Gelenler Kalanlar ve Geçenler
Endişeler, korkular, üzüntüler, sevinçler geçicidir. Kötü dönemler yaşanır karanlıklar bir gün aydınlığa çıkar, tıpkı mutluluğun peşi sıra üzüntülerin gelmesi gibi. Hayat böyledir iyisindir, iyi olduğuna şaşıracak kadar; kötüsündür, nefes alamayacak düşünmemek için ölmek isteyecek kadar. Bu durumlar bazen birbiri içinde bazen peşpeşe döngü halinde geçip giderler. Mutluluğu kaybetmekten korkmadan, üzüntüyü sonuna kadar ama geçeceğini geçmesede alışılacağını bilerek yaşamak gerek.
Duygu ve Düşünce
Kalpteki dağınıklığı giderip toplamak ancak onu Allah'a yönlendirmekle mümkündür. Aynı şekilde kalpteki yalnızlığı sadece Allah ile ünsiyet ve O'nunla yalnız kalmak giderir. Kalpteki üzüntüyü giderecek tek şey Allah'ı tanımakla hissedilen mutluluk ve ona karşı düzgün bir şekilde yapılan kulluktur. Yine kalpte bir takım endişeler vardır bunu susturup sakinleştirmenin tek çaresi merkeze Allah'ı almak ve O'na yönlendirmektir. Yine kalpte bir takım hasret ateşleri vardır. Bu ateşi söndürmek Allah'ın emirlerine, yasaklarına ve takdirine razı olup son nefese kadar istikrar üzere gitmekle mümkündür. Kalbin çok şiddetli istekleri vardır bunu durdurmanın tek yolu hedeflerini iptal edip onu sadece Allah rızasına yönlendirmekle mümkündür. Kalpte derin bir fakirlik vardır bunu ancak Allah'ı sevmek , O'na yönelmek, sürekli O'nu zikretmek ve samimi bir şekilde O'na kulluk yapmak suretiyle gidermek mümkündür. Eğer dünya ve içindekilerin hepsi verilse bile bu fakirliği gidermek mümkün değildir.
Duygu ve Düşünce
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Geceler boyu süregelen bu endişeler perhizi... Yemek yok ama elimde çatal gezdiriyorum hissi. Yorgun muyum, değil mi? Dermansız kalınca bacaklar dile gelir mi? ~isimsz.sair
Edebiyat
yıldızlar
Seni karanlıkta yatırıyorlar. Korkuyorsun geceden: Bakıp bakıp pencereden, Yatağına sokuluyorsun. Ben hep eski yerimdeyim, biliyorsun. Hava açık olduğu zamanlar Beni seyrediyor, seviniyorsun. Ne olurdu, ben de, Sana göründüğüm şekilde Odana gelseydim. Ateşböcekleri gibi, Küçücük avucunda Yanıp yanıp sönseydim. Seneler geçip gider, büyürsün. Bir gün olur, hepsi biter: Endişeler, o çocuk üzüntün Hepsi biter. Aydınlanır senin için geceler, Güneş gibi görünürsün.Şiir Yazma Atölyesi Biraz sabır, küçük çocuk, biraz sabır. Ama, Allah’ın koyduğu yerde,
Şiir
Kısa bir ömür için sonsuz endişeler taşımak israftır .
Alıntı
NECİP FAZIL'IN TÜRK ROMANINA BAKIŞI...
“BENİM malûm fikrim; Türk romanı yoktur. Çünkü Türk romanı denilen, evvelâ Batı örneklerine nispetle ilk okul yazı emeklemelerinden daha iptidaî eserler son yüz yıl içinde ola ola, meselesiz, çilesiz ve ukdesiz, kartondan adamların gidip geldiği, yollarında eğlencelik yemişler satılan bir panayır yerinden başka bir şey olamamıştır. Tanzimat devrinin, çocuklara giydirilen paşa elbiselerine benzer biçare romanı, “Edebiyat-ı Cedide” çığırında gûya ilerleye ilerleye, nihayet zavallılıktan ahmaklığa terakki edebilmiş; Halid Ziya UşaklıgilHalid Ziya Uşaklıgil başta olmak üzere bu çığırın romancıları, yeni moda Batı taklitçiliği enayilerinin âdi sokak zamparası ve “onbaşı kültürü”yle techizatlı tiplerinden öteye geçememiştir. Düşünün ki, bu roman, Garp edebiyat ve felsefesinin en olgun demlerini kadrolaştıran ve kördüğüm halinde giriftleştiren 19uncu Asır sonları ve 20nci Asır başlarında, Fransız romanı bir taraftan cihana hâkimiyetini sürdürür, bir taraftan da Rus romanı Fransız romanını ezmeye başlarken, Batının her türlü ukdesinden gafil, seri malı roman temsilcisi (Gonkur Biraderler)i model diye ele almış, ne (Zola)yı, ne (Mopasan)ı, ne (Prust)u, ne (Dostoyevski)yi, ne (Tolstoy)u, ne (Gorki)yi, ne (Göte)yi, ne (Oskar Vayld)ı, ne de son Batı fikir cereyanlarını görebilmiştir. Ondan sonraki “Fecr-i Âti” zemininde ve biraz ilerisinde romana ilk defa mesele getirir gibi olan bir Yakup Kadri KaraosmanoğluYakup Kadri Karaosmanoğlu varsa da, onun fert ve cemiyet üzerinde açabildiği, derinlik, “Edebiyat-ı Cedide”nin açtığı, küçük su birikintilerine mahsus oyuklara nispetle ancak diz kapağına gelen çukurları aşmaz. Ömer SeyfettinÖmer Seyfettin ve Refik Halid KarayRefik Halid Karay birer usta satıhçı; Halide Edib AdıvarHalide Edib Adıvar ise **zaten büyük mesele ve idrâke istidatsız; başta işe zarif bir kadın mizaç ve üslûbiyle girişip sonda işi feci bir ukalâlıkta bitiren ve -dönmeliği icabı- içinde yaşadığı cemiyetin