Konuşacağınız ne çok şey vardı, sustunuz. Dinlenmediğiniz için değildi birdenbire dudaklarınızı kilitlemeniz. Yanınızdakilerin gözlerinde görmek istiyordunuz kelimelerinizin ateşini.
"İstenince vermek iyidir, fakat istemeden, ihtiyacı anlayıp da vermek daha iyidir..
... Veririm ama sadece hak edenlere dersiniz sık sık. Ne meyve bahçelerinizdeki ağaçlar böyle der ne de çayırlarınızdaki sürüler. Onlar yaşayabilmek için verir; çünkü vermekten kaçınmak yok olmaktır."
Arkadaşlık iki insanın birbirine günlük rapor vermesi, hayatlarının tüm detaylarını paylaşması demek değildi. İki insanın birbirine iyi gelmesi yeterliydi bana kalırsa.