Perdeee!!
Perde saklayandır, gizleyendir. Perde kadının kolu kanadıdır. Namahremlerden gizlemek, kem gözlerden ırak eylemek, hayâsını açmayıp edebini muhkem eylemek için perde kadının can yoldaşıdır.
Sayfa 56·Kitabı okuyor
Alıntı
- EN ÜSTÜN EL TESİRİ
Kabz: El almak. Tutmak. Kavramak. Almak. Tahsil etmek. Teslim almak. Amelde zorluk çekmek. Kuşun süratle uçması. Mülk... Kabza: El, pençe. Sap. Kılıç gibi şeylerin tutacak yeri. Bir tutam, bir avuç şey. Kışr: Kabuk. Dış taraf. Libâs... Libâs: El-bise. Karı ve koca. İçtima. Şübhe kabul eden söz... Libse: Elbise giyme... Libs: Kâbe'ye örtülen örtü. Tırs: Kâğıt, sahife... Tirâse: Kalkanlar. Müşâhede: Muayene, kontrol... Müşâhede: Seyretmek. Seyrederek anlamak. Gözle görmek... Müşâhed: Görülen, görülmüş. Müşâhede olunan, müşâhede olunmuş... Müşâhedat: (Müşahede'nin çoğulu). Keşifle seyredilenler. Mücerret his ile ka-tiyyetle hüküm ve tasdik olunan kaziyeler... Müşâhid: Gören, tetkik eden. Müşâhât: Bir şeye benzemek... Müşâhhat: Kavga etmek, çekişmek. Nekîb: Müfettiş, kontrolcu. Kâhya. Kefil. Halkın iyisi... Nekîbe: Nefsi mübarek... Nekîb: Deve, at ve eşek ayaklarının dairesi. Nekeb: Hastanın iyileşmesi. Devenin omuzlarında olan bir hastalık... Nekb: Musibet ve kedere uğrama... Nekb: Meyletmek, eğilmek, vazgeçmek, hakdan dönmek... Nekba: Firtina,, Nokbe: Siddet, meşakkat. Bir şeyin kesilmesiyle olan cerehat... Nekbet: Talihsizlik, şanssızlık, bahtsız hk. Mûsibet, felåket. Düşkünlük. Nakib: En eski derviş veya dede. Müfettiş, Halkın hayırlısı. Bir kavim veya kabilenin reisi veya vekili. Vekil... Nakibe: Akil. Nefs. İnsan ruhu. Nâkıbe: Kişinin yan tarafından çıkan çıban... Nakbâ: Tabanı aşınmış deve... Nakb: Delmek, delik açmak. Girmek. Dağ içindeki yol. Nakh: Teftiş etmek, kontrol etmek... Nakh: Başı dimağından yarmak... Nakf: Bakış, nazar. Başı dimağından yarmak... Sema': Baş yarmak. Sakalı boyamak. Yağlı yemek yedirmek. Nikabe: Kâhyalık, ululuk... Nikab: Yüz örtüsü, peçe. Perde... Nikabet: Rüzgârın ters yönlerden esmesi. Sedg: Baş yarığı. Baş yarma... Sedk:
Sayfa 327 - Ağustos 1994, Vâridât: En Üstün El
Lügat
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Âşıka ta'n eylemek olmaz mübtelâdır neylesin Âdeme mihr-i mahabbet bir belâdır neylesin
Sayfa 73 - • | Nef'î | •
Şiir
Öfke gerekir terk eylemek ve yürümek için. Dışarıdan gelen bir şey değildir bu. Enginliğin çağrısına kapılarak, bir gerçeklik vaadine ya da kışkırtan bir hâzineye doğru yürümek değildir mevzubahis olan. Daha ziyade içeriden gelen bir öfkedir. Burada olmanın acısı, bir yerde durmanın, yaşarken gömülmenin, kalmanın imkânsızlığı hissedilir karın boşluğunda.
Sayfa 36·Kitabı okudu
Yüreğini karartma patron
İki yol da yokuş ve yamandı; her ikisi de seni doruğa ulaştırabilirdi. Ölüm yokmuş gibi eylemek ile her an ölümü düşünerek eylemek bir olabilirdi.
Sayfa 62
Ey asırlardan beri Kur'anın bayraktarlığı vazifesiyle cihanda en mukaddes ve muhterem bir mevki-i muallâyı ihraz etmiş olan ecdadın evlâd ve torunları! Uyanınız! Âlem-i İslâm'ın fecr-i sadıkında gaflette bulunmak, kat'iyyen akıl kârı değil! Yine Âlem-i İslâm'ın intibahında rehber olmak, arkadaş, kardeş olmak için Kur'anın ve imanın nuruyla münevver olarak, İslâmiyet'in terbiyesiyle tekemmül edip hakikî medeniyet-i insaniye ve terakki olan medeniyet-i İslâmiyeye sarılmak ve onu, hal ve harekâtında kendine rehber eylemek lâzımdır.