Kendini suçlamanın rahatlatıcı bir yönü vardı. Kendimizi suçladığımız zaman, başkalarının bizi suçlamaya hakkı olmadığını düşünürüz. Bizi suçlarımızdan beraat ettiren şey, itiraflardır, papazlar değil.
"Birisini çok sevdiğimde onun ismini kimseyle paylaşmam. Bunu yapmak, sanki o insanın bir parçasından vazgeçmek gibi benim için. Mahremiyeti sever oldum zamanla. Bu, günümüz yaşantısını gizemli ve fevkalade kılan yegâne şeymiş gibi geliyor bana. Birisi onu sakladığında, en aleni şey bile latif bir hal alıyor"
Her bir yaratılışın görevinin olduğu, canın çok değerli olduğu bir bedendi bu gezegen. İnsanlıksa bedene yayılan bir hastalık gibiydi. Bağırsaklarda yaşayan bakteriler gibiydik, aramızda bedene çok yararlı olanlarımız olduğu gibi bedeni hasta edecek nitelikte yağmacı olanlarımız da vardı. Bağırsak çeperindeki iyi bakterilere sürekli saldıran yağmacı antikorlara dönüşmüştü toplumun kurduğu bu sistem.