"İçteki sırlardan hiçbir iz taşımayan yüzler, düzgün ve uyumlu hatlara sahip olsalar bile, her zaman çekicilikten yoksundurlar. Dudaklarımızı kadehe çeken kristalin saydamlığı değil, içindeki şarabın renkli görüntüsüdür."
Sayfa 35 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
Hepimizin içinde yaşayan vahşi bir ses, şöyle fısıldayan bir ses vardır: “Burada yeterli bir süre kal… Burada umudunu canlandırmana, son sınırındaki kayıtsızlığını bırakmana, savunmaya dönük yarı doğrulardan vazgeçmene; sürünerek, delerek, ezerek kendine yol açmana yetecek kadar kal, burada senin için neyin doğru olduğunu görecek kadar kal; burada güçlenecek, sonunda başarılı olacağın deneyi yapacak kadar kal; burada bitiş çizgisine varana kadar kal… Bunun ne kadar sürdüğünün ya da ne şekilde olduğunun bir önemi yok…”
Yaşamında, yürüyüp yürüyüp, bir an durunca, çevrene bakıp göreceksin ki, yürüyüşüne şu ya da bu noktada katılmış, bir süre seninle birlikte yürümüş kişilerden hiçbiri yok yanında...