi bilmemiş ve aç kalmış insanlar. İşte bu devamlı program değişmesinin uğursuz neticesi olarak denilebilir ki; memlekette aydın olmak demek çok okumuş olmak demektir. Sefalete ve fakirliğe mahkûm olmak demektir.
Bundan sonra eğitimde izlenecek yol her an değişmeyen, belirli çizgisi olan eğitimdir. Bu eğitimden
Efendiler, beni cidden samimi, parlak ve güven veren hislerle karşılamış olan muhterem Ankara ahalisiyle daha yakından tanışmak ve onlarla fikir alışverişinde bulunmak bir vazife hükmündeydi.
Sayfa 294 - Fidayda da Angaralım fidayda :)·Kitabı okuyor
"Efendiler, İslam âleminin çatısı çatlamış, başımıza yıkılmak üzere. Biz evvela bu tehlike içinde birbirimize ziyafet veriyoruz. Bu yetmiyormuş gibi bir de münakaşa ediyoruz. Yani İslam âleminin çatlayan çatısını görmüyoruz da kendi çatımız çatladı diye kıyamet koparıyoruz. Yeter artık, uyanın, anlayın!"
Efendiler ve Ey Millet,
İyi biliniz ki ,Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler, müritler, mensuplar memleketi olamaz. En doğru, en hakiki tarikat (yollar), tarikat-ı medeniyettir (uygarlık yollarıdır).
Ekonomisiyle, siyasetiyle, kültürüyle tamamen dışa bağımlı olarak yönetilen Türkiye, yeni bir anayasa yapacak… Küresel efendiler öyle istiyor! Yeni anayasa ulus devletinin sonu olacak.
Türkiye fiilen “bir başkan”ın iki dudağı arasında kalacak. Türkiye milli irade gösteremezse 91 yıllık bir ulus devletin yerini federalizm alacak…
Üniter devlet yapısını değiştirmeyi öngören yeni bir anayasa, diktatörlüğe yol açacak bir Başkanlık sistemi, bölünmeyi getiren yerel özerklik dayatması ve federal bir Türkiye… Küresel efendilerin bize çizdiği yol haritası bu!