• Esprili bir dille gerçekler ancak bu kadar güzel anlatılabilirdi. Kiminde tebessüm ettim, kiminde kahkaha attım ve çok sevdim. Çizimler gözünüzü doldururken, aklınız da “ harbi ya “ demekten kendini alamıyor. Son olarak şu “hediye günleri” de çok sevdim. Düşündüğüm ve adını koyamadığım bir şeye rastlamışım gibi. Diyor ki “Bazı günler var hani, durduk yere bi enerji bi huzur geliyo,her şey pırıl pırıl.. Hediye günler diyorum onlara. Yorulduğunuzu görüp sırtınızdan bir miktar yükü kaldırıyor Allah... Bonus gibi bişey.Harika !” Hediye günler...
    tuttum bunu ;)
  • Evet merhabalar sayın insanlar; uyumamı, dolayısıyla sabah erken uyanarak harika bir gün geçirmemi engelleyen nefsimle birlikte saat 23.50 de sizlerleyiz. Yarın muhtemelen kitaptaki ifadesiyle "terleten susatan 1 saatlik uyku için günün geri kalanının içine etmekten geri durmayan bir embesille(nefs) aynı bünyede yaşamak... zor." saptamasını bir kez daha teyit edeceğim ama o yarınki mesele. Şimdiyse size kitaptan bahsedeyim:
    Öncelikle kitap muhteşemdi. Bu kadar muhteşem olmasını bekliyordum çünkü araştırmıştım.
    Bir karikatür kitabı ama yüzde ekşimtırak bir ifade bırakan, amaçsız karikatürlerden oluşmuyor. Düşündürme yönünden deneme ve romanlara yarışabilecek karikatürlerden oluşuyor.
    Efenim konusu nefs ve nefsin çıldırttığı insan. Başkahramanlarımızdan küçük, mavi, sevimlice bir yaratık nefs olarak tasvir edilmiş. Emre adlı karakterle birlikte yaşıyor çünkü nefis insanla beraber yaratılmıştır. Bu albümde de ikisinin günlük olaylara karşı tepkileri resmedilmiş.(Gerçek anlamda)
    Şimdi Rukiye'nin Çıkarımları Bölümündeyiz:
    Nefis gerçekte de kitaptaki gibi görünseydi daha kolay olurdu sanki, en azından varlığı belli olurdu. Ama nefsin sesi, cezbedici bir tonla, sahneye uygun olarak yükselen fon müziği gibi olduğu için kolay fark edilmiyor. Hatta orada uyuşturucu bir fon müziğini özel olarak aramazsan asla bulamazsın. Buldun diyelim iş bitiyor mu? Yok canım ne alaka? Nefs bu sefer de farkedilmesine özel yeni bir müzik çalıyor. Öyle bir nefs ki "Çalışma!" der ona aldırmayıp çalıştın mı? Bunu da kendi çıkarına kullanır. Bu sefer de "Eheheh ben çok zekiyim, ne kadar iradeli mükemmel bir insanım" der. (bakalım bu düşünceleri savuracak kadar iradeli misin?) Baktı itiraz ediyorsun "Böyle düşünsem ne olur? Düşüncelerimi nasıl kontrol edeyim? İnsanlar benden salak işte, ben kendimi üstün görmüyorum BEN ZATEN ÜSTÜNÜM. Gerçekler sen onlardan üstün olmadığını düşününce değişmeyecek ANLASANA RUKİYE !!!" diyerek zekayı verenin de Allah olduğunu göz ardı ederek çemkirir. Üstünlüğün sadece takvada olacağına aklı ermez. Sonra ben de aynı kitaptaki gibi Kes sesini, kes sesini diye mırıldanırım, bu sırada da insanlara biriyle konuştuğumu çaktırmamaya çalışırım. Gerçekten görünmeyen biriyle konuşuyorum. Canı sağolsun yazar, kendimi şizofren sanmamı engelleyerek bu diyalogları açığa vurmuş. O yüzden bu kitapla tam olarak özdeştim. Sadece benim nefsim biraz daha sinsice giriyor sanki. (Öhöm nefsini övmek)
    Nefsi alt etmek, onun mutualist* değil parazit olduğunu farketmenle olur yani "Kendini tanrı sanan,
    Kendini tanrı yapmaya çalışırken,
    Bizi kölesi yapanın nefis" olduğunu, amacının bizi rezil etmek olduğunu anlamanla olur.
    Soyut olan büyük cihat çizimlerle somutlaştırılınca insanı hallice düşünmeye sevk ediyor. Kafanızda duyduğunuz o seslerin bir kaynağı olduğunu, zihnininizin bir yarısının öteki yarısına savaş açmadığını, savaşın nefsiniz ile vicdanınız arasında olduğunu bu kadar eğlenceli bir biçimde görmek ne bileyim çok hoş geldi. Sadece bakarak geçilen sayfalar, başka kitaplarda okunarak geçilen onlarca sayfadan daha çok düşndürdü beni.
    Okumanızı çok fazla istiyorum. Kitabı alarak böyle kaliteli eserler veren karikatüriste destek olabilirsiniz ki adam yenilerini yazsın. Çünkü karikatürler zaten pek de önemsenmiyor. (Bu bir reklam değildir.) kitaptan örnek bir sayfa ve yazarın instagram hesabı: https://www.instagram.com/...;igshid=q3xfw1jwfy75
    Hayırlı günler :)

