"Benimle evlen."
"Ne?"
"Duydun. Altı ay sürecek bir anlaşmalı evlilikten bahsediyorum. Aşk yok, beklenti yok, seks yok. Sadece çıkarlar var."
"Senin benimle evlenmen ne gibi çıkarlar kazanmanı sağlar ki?"
"Orası bana kalsın."
Dışarı çıkarsam yaşamımın ırzına geçilecek yine. Madem erkeksin çalış, evlen, evlendinse daha fazla kazan, çocuk yap... Köyün kölesiyiz. Tüm yaşamımızı çalışarak geçirmek üzere dünyadan emir alıyoruz. Testislerim bile köyün malı. Seks deneyimin yoksa spermlerin boşa gittiği düşünülüyor
Elimde Burcu’nun annesinin uzattığı çikolatalı kek tabağıyla bekliyordum. Babası “Burcu, bize bundan bahsetmemiştin. Bence kendine daha doğru arkadaşlar bulmalısın. Böyle bir arkadaş sana zarar verir” dedi birdenbire. Burcu “Özür dilerim baba” dedi; ikimizin de başı öne eğildi. Sonra annesi de babası da benimle konuşmadılar. Neden yanlış arkadaş olduğumu anlayamıyordum. Yalan söylememiştim. Annemi, babamı ben seçmemiştim. Anneme, bırak beni, kaç; babama, beni bırakıp başkasıyla evlen mi demiştim sanki? Çocuk yapın demedim onlara. Beni babaannemde bırakıp gidin demedim. Babaannemle dedemi ben öldürmedim, kendimi yatılı okula ben göndermedim. Olanların hiçbiri benim suçum değildi ama ben yanlış arkadaştım.