Gerçekten talebe öyle bir hale gelir ki "öğrenmekten keyif almak" denilen şeyi adeta unutmuştur. Oysa insan, fıtratı gereği bilmeye meyleden, bilmekten haz duyan bir varlıktır.
İnsanlar aslında aydınlıktakiler ve karanlıktakiler olarak ikiye ayrılır.
Karanlıktakilerin sayısını azaltıp, aydınlıktakilerin sayısını çoğaltmak, işte hedef budur. Bu yüzden "Bilgi!","Bilim!" diye bağırıyoruz. Okumayı öğrenmek ışığı yakmaktır; tüm hecelemeler kıvılcımlardır.
Zaten aydınlık demek illa ki sevinç anlamına gelmez. Aydınlıkta da acı çekilir; ateşin fazlası yakar. Alev kanadın düşmanıdır. Uçmaya ara vermeden yanmak dâhinin mucizesidir.
Bilgilendiğinizde ve sevdiğinizde daha fazla acı çekersiniz. Gün gözyaşlarıyla doğar. Aydınlıktakiler en azından karanlıktakiler için ağlarlar.
“el-İslâm el-Yevm” isimli müessese tarafından alan araştırmalarına dayanılarak hazırlanan 2010 tarihli –700 sayfayı aşkın– rapora göre, yarım asır önce tek bir Şiî bile bulunmayan bir kısım Afrika ülkelerinde bugün Şîa, nüfusun görünür bir kısmını teşkil eder duruma gelmiş bulunuyor. Hatta bazı ülkelerde Müslüman nüfusun ekseriyetini oluşturma aşamasına gelmiş durumda.¹⁴ Bunun Afrika kıtasına mahsus bir durum olduğunu düşünmek aldatıcı olur. Küresel ölçekte çok dilli olarak yayın yapan uydu kanalları ve internet medyası dışında Müslümanların azınlık olarak yaşadığı Batı ülkelerinden Asya kıtasına, Avustralya’ya kadar dünyanın dört bir yanında faaliyette bulunan eğitim kurumları, sağlık ve sosyal yardım kuruluşları, “İslâmî” müesseseler... vasıtasıyla –misyoner faaliyetlerini andırır tarzda– “Şiîleştirme” çalışmalarını kesintisiz biçimde sürdürüyorlar. Hatta Sünnîlikten Şiîliğe geçenlerle (müstebsirûn) ilgili hususî merkezler var."
Haklarla şişirilmiş ama sorumluluktan azade bırakılmış öğrenciler, kavga eden çocuğuna neden kavga ettiğini sormak yerine öğretmeni polise şikâyet eden ebeveynler.
İnsanlar birbirlerine katlanabilirler, fakat her biri insan kalarak, insan olma özelliklerini koruyarak insanlığın aynı tarzda düşünmeleri istenmemelidir.
İnsanı kişiliğinden, bireyselliğinden yoksun bırakma isteği, çabası eski çağlardan günümüze dek buyurucu, sömürgen, egemenlikçi güçlerin amaçları arasında yer almıştır.