    *(Mutualizm, farklı türlerden iki canlının karşılıklı yardımlaşarak her iki tarafa da yarar sağlamasına dayalı olan bir ortak yaşam biçimi.)
  • NİSAN AYINDA OKUDUKLARIM
    📚Kuzuların Sessizliği 5/5⭐✔
    📚Geri dönenler 2/5⭐✔
    📚Emre ile emmare 5/5⭐✔
    📚otobüstekiler 2/5⭐✔
    📚Eve dönüş 5/5⭐⭐✔
    📚 sonsuz avengers 5/5⭐✔
    📚zaman çarpması 4/5⭐✔
    📚hava uyanıyor 5/5⭐⭐✔
    📚Ayçöreği 5/5⭐✔
    📚yabancı 5/5⭐✔
    📚cadı avcısı 5/5⭐
    📚Bulantı
    📚pupa 1 3/5⭐
    📚claymore cilt-1 5/5⭐⭐
    📚claymore cilt-2 5/5⭐⭐
    📚claymore cilt-3 5/5⭐⭐
    📚claymore cilt-4 4/5⭐⭐
    📚claymore cilt-5 5/5⭐⭐
    📚claymore cilt-6 5/5⭐⭐
    📚claymore cilt-7 5/5⭐⭐
    📚claymore cilt-8 4/5⭐⭐
    📚claymore cilt-9 5/5⭐⭐
    📚claymore cilt-10 5/5⭐⭐
    📚claymore cilt-11 5/5⭐⭐
    📚claymore cilt-12 5/5⭐⭐
    📚claymore cilt-13 5/5⭐⭐
    📚claymore cilt-14 5/5⭐⭐
    📚claymore cilt-15 5/5⭐⭐
    📚claymore cilt-16 5/5⭐⭐
    📚black paradoks 5/5⭐⭐
  • Fındık Sekiz, simgesel/alegorik bir doku içinde İslâm mistisizminden izler taşıyan bir metindir. Eserde tasavvuf öğesi, Ağır Roman’da olduğu gibi, yazarın bıçkın/külhani anlatımı yaratıcı dil oyunları ile birleşmiştir. Fındık Sekiz romanında “Nefs-i Emmare”nin ve dünyasal zevklerin temsilcisi olarak iki şey karşımıza çıkarılır. “Gönlü olmayan”, “sahte hayata cila çeken parayla mükemmele ulaşmak isteyen” biri olarak tanımlanan Sevda ve “şeytan meyvesi”, “beyaz çiçek” denen uyuşturucudur. Bir önceki romanda cinsel edimi metnin temeline oturtan yazar için burada tutkular insanı yoldan çıkaran dünyalık ögeler olarak algılanır. “Zevkten çıldırma noktasına gelseler bile, yeni pozisyonlar arayan bu tiplerin hayattan hiçbir beklentileri yoktur. Bir şeyler yaşayalım, mutlu olalım, yiyelim, içelim, eğlenelim ortak felsefeleridir.”(Fındık Sekiz, Yıldız Ecevit, Cervantes’in Yeğeni, 2012)
    Anlatının derinine inildiği zaman bir aydın eleştirisi dikkati çeker. Daha önceki romanında da anlatı kişisinin bir türlü iletişim kuramadığı elit kültür, burada da saldırılması gereken gruptur. “Aradığı hayatı bir türlü bulamayan” Meto, bu aydın kesimden hırsını alırcasına saldırır.
    Beyoğlu’nun kan ve şiddet içeren, cinsellikle yoğrulmuş batakhanelerinden çıkan ana kahramana gerçeği, metinde mistik bir rol üstlenen Fahri Baba gösterecektir. “Kötüyü, çirkini, pisi, rezili, kepazeyi tanımıştı Meto. Şimdi iyinin, güzelin, ışığın ve aşkın ne olduğunu daha iyi anlamış, diline yeni bir tat gelmişti.” “Yeni bir âleme geçiş yapmak” demektir bu.
    Fındık Sekiz romanında yaşam tüm dinsel doktrinlerde olduğu gibi bir oyundur. Bu dünya insanın sınav verdiği bir okuldur. Meto’nun mürşidi konumundaki Fahri Baba, bir İslam tarikatının gelişme yolculuğunu anlatıyor gibidir: “Sen şimdiye kadar sınavdaydın, şimdi yeni bir şelalenin yatağına yatırılacaksın ve o, senin yaşadığın son nefesin, son sesin olacak.”
    Fındık Sekiz romanında anlatının geneline bakıldığı zaman aslında bir genç kıza tacizden dolayı tutuklanan ve ardından hayatının akışı değişen Metin Kaçan’dan çok yoğun izler taşıdığı görülür. Kaldı ki ana kahraman Meto da Metin’dir. Yazarın yaşadığı gibi Meto da tacizden tutuklanıp yargılanır. Hapisten çıkan Meto, aydınlanmıştır artık. Fındık Sekiz, birey ve onun iç dünyasına yapılan bir yolculuk bağlamında romantik izler taşır. İlk olarak somut-soyut ilgisi yönüyle dikkati çeker. Yazarın metninin başına aldığı ön söz niteliğindeki kısımda yer alan şu ifadeler okurun gerçek algısını daha en başta sarsar:
    “Bu kitapta geçen isimler hayalidir; kitabın muhtevası ise bir kurgu. Bana soracak olursanız kurgulardır gerçek olan! Her neyse dostlarım vardır, mesela: sevgili Levent Erseven; iyi bir adamdır. Mehmet Fahrettin Dal ise güzel bir insandır. Nur Gürkan güzel kokulu bin bir rüzgârı okşayan iyi yürekli bir hanımefendidir. Güzeller güzeli Solmaz’ı, Yasemin’i, Fatih’i ve Hasan’ı, kalbimin en güzel yerinde sürekli yaşayan Ali Kaçan’ı anmadan olmaz, olmamalı. Ustalarım Aykut Değer, Orhan Martı ve Numan Baykal’a, abilerden de Medet Kerpeten ve Korsan Cevdet’e saygılarımla. Bu kitapta ve bende emeği olup da ismini anamadığım yüzlerce insanın da kulaklarına hoş bir seda olarak fısıldıyorum: Yapıştır.
    Bakış açısı
    Anlatıcı
    Yazar gözlemci bakış açısını kullanmıştır. Kimi zaman gözlemlerde bulunur, kimi zaman ise kahramanın ve diğer şahısların iç sesi konumunda olur.
    ‘’Meto, Sevda’nın partisinde kenara çekilmiş, kendi iç dünyasının derinliklerine dalmıştır. Kızıl bir rüzgarla koklaşıp, derin ve eflatun bir kuyudan nar suyu içmektedir.’’ (FS.60)
    ‘’Meto, şimdiki zamanda yaşamayı bırakıp, geçmiş zamanın küflenmiş kliplerinde öylece kalıp ağlamak istiyordu; doyasıya ağlamak; yağmurun gökyüzündeki pamuktan annesinden ayrılırken ağladığı gibi’’ (FS.101)
    Yazar her şeyi bilen, gören, sezen her yerde bulunan ilahi bir niteliktedir. Anlatıcı olarak bazen iç monolog bazen bilinç akımı yöntemlerini kullanmıştır.
    Bakış Açısı
    Romanın bakış açısı gözlemci bakış açısıdır. Başkarakter Meto’yu, Fahri Baba’yı, Sevda’yı ve diğer kişileri, olayları ve nesneleri gözlemci bir bakış açısı ile anlatmaktadır.

