Masum bir meraktı bu. Eğer gidilip de dönülüyorsa, kalınmıyorsa, asıl yurt burası demekti. Öyleyse bütün bu meşakkat, bir kez yurt kılınmışa sadakat içindi.
Zira bir gemi yolculuğunda en ufak bir şey olaya dönüşür; ufukta beliren bir yelken, sıçrayan bir yunus, yeni fark edilen bir flört, ayaküstü yapılan bir şaka.
Kucağımda bir yığın
Meyvesi ayrılığın
Ben yine geleceğim
Benim küçük meleğim
O ela gözlerinde
Parlayacak bir inci
Ve bütün sözlerinde
Kavuşmanın sevinci
Gönle hasret sinecek
Islanacak mendilim
Fakat bir gün dinecek
Kalbimizin özlemi
Ve bu küçücük gemi
Açılacak engine
Geleceğim ben yine
Sen üzülme sevgilim
Çekip bütün günleri
Bir uzun sicim gibi
İnan tertemiz meleğim
Böyle gittiğim gibi
Ben yine geleceğim
Yalnız güzel çocuğum
Dua et ki çok uzun
Sürmesin yolculuğum
Saati bilmiyorum ama biliyorum bir saat olduğunu,
Tanrı onu geciktirse de ya da ruh ona gizem dese de
İçimdeki güneşte yükseliyorsun ve sis dağılıyor.
Gemi aynı ve sen hâlâ taşıyorsun flamasını
İmparatorluğun...