Doğa, çatışma içinde ve çatışma sayesinde ahengini sürdürebiliyorsa, biz de anlaşmayabiliriz. Kendi kendimize böyle bir borcumuz var. Anlaşmamak suretiyle yalancılıktan kurtulur, özgürleşiriz.
“Kendimizi olduğumuz gibi kabul edinceye dek bizi tutsak edecek kahramanlar. Süpermenler ve tanrılar yaratmaya devam edeceğiz. Özgür toplumda kahramanlara yer yoktur. Özgür insanın kahramanları olmaz.”
Hayattan, insanlardan, kendi varlığından haz etmeyen hatta biraz da tüm bunlardan korkan bir karakteri dinliyoruz.
Dikkat spoiler
Ressam olmak dışında hiçbir tutkusu olmayan ve onu da başaramayan, aile ve arkadaş sevgisinden mahrum, kendini ve çevresindeki herkesi kandırarak hayatını sürdüren ve bunu yapamadığında da kendinden nefret eden birini görüyoruz ilk başta. Ama daha sonra geçmişte de gümünüzde de değişmez şekide insanlığın özünü anlamaya herkesten çok kafa yorduğu için deli olduğuna kanaat edilen, oradan oraya savrulan, toplum içinde ve dışında kaybolmuş bir “çılgın” ile karşılaşıyoruz. Kısa ama sindirmesi zor bir kitaptı. Yazarın otobiyografisi olduğunu bilmeden başladığım için sona kadar benim için bir hayal ürünü olan kahraman birden ete kemiğe büründü.
Ah Yozo, sadece her şey geçip gidiyor işte.