    Olay örgüsü

    Beyoğlu’nun kan ve şiddet içeren, cinsellikle yoğrulmuş batakhanelerinde yaşayan ana kahraman Meto, bu durumdan kurtulup daha mistik bir yaşama adım atmak için çabalamaktadır. Bu durumdan kurtulmasına yardımcı olacak kişi ise Fahri Baba’dır. Meto, bu yaşantıdan kurtulup, huzura ermeye çalıştıkça sürekli önüne engeller çıkar ve en büyük engel ise Meto’ya saplantı haline gelen Sevda’dır.

    Anlatıda, öykü edilerek anlatım yoluna gidilmiştir. Ağırlıklı olarak; Meto, Fahri Baba ve Sevda karakterleri üzerinde durulmuştur. Fahri Baba, Meto’nun yol göstericisi, Sevda ise en büyük engel tasavvuftaki karşılığı olarak ‘Nefis’ olarak betimlenmiştir.

    Anlatı genel olarak Meto karakteri üzerinde durmaktadır. Meto’nun yaşadığı batakhaneden kurtulup daha iyi bir hayat yaşamak için çabalamasını anlatmaktadır.

    Roman Karakterleri

    Meto

    Romanın başkarakteridir. Kendisine yeni bir hayat kurmak istemektedir.
    Tasavvufi bir yolculuğa çıkar ve sonunda aradığını bulur.

    Fahri Baba

    Meto’nun yardımcısı, akıl hocası niteliğinde bir karakterdir.

    Sevda

    Meto’nun önündeki en büyük engeldir. Sürekli planlar yaparak Meto’yu zor durumda bırakır.

    Çiğdem

    Meto’nun aşık olduğu karakterdir.

    Melek Hanım

    Meto’nun annesidir.

    İbrahim Abi

    Meto hastalandığında ona şifa veren kişidir.

    Nil

    Sevda’nın arkadaşıdır. Sevda ile birlikte Meto’ya oyunlar oynar.

    Tolga, Aslan, Suat

    Meto’nun yakın arkadaşlarıdır.


    Karakterlerin çoğu kitap içinde geçer fakat bir vasfa sahip değillerdir. Erser daha çok ana karakter üzerinde durur. Romanda birçok karakterin fiziki görünüşünden ve karakterinden söz dilemez. Belirgin herhangi bir özellikleri mevcut değildir.
    Bunun yanında Metin KAÇAN, anlatıda rüzgar, zaman, sokak lambası, ayna gibi varlık ve nesneleri kişileştirmiş ve birer karakter haline getirmiştir.

