Bereketli Topraklar, nefis bir roman, biliyorsunuz. Fakat karanlık dehşetli. İnsana müthiş bir ümitsizlik veriyor. Halbuki ben Türk milletinin hiç de ümitsiz bir durumda olduğuna kani değilim. Türk milletinin geleceğinin çok güzel olduğuna kaniyim. Ve bu güzel geleceği de, bugün yaşayan insanların yapacağına kaniyim. Türk köylüsü içinde, Türk işçisi içinde, Türk esnafı, sanatkarı içinde, Türk aydını içinde mükemmel insanların varlığına kaniyim. Onun için şu bereketli topraklarda, bütün o havalide ya şayan köylüler içinde gayet eminim ki, memleketini dehşetli seven ve büyük insan olan köylüler de vardır, insanlar da var dır. Onlar yok kitapta. Onun için biraz karanlık. Aşağı yukarı Mahmut Makal'ın kitapları gibi. Her ikisinin de içine biraz da ha aydınlık komasını isterdim doğrusu.
Mahmut Makal hakkında gayet kısa bir şey söylemek istiyorum. Yazdıklarını gayet beğeniyorum, doğruyu yazıyor. Fakat bana öyle geliyor ki, bir eksik tarafı var bütün bu doğrunun. Yani köyü bir parça ümitsiz görüyor gibi geliyor bana. Halbu ki bizatihi kendisinin bu köyün içinde çıkmış olması, bunları yaşamış olması köyün aydınlık tarafı. Ve bana öyle geliyor ki, belki Mahmut Makal'ın köyünde bir ikinci Mahmut Makal yok ama, yakınlardaki köylerde, biraz daha uzaklardaki köylerde bir sürü Mahmut Makal var. Hepsi belki Mahmut Makal gibi yazı yazmıyor, okuyamamış, fakat bizim Türk köylüsünün için deki bu aydınlık unsurları da herhalde vermek lazım."