Çok kısa bir kitap olmasına ve olacakları az buçuk tahmin etmenize rağmen bu kadar vurgulayıcı bir anlatımı olmasıyla beni etkiledi. Kendimle baş başa kalmak ve zihnimi boşaltmak için kahve eşliğinde haftanın da yorgunluğunu atayım dedim fakat konusu sebebiyle kederle doldum :) Garibin yüzü gülür mü diyip kitabı özetlemiş olayım :)
Bir an için kendini kaybedecek gibi oldu. Bedeni kasıldı, kasları şişti, parmakları bükülüp yumruk biçimini aldı. Sonra kasılma dindi, geriye donuk bir halsizlik kaldı.
Bazı şeylerin nerede durduğunu, masanın üstünde açık duran kitabı, sol tarafa kendisinin arkasında bir yere konmuş çiçeklerin neredeyse yoğun kokusunu anımsıyordu. Bu gerçekler bir bakıma doğumu o iki saatte gerçekleşen ve belki de temel belirtisi onun kendi iç dünyasına dönüp tekrar tekrar, “Böyle birisinin var olduğunu düşünemezdim - böyle birisinin var olduğunu düşünemezdim," demesine yol açan o tatlı ve olağanüstü huzursuzluğun uzantılarıydı.