    ‘’Fransız konsolosluğunun önünden geçerken sokak lambalarından biri nazikçe eğilip ‘’Meto, sinirli esmerim, gergin yüreklim, geçmiş olsun!’’ diyerek hayatın gidilmeyen yönüne yelken açan Meto’yu biraz olsun rahatlatır.’’ (FS. 99 )

    ‘’Göbek taşına düşen bir ışık huzmesi Meto’nun yanına yaklaşıp: ‘’Sadece mermere ver kendini, o sana söyleyecektir her şeyi,’’ diyor.’’(FS.109)
    ‘’Şıpır, şıpır, şıpır sular tavandan göbek taşına düşüyor, zaman o şıpırtılar arasında yıkanıp paklanıyor.’’ (FS.109)

    ‘’Ayna, yüzyılların sırrını çeşitli mevsimlerden geçip, bir yaz yağmurunun ağlatan yalnızlığına beş basan Meto’ya soruyor: ‘’ Dinle çocuğum, bir tek gerçek vardır: O da sadece bu!’’ (FS.121)

    Zaman
    Anlatının zamanı günümüzdür. Fakat net bir tarih kavramı yoktur, anlatının çoğu yerinde zaman, silik olarak verilmiştir diyebiliriz.
    Roman kahramanı çoğu defa barlarda göründüğü için vakit akşam yahut gece olarak belirir.

    Mekân

    ‘’Önce mekân belirlenir: İstiklâl Caddesi, Balat, Nişantaşı, Bebek, Hisar, Arnavutköy. Birbirlerine zıt coğrafyalardır.’’ (Ağır Roman’dan Fındık Sekiz’e, Metin Kaçan’da Ritüel Ve Hayat, Rüstem Aslan, Cervantes’in Yeğeni,2012, Sy:35)

    Romandaki mekânlar çeşitlilik gösterir. Olay hemen hemen İstanbul’un bütün semtlerinde geçmektedir.


    Fındık Sekiz Romanının Tematik Çözümlemeleri


    Metin Kaçan, anlatıda gerçek hayatta başına gelen bazı olayları, eleştirel bir bakış açısı ile hem toplumu hem de toplumdaki aydın kesimi ele alarak anlatmaktadır.

    ‘’Kaçan, estetik kaygı ile sunmaya çalıştığı edimlerle, Gadamer’in bahsettiği yaşananları ve yapı arasındaki ilişkiyi minimalleştirir. Neyi anlattığıyla ise de, hayatın açıklaması, geliştirilmesi törenine bir ses daha katar. Tarzı ile Pieper’in belirttiği dünyaya uyum sağlarken, sınırları aşmayı, örnek verilecek bir şekilde yerine getirir. Yani Kaçan, bütün felsefi verilere uygunluk gösteren bir satyr gibidir.’’(Rüstem Aslan, E Dergisi, Ağustos 1999)

    ‘’Kitabın başında ‘’roman’’ diye yazmaktadır, ama okuduğunuzda gözlerinizin önünde akıp giden, acıların belgeselidir. Nedir aslında Fındık Sekiz? Gerçekten bir roman mı, anlatımı, haber mi, belgesel mi, gezi mi, ermiş sayıklamaları mı, bir geri dönüş manifestosu mu? Nedir? Buna cevap vermek çok zor. Kesin olarak söylenebilecek tek şey ise yazılanların sadece roman olmadığıdır.’’ (Rüstem Aslan, E Dergisi, Ağustos 1999)


    Yukarda da belirtildiği gibi Fındık Sekiz, Metin Kaçan’ın yaşam öyküsüdür.


    Öte yandan söz konusu metin , ‘’yapı/kurgu düzleminde içerdiği tüm aykırılıklara karşın tasavvuf edebiyatının New Age* düzlemindeki bir ardılı olarak da düşünülebilir. Tasavvuf düşüncesinin gelişimi Türk edebiyatında daha çok şiir aracılığıyla izlenir. Din felsefesinin araştırma ve deneme düzleminde ele alınması, Türk kültüründe bir gelenek değildir. Bektaşi şiirinin kurucusu Yunus Emre, Bektaşi düşüncesinin kavramları ve imgeleriyle örer şiirini, görüşlerini şiir aracılığıyla ortaya koyar: Tasavvuf edebiyatında düzyazı türleri fazla görülmezken, şiir en fazla kullanılan edebiyat türüdür. (Yıldız Ecevit,Türk Romanında Postmodernist Açılımlar, İletişim Yayınları, İstanbul, 2001)

    Fındık Sekiz Romanında İslam Mistisizmi

    Metin KAÇAN, Fındık Sekiz romanında içsel bir yolculuğa çıkarak, İslam mistisizmini ana karakter üzerinden verir. İslam mistisizmi üzerinden toplumsal aksaklıklara değinerek, aydın kesimi eleştirir.

