bir ağıt-roman, anı-roman ya da bahçe-roman. Her baba da bahçıvan olmasa da bahçe değil midir? Bazılarının bahçesine izinsiz girilmez, bazılarının bahçesine koşarak girilir. Bazıları güzel meyve verir bazıları ise sadece gölge. Bazılarının toprağı sert bazıları yumuşak. Ama bizim bahçemiz.
Bu romanda bahçesini sonsuza dek kaydedip başka bilinmeyen bahçeye yolcu bir baba ile bahçesinde babasını bulamayacak bir yazarın ağıdını okudum.
Yazarın yas yaşamanın naifliği ile birlikte duygularının gerçekliğinin yansıması olan tasvirleri çok temiz, yalın anlatılmış daha doğrusu şeffaf ve duygu dolu. Popüler kültürün önerdiği kitaplara bazen önyargılı olabiliyorum bu yüzden uzun süre okumadım kitabı ama kitabın ilk sayfasını okuyunca içine beni çekti, iyiki de çekti. Beğendim. Okunur. 9/10
Bahçıvan ve ÖlümGeorgi Gospodinov · Metis Yayınları · 202514,7bin okunma
Mutluluk kısa sürer, tıpkı o bahar açıp solan nergisler ve fulyalar gibi. Hüzün, her şeyi boğan ve babamın onlardan kurtuluş yok dediği inatçı otlar gibi uzun süre kalır.
"Hitler savaş alanında yenilmiş olabilir, ama sonunda kazandığı bir şey de oldu," der M. Halter, "çünkü yirminci yüzyılın insanı toplama kampını yarattı, işkenceyi yeniden canlandırdı ve başkalarının felaketlerine gözlerini yummanın mümkün olabileceğini öbür insanlara öğretti."
Gerilim dolu psikolojik bir kitap. Bu yazarın kurgularını ve dilini çok eleştirilsede ben seviyorum. Bu kurgudan güzel film olur. Başrole de Natalie Portman cok yakışır.