"Gökhan özcan'ın canana mektup şiirini pelin batu ve Ali lidar'ın sesinden french fon ile dinlemem o'nun ilgisini üzerime çekmek için yeterli değil ancak belki bir baltaya semptom olmazsın da dağların cananını incitmezsin spinoza Heidi"
Oda arkadaşıma fön çekerken saçları elimde kaldı😦😰
Reklam
Dikkat dikkat sevgili okurlar... Şiir okurken dinlenebilecek fon tavsiyelerinize talibim :))
1000Kitap
Sermayenin Görünmez Zırhı: Çelişkili Sınıf Konumları, Baskı Aygıtları ve Hıncın Ekonomi-Politiği Tampon Bölgenin Sosyo-Psikolojik İşlevi Modern kapitalist üretim ilişkileri, kendi bekasını sadece saf ekonomik tahakkümle değil, bu tahakkümü görünmez kılan sofistike toplumsal katmanlar ve psikolojik savunma mekanizmalarıyla sürdürür. Bu mimarinin en kusursuz işleyen parçası, sosyolojide "çelişkili sınıf konumları" olarak kavramsallaştırılan orta sınıf, yani bugünün yaygın tabiriyle beyaz yakalılardır. Sermaye sınıfı ile işçi sınıfı arasında yapısal bir tampon bölge işlevi gören bu tabaka, sistemin ürettiği sınıfsal sürtünmeyi emmek ve radikal bir uyanışı engellemek üzere tasarlanmış sosyolojik bir kalkandır. 1. Yanlış Bilinç ve Hıncın Yataylaşması Beyaz yakalı çalışan, özü itibarıyla üretim araçlarının mülkiyetine sahip olmayan, geçinebilmek için emeğini satmak zorunda olan bir ücretlidir; yani nesnel ve yapısal olarak işçi sınıfına aittir. Ancak aldığı akademik eğitim, edindiği kültürel sermaye ve dahil olduğu tüketim kalıpları üzerinden kendini illüzyonel bir şekilde sermaye sınıfının dünyasına ait hissetme eğilimindedir. Sermayenin hegemonik lütfuna talip olan bu kitlede itaat öyle bir tavizsizlikle içselleştirilir ki, efendisinin en ufak sarsıntısını veya krizini dahi bir hikmet gibi soluyan, tabiri caizse "efendisi osurduğunda derin nefes alıp oh çeken" yapısal bir dalkavukluk habitusu neşet eder. Bu trajik konumlanmanın en büyük varoluşsal kâbusu, aradaki o ince statü çizgisini kaybedip mavi yakalıların veya güvencesiz yoksulların safına düşmektir. Bu derin "aşağı düşme korkusu", yoksullara karşı rasyonel bir empatiden ziyade patolojik bir öfke ve hınç doğurur. Beyaz yakalı, kendi ayrıcalıklı pozisyonunu ahlaki ve entelektüel olarak meşrulaştırmak için
Sosyoloji
Sanat piyasasının şeffaf olmadığı, manipülasyonlara açık olduğu ve küresel finans elitleri tarafından bir "güvenli liman" veya varlık sınıfı olarak kullanılması küresel ekonomi-politik açısından oldukça doğrudur. Bugün soyut ve çağdaş sanat piyasasını domine eden ve fiyatları milyonlarca dolara fırlatan alıcılar tek bir gruptan oluşmuyor. Piyasanın en büyük belirleyicileri; New Yorklu hedge fon yöneticileri, Londra merkezli bankerler, Rus oligarkları, Çinli milyarderler ve Katar/Suudi Arabistan gibi Körfez ülkelerinin kraliyet aileleridir. Wall Street'teki bir finansör ile İsviçre'deki bir serbest liman yöneticisi, vergi kaçırmak veya parayı sisteme sokmak için o an hangi sanatçı popülerse (steril, taşınabilir ve regülasyonsuz olduğu için) onun eseri üzerinden işlem yapar. Sanatın içinin boşaltıldığı, estetik kaygıların yerini tamamen spekülasyonun aldığı ve bu sistemin bir nevi yasal finansal manipülasyon aracı olarak kullanılıyor.Bu durum kapitalizmin, sanatı denetimsiz ve taşınabilir bir "hisse senedi" haline getirme gücünden kaynaklanmaktadır.
Sanat
Richard Gadd bu nasıl bir oyunculuk
Ben senin en harika anlarının fon müziğiyim ... 📽Half Man 4.bölüm
Dizi
Reklam
Reklam