    ‘’Fındık Sekiz, bir iç dünya yolculuğunun odakta olduğu bir metin. Ancak bu soyut yolculuk, düzlemde bir arabanın içinde ve maddesel yaşamın ortasında İstanbul’da , kimi zaman Anadolu’da gerçekleşir. Somut/maddesel yaşam, soyut iç dünyayla eşzamanlı bir birliktelik içinde var olur bu metinde.’’ (Yıldız Ecevit, Türk Romanında Postmodernist Açılımlar, İletişim Yayınları, İstanbul, 2002)


    ‘’Allah’a inanmayan, kuldan utanmayan bir kavim İstanbul’da cirit atmaktaydı.’’ (FS.22)

    ‘’Allah, kul, kavim gibi sözcüklerle kutsal kitap dilini çağrıştıran eleştiri tümceleri, dünyasal zevklerin sarmalındaki insanları anlatırken tümüyle mistik bir tona bürünür. ‘emmare’ dir (Bkz: FS.38,47) tüm bunların nedeni. Emmare ise, nefis’tir, istek’tir.’’


    ‘’Emmarenin peşinden giden, sadece onun için yaşayan sürüngenler, insanlık mertebesine ulaşmak için tek bir kitap, tek bir sure, tek bir ayet bilmeyen beyinsizler, şeytanın yoldan çıkarttığı entelektüel grup.’’ (FS.34)

    Türünden tümcelerde anlatıcı, artık farklı bir bilincin sözcülüğünü yaptığı anlaşılan yazarla örtüşür. (Yıldız Ecevit, Türk Romanında Postmodernist Açılımlar, İletişim Yayınları, İstanbul, 2002)


    ‘’Sanki Ten kavminden gelen bir vücut bara girmiş, insanlara akıllı olmalarını fısıldıyordu. Bu Ten, ‘aydınlık çağı’ diye adlandırılan bu karanlık çağda, nesnelerin boyunduruğu altında yaşayan âdemoğluna, çok önemli bir sırrını vererek uzaklaşıyordu. Sır bir kişiye verilmişti: Meto’ya! Sır tutabilen, tutması emredilen insan.’’ (FS.32)


    ‘’Geride bıraktıkları şehirde kulaktan kulağa fısıldaşmalar, ayrılıklar, hüzünler, zevkler ve bu dünyevi zevkleri kamçılayan alkol, gırtlaklardan midelere yerleşiyordu.’’ (FS.27)

    ‘’Maneviyattan konuşan tiplere ‘sapık, yobaz, tutucu, gerici’ gibi sıfatların yakıştırıldığı bu şehir bir süre sonra sallanacak, öyle bir sarsıntı olacak ki seçilmiş insanların dışında kimse kalmayacak. Önce dudak bükenler, sonra bu insanlarla başka yerlerde, farklı şekillerde karşılaşınca ellerini öpmek için hızlı hareketler yapacaklar.’’ (FS.27)


    Metin KAÇAN, romanda kurtarıcı, seçilmiş kişi olarak Meto karakterini gösterir. Meto karakterinin gerçekteki karşılığı, yazarın kendisidir.


    Fındık Sekiz Romanında Toplumsal Eleştiri ve Başkaldırı

    Metin KAÇAN, toplumsal eleştirilerini ve başkaldırısını gerek dil, gerekse işlediği konularla yapar. Daha önceleri yazdığı Ağır Roman kitabında toplumsal yozlaşmayı, varoş kültürünü, alt kültür ve üst kültür kavramlarını ele alan yazar, Fındık Sekiz romanında daha çok aydın kesimini ele alarak eleştirir.

    Bu eleştirilerin temel nedeni, Ağır Roman kitabına yapılan saldırı niteliğindeki eleştiriler ve daha sonrasında taciz suçlamasıyla tutuklanması ve bu tutuklanma karşısında, aydın kesiminin kendisine karşı sergilediği tutumdur. Bu eleştirilerini ve baş kaldırışını, roman kahramanı olan Meto üzerinden mistik bir kalıba sokarak verir.

    ‘’Kaçan’ın bu yapıtı da, yine ‘alışılmış yazın kalıplarının çok dışındaki alt kültür dili’ (bkz: Ecevit 1992, s. 111) olarak nitelendirebileceğimiz argo konusunda sayısız örnekle doludur. Yazarın da yapıtta anlatılan çevrenin adamı olduğunu düşünecek olursak, onun yapıtlarını ele alırken, ortak dili değil de bir özel dili tercih etmiş olmasını doğal karşılamamız gerek. Böylece yazar, içinde yaşadığı toplumdan ve mevcut yasa ve kurallardan kendini soyutlamakta, diğer bir ifadeyle buna sırt çevirmektedir. Kaçan’ın kullandığı bu dil, üyesi bulunduğu grubun yaptığı karşı eylemin bir dışavurumu olup ardında gruplaşma, gizlilik ve kendini dışa soyutlama arzusu yatmaktadır. Aşağıda sunacağım örneklerin, romanda yer alan argo ifadeler konusunda bir fikir vereceğini düşünüyorum.

    bir şey sallamak: İlaç, tablet almak.

    ‘’Süt, bal, tavuk ve balık yersin, mide ambale olmuştur, iki supradin sallarsın, hırçınlaşacağına sakinleşirsin’’ (s.12)
    telaşına sürme çekmek: Telaşını belli etmemek.

