1986 yazından bana ait tek fotoğraf vardı. Gölde bir sandaldayım. Arkada karanlık su, uzakta ev; kırmızı bir Lego parçası gibi. Gülümsüyor muyum, yoksa güneşte gözlerimi mi kısıyorum, bilmiyorum. Keskin hatlar, açık kahve gözler. Ben çocukken, annem en şefkatli anlarında "ancak bir annenin sevebileceği bir yüzümün olduğunu" söylerdi. Bunu söylerken sesi sıcak, aydınlıktı; şakaklarındaki deriyi geri çekip gözlerimi İşaret eder, Çinli bir çocuğa benzediğimi söylerdi. Gülümserdi. Sanırım beni en çok, ne kadar çirkin olduğumu anlatırken seviyordu. Bu, ne kadar emek verdiğinin, ne çok fedakarlık yaptığının kanıtıydı; sevilmesi zor bir çocuğu sevmişti.
S.56 yaşamında, var olmanın sorumluluğunu duyan insan bir gün olgun insandır. Doğan Cüceloğlu
S.71 ama bir ömür birlikte yaşamayı planladığım insanın böyle düşüncelere sahip olması beni çok üzüyor. "Kültürümüz böyle, etrafındaki herkes böyle, ben Ailemde de böyle gördüm, '" dediğinde kültürün toplumunda geçmişten bugüne gelen davranışlar olduğunu, geçmişte Uygulanan her şeyin bugün doğru olmayabileceğini bir gün Ailelerimiz de gördüklerimizi Aynen aktarmamızın doğru olmayacağını, çünkü ailelerimizin hem birbirinden Hem de bizim kıracağımız yeni aynı da farklı olduğunu anlattım. Ortak paydada buluşmaya gönüllü olduğumu bir gün kültüründen tam anlamıyla bağımsız davranamayacağının farkında olduğumu ancak benim de bir kültürüm olduğunu, onun büyüdüğü evin hepsine benim büyüdüğüm ailede bir gün evde ve onun da rolleri üstlendiğini bir gün bu yüzden ikimizin de mutlu bir edecek bir şeyler bulmamız gerektiğini söyledim.
S. 114
1. Sen varsın nokta, umursadın, dikkate aldığım bir kişisin.
2. Sen olduğun gibi kabul ediyorum; sen de bir sorun yok Bir gün sen doğasın.
3. Sen benim için değerlisin, teksin; Hiç Kimse senin yerini dolduramaz.
4. Sana güveniyorum; senin potansiyelini kabul etmiyor, karakterine, niyetine güveniyorum.
5. Sevilmeye layıksın; emek ve zaman vermeye değersin.
6 nokta senden bir birey olarak bazı özgür bir insansa Hem de vazgeçilmez
bir üyesi olarak benim yaşam ekibime aitsin.
1.İletişim kurmadaki niyetinin, amacının farkında olmak ve olmadığını ifade edeceğini bilmek (zihinsel olgunluk);
2. Söyleyeceklerini, iletişim kurduğun kişinin gözünden değerlendirerek konuşabilmek (duygusal olgunluk);
3. O an içinde bulunan sosyal ortama dikkate alarak, nerede kimlerle ne zaman nasıl konuşacağını bilmek (sosyal olgunluk).
S 125 ...Yüreklerimiz on numara
Haliyle, gericilik yıllarında ilk karamsarlık emareleri gösterenler, her zaman akıntıya kapılmaya ve devrimci sloganları yumuşatmaya eğilimli, pratik çalışma yürüten Menşeviklerdi ve bunlar liberal burjuvazi ile de yakın bağ içindeydi. Menşeviklerin büyük bir çoğunluğu, bu karamsar havayı, dikkat çekici bir şekilde, Parti'yi dağıtma amacıyla dile getiriyordu. Bu tasfiyecilerin ("likidatörler") - böyle deniyordu onlara- iddiasına göre, yasadışı parti yalnızca polis baskınlarına ve tutuklamalara yol açar ve emek hareketinin kapsamını daraltırdı. Gerçekte ise, gizli partinin tasfiyesi proletaryanın bağımsız politikasını terk etmek, işçi sınıfı mücadelesinin devrimci ruhunu alçaltmak, proletaryanın örgütünü ve eylem birliğini zayıflatmak anlamına gelecekti. Parti'nin tasfiyesi, Marxın tüm öğretisini ve ilkelerini reddetmek demekti.