    ‘’Tenten’in tedavisi için olağanüstü bir çaba sarf eden Sevda, telaşına sürme çekemiyordu.’’ (s.61)

    Romanın en çarpıcı yönlerinden biri, kuşkusuz dilidir. (Musa Yaşar Sağlam, Folklor/Edebiyat dergisi, Cilt VII, Sayı 25, 2001)


    Yukarıda da belirtildiği gibi Metin KAÇAN, alışılmamış bir dil kullanarak, kendisini soyutlamış ve kullandığı dil ile başkaldırıda bulunmuştur.


    ‘’Yazar-anlatıcının, metinde protesto edercesine karşısına aldığı ana kesim ise aydınlar’dır. Daha önceki metni Ağır Roman’da da, anlatı kişilerinin iletişim kuramadığı üst kültür ve onun ana taşıyıcısı aydın, Kaçan’ın taşlama’sından payını almıştı. Metin Kaçan, romanındaki bu eğilimi o zaman şöyle değerlendirmişti: ‘Romandaki insanlar üst kültürle bağlantı kuramıyorlar. Onlar için kendilerini bu biçimde savunma, yaşamlarının koşulu. Bunu yapmasalar ölecekler.’ Bir önceki romanda bir öz savunma aracı olan alay, Fındık Sekiz’de bir edebiyat metninin boyutlarını aşan biçimde bir saldırı aracına dönüşür, sinikleşir. Kaçan’ın bu son anlatısına karşı olan tepkisizlik ortamının bir nedeninin de, metnin, aydını karşısına alan bu eğilimi olduğu düşünülebilir.’’ ((Yıldız Ecevit, Türk Romanında Postmodernist Açılımlar, İletişim Yayınları, İstanbul, 2002)
  • 1) Ahmet Arslan - İslam Felsefesi Üzerine
    2) A.G. Roemmers - Genç Prensin Dönüşü
    3) Amin Maalouf - Arapların Gözünden Haçlı Seferleri
    4) Anthony Burgess - Otomatik Portakal
    5) Arthur Schopenhauer - Okumak, Yazmak ve Yaşamak Üzerine
    6) Arzu Kadumi - Gazoz Kapakları Birliği
    7) Ayşe Şasa - Bir Ruh Macerası
    8) Balzac - Goriot Baba
    9) Banu/Onur Ertuğrul - Lugat365
    10) Cahit Zarifoğlu - İşaret Çocukları
    11) Cahit Zarifoğlu - Menziller
    12) Cahit Zarifoğlu - Sütçü İmam
    13) George Orwell - Hayvan Çiftliği
    14) Cevdet Said - Bireysel ve Toplumsal Değişmenin Yasaları
    15) Dino Buzzati - Tatar Çölü
    16) Dostoyevski - Başkasının Karısı
    17) Dostoyevski - Yeraltından Notlar
    18) Dostoyevski - İnsancıklar
    19) Dr. Abdurrahman Kasapoğlu - Carl Gustav Jung'un Kehf Sûresi Tefsiri
    20) Dr. Mehmet Akar - Kehf Suresi Tefsiri
    21) Dr. Mehmet Akar - Yasin Suresi Tefsiri
    22) Ebû Bekir Râzî - Ruh Sağlığı
    23) Emre Bilgiç - Emre ile Emmare
    24) Eugène İonesco - Kırallar Da Ölür
    25) Frederic Gros - Yürümenin Felsefesi
    26) Friedrich Nietzsche - Ruhların Alacakaranlığı
    27) George Orwell - 1984
    28) Georges Perec - Uyuyan Adam
    29) Gogol - Palto
    30) Gökhan Özcan - Ruh Yordamı
    31) Gökhan Özcan - Gözağrısı
    32) Güzide Ertürk - Öbür Dünya Öyküleri
    33) Halil Cibran - Meczup
    34) Hans Fallada - Ayyaş
    35) Haris el Muhasibi - Allah'ı Arayış
    36) Haris el Muhasibi - Kalb Hayatı
    37) Haris el Muhasibi - Mahşer Günü
    38) Haris el Muhasibi - Nefsini Bilen Rabbini Bilir
    39) Haris el Muhasibi - Nefsin Terbiyesi
    40) Haris el Muhasibi - Riya ve Korunma Yolları
    41) İbn Haldun - Mukaddime cilt 1
    42) İbn-i Kesir Tefsiri - Fatiha, Bakara, Ali İmran Suresi
    43) İbrahim Tenekeci - Geldik Sayılır
    44) Jacques Derrida, Mustafa Şerif - İslam ve Batı Üzerine Bir Konuşma
    45) Jack London - Martin Eden
    46) Joanna Greenberg - Sana Gül Bahçesi Vaadetmedim
    47) J.R.R. Tolkien - Akallabeth ve Güç Yüzüklerine Dair
    48) J.R.R. Tolkien - Tehlikeli Diyardan Öyküler
    49) Karatay Belediyesi 23 Nisan İmam Hatip Ortaokulu 8-A Sınıfı Öğrencileri - İnci Taneleri
    50) Knut Hamsun - Açlık
    51) Lao Tzu - Öğretiler
    52) M. Nakib El-Attâs - İslâm Sekülerizm ve Geleceğin Felsefesi
    53) Mehmet Kara - Bir Başka Açıdan Kutadgu Bilig
    54) Mustafa Akar - Berhayat
    55) Mustafa Kutlu - Tarla Kuşunun Sesi
    56) Necip Fazıl Kısakürek - İbrahim Ethem
    57) Necip Fazıl Kısakürek - Reis Bey
    58) Necip Fazıl Kısakürek - Yunus Emre
    59) Necip Fazıl Kısakürek - Abdülhamîd Han
    60) Nouman Ali Khan - Dirilt Kalbini
    61) NTV Çizgibilim Serisi - Bilinç
    62) NTV Çizgibilim Serisi - Zaman
    63) NTV ÇizgiBilim Serisi - Nietzsche
    64) NTV ÇizgiBilim Serisi - Felsefe
    65) Oğuz Atay - Tutunamayanlar
    66) Oliver Sacks - Karısını Şapka Sanan Adam
    67) Patrick Suskind - Koku
    68) Plutarkhos - Lykurgos'un Hayatı
    69) Ray Bradbury - Fahrenheit 451
    70) Rasim Özdenören - Çok Sesli Bir Ölüm
    71) Rasim Özdenören - Eşikte Duran İnsan
    72) Rasim Özdenören - Kafa Karıştıran Kelimeler
    73) Rasim Özdenören - Müslümanca Düşünme Üzerine Denemeler
    74) René Descartes - Yöntem Üzerine Konuşmalar
    75) Robert Louis Stevenson - Dr. Jekyll ile Mr. Hyde - Tuhaf Bir Vaka
    76) Serkan Üstüner - Hükmen Mağluplar
    77) Stefan Zweig - Olağanüstü Bir Gece
    78) Stefan Zweig - Korku
    79) Stefan Zweig - Amok Koşucusu
    80) Stuart Sutherland - İrrasyonel
    81) Susanna Tamaro - Kökler, Yollar ve Yitik Benler
    82) Taha Kılınç - Kırmadan İncitmeden
    83) Taha Kılınç - 365 Günde Peygamberimin Arkadaşları, (1-37 Gün)
    84) Tolstoy - Efendi ile Uşağı
    85) Ümmü Reyhane - Çocuk Eğitiminde Zayıflık Her Şeydir


    - Psikiyatri -

    1) Orhan Öztürk - Ruh Sağlığı ve Bozuklukları
    2) Tahir Özakkaş - Bütüncül Psikoterapi
    3) James Morrison - DSM-5'i Kolaylaştıran Klinisyenler İçin Tanı Rehberi
    4) A. Winston, R. N. Rosenthal, H. Pinsker - Destekleyici Psikoterapiye Giriş
    5) Alfred Adler - Bireysel Psikoloji
    6) Dennis Diclaudio - Hastalık Hastası, Beden Sağlığından Şüphe Duyanların El Kitabı
    7) Wolfgang Schivelbusch - Keyif Verici Maddelerin Tarihi
    8) Victor Frankl - Duyulmayan Anlam Çığlığı
    9) Victor Frankl - İnsanın Anlam Arayışı
    10) Carl Gustav Jung - Psikoloji ve Din
    11) Carl Gustav Jung - Keşfedilmemiş Benlik
    12) Saffet Murat Tuna - Beynin Gölgeleri
    13) Hal Edward Runkel - Bağırmayan Anne Baba Olmak
    14) Kemal Sayar / Feyza Bağlan - Koruyucu Psikoloji
    15) Gerhard Wehr - Carl Gustav Jung
    16) Maudsley - Psikiyatride Reçeteleme Rehberi (3/4)
    17) Yusuf Karaçay - Bir Psikiyatristle Sohbetler
    18) Dr. Malik Babikir Badri - Müslüman Psikologların İkilemi
    19) Hatice Kübra Tongar - Fıtrat Pedagojisi 2
    20) Prof. Dr. Robert Frager - Manevî Rehberlik ve Benötesi Psikolojisi Üzerine Paylaşımlar

    [ Dergi ]
    Psikeart - Sadizm
    Psikeart - Panik
    Psikeart - Kibir
    Psikeart - Annelik
    Psikeart - Empati
    Psikesinema - Fellini Sineması
    Psikesinema - Sinema ve Mazoşizm

    - İngilizce -

    1) George Graham - The Disordered Mind, An İntroduction to Philosophy of Mind and Mental İllness
    2) Walter A. Kaufmann - Nietzsche: Philosopher, Psychologist, Antichrist
    3) Alexander Nehamas - Nietzsche Life as Literature
    4) Victor Hugo - The Hunchback of Notre Dame
    5) Rita Wilensky - Waiting for Godot, MAXnotes Literature Guides
    6) Paulo Coelho - The Alchemist
    7) David Lieberman - You Can Read Anyone
    8) Tom Butler-Bowden - 50 Psychology Classics
    9) Alfred R. Mele - Why Science Hasn't Disproved Free Will


    - Blinkist -

    1) Michael Shermer - Why People Believe Weird Things
    2) Leonard Mlodinow - Subliminal
    3) Kevin Horsley - Unlimited Memory
    4) Daniel Levitin - This Is Your Brain On Music
    5) Robin S. Sharma - The Monk Who Sold His Ferrari
    6) Kevin Kelly - The İnevitable
    7) Donna Jackson Nakazawa - Childhood Disrupted
    8) Daniel Nettle - Personality
    9) Simon Sebag Montefiore - Jerusalem

    - Bebek/Çocuk Kitapları -

    1) Özkan Öze - Enes'in Bir Sırrı
    2) Özkan Öze - Güzel Bir Koku
    3) Özkan Öze - Zeyd'in Uyku Duası
    4) Özkan Öze - Umeyr'in Yavru Kuşu
    5) Samed Behrengi - Küçük Kara Balık
    6) Şermin Çarkacı Yaşar - Çok Hayal Kuran Çocuk
    7) Jane Foster - İlk Sözcüklerim
    8) Jane Foster - 1 2 3
    9) Pearson Bebek Dokun ve Hisset;
    - Hayvanlar
    - Oyun Zamanı
    - İlk Kelimeler
    - Vınn! Vınn!
    10) Pearson Bebek Dokun Öğren;
    - Renkler
    - Oyun Zamanı
    - Şekiller
    - Neşeli Saklambaç
    11) Erich Kästner - Don Kişot
    12) Helen Stratton Would - Ayı Kim Çaldı

    - Webnovel -

    1) The Kings Avatar (3700 sayfa)
    2) Reincarnation Of The Strongest Sword God (2500 sayfa)
    3) Chaotic Sword God (1500 sayfa)
    4) Virtual World: Close Combat Mage, (1000 sayfa)
    5) Release That Witch (2250 sayfa)
    6) The Strongest System, (1200 sayfa)
    7) Shadow Hack, (450 sayfa)
    8) Night Ranger, (2500 sayfa)
    9) Mmorpg: Martial Gamer, (1350 sayfa)
    10) Forty Millenniums of Cultivation, (1800 sayfa)
    11) Legend of the Perfect Emperor (150 sayfa)
    12) Last Wish System (400 sayfa)
    13) Number One Dungeon Supplier (200 sayfa)

    Her ne kadar son 2 ayda diyetimi az biraz bozmuş olsam da 1 yıl önce bilgisayar ve telefon oyunlarını bıraktığım günden beri 120 küsür kitap ve yarıdan fazlası kalitesiz 19000 sayfa Çin romanı okumuşum. Onun yerine bir sürü başka kitap okunurdu, çok olmuş biraz :)
  • Merhabalar‍️ şu sıralar nedense roman okuyasım yok o yüzden sürekli böyle karikatür,çizgi-romandır öyle şeyler okuyorum. Emre ile Emmare'de bunlardan birisi.
    Emre ile Emmare konu bakımından beni biraz şaşırttı çünkü yazar "nefsimiz kanlı canlı bir şey olsaydı neye benzerdi?" Sorusuna cevaben küçük bir çocuğa benzeyen Emmare'yi kurguluyor (umarım büyük sırrı bozmamışımdır.) Emmare isminin etimolojisini ise ilk sayfadan veriyor. İslâmî olaylara dayanan nefis mücadelesinin yanında her gün yaşadığınız -hatta şu an bile yaşadığımız- nefsî mücadeleleri o kadar güzel, o kadar komik bir dille çizmiş ki okurken bir o kadar gülüp bir o kadar daha "oha aynı ben" dedim. Emmare karakterine ise bayıldım kendisi çok tatlış, mimik bir şeytan. Bu kitap yazarın ilk kitabıymış ama dergilerde falanda çizerlik yapıyormuş. Ben çok sevdim, okursan bence sende seversin çünkü adam seni, sana anlatmış.
    Kitaba puanım: 5/5⭐
  • Kitap - Dergi:

    # Dostoyevski - Yeraltından Notlar
    # Dostoyevski - İnsancıklar
    # Emre Bilgiç - Emre ile Emmare
    # Taha Kılınç - 365 Günde Peygamberimin Arkadaşları (1-30 Gün)

    # Jane Foster - İlk Sözcüklerim
    # Jane Foster - 1 2 3 (Jane Foster'ın çizimleri harika)
    # Pearson Bebek Dokun ve Hisset;
    - Hayvanlar
    - Oyun Zamanı
    - İlk Kelimeler
    - Vınn! Vınn!
    # Pearson Bebek Dokun Öğren;
    - Renkler
    - Oyun Zamanı
    - Şekiller
    - Neşeli Saklambaç
    (17253 kez) :-D

    # Mmorpg: Martial Gamer, 1-100 (400 sayfa)
    # Night Ranger, 1-340 (1675 sayfa)
    # Release That Witch, 135-600 (1625 sayfa) - Orta çağ feodal Avrupa, cadılar, reankarnasyon, mühendislik, tavsiye!
    # Reincarnation Of The Strongest Sword God, 163-250 (350 sayfa)
    # The King's Avatar, 958-1018 (250 sayfa) - Efsane!

    # Psikeart - Kibir
    # Psikesinema - Fellini Sineması

    Dizi - Film:

    # La Casa de Papel - Sezon 1
    # Bad Connection (2000) - 2 defa
    # Tomb Rider (2018) - Yanlış filme bilet alma sonucu :-D
    # Kazarken: As We Dig (2016)
    # Journey to Dreams (Hayallere Yolculuk) - 6. Bölüm, Gine Bissau
    # Lake Los Angeles (2014)

    Manga:

    # One Punch Man (Güncel)
    # One Piece (Güncel)