Sömürü ilişkilerini ortadan kaldıracak gerçek bir başkaldırı nasıl mümkündü? Teorik olarak birçok şey söylenebilirdi. Ama pratik olarak bu başkaldırının nedenlerini oluşturmak zordu. Çok çalışmak gerektiği kuşkusuzdu. İnsanlarla birlikte onların bedenlerine ve zihinlerine hükmeden koşulları ortadan kaldıracak nedenler oluşturmadan gerçek bir devrim beklemek hayalcilik olurdu. Var gücüyle sadece bu amaç için çabalayan ve bunu yaparken devrimi gerçekten arzulayan insanlar gerekliydi. Aslında bu amaç sömürünün ve yozlaşmanın günbegün arttığı bugünlerde her şeyden önemliydi. Tüm dünyada yaşanan eşitsizliğin, sömürünün ve yozlaşmanın ortadan kalkması için mücadele etme amacı kadar kapsamlı başka hangi amaç olabilirdi ki? Eğer çelişki dünya ölçeğinde yaşanıyorsa çelişkiyi ortadan kaldırmak için verilecek mücadele de bu kapsamda olmalıydı elbette. Bundan daha büyük erdem ne olabilirdi? Dünyadaki bütün insanların, dahası bütün canlıların özgürlüğü için mücadele etmek bu dünyada yaşanacak en büyük arzunun ve mutluluğun kaynağı olabilirdi ancak. Neredeyse bütün felsefe mutluluğun olanaklarını araştırmıştı. Mutluluk bu evrensel amaçtan bağımsız düşünülebilir miydi?
Zaman da gerçek değilse, dünya ile sonsuzluk, acı ile mutluluk, kötü ile iyi arasında var gibi görünen çizgi de bir yanılgıdan başka şey değildir.
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Gerçek ve sağlam bir mutluluk nasıl olur?
Demokrasi insanları mutluluğa götürecek felsefi bilgeliği sağlar mı? Sokrates'e göre, egemen siyaset anlayışının sorunu, toplumsal-ekonomik zenginlik uğruna kişiyi gerçek mutluluğa (eudaimonia) ulaştıracak özü, diğer bir deyişle, kendiyle ilgilenmeyi, kendini bilmeyi ve erdemi dışlamasıdır. Mutluluk Perikles demokrasisinin kalkınma atılımında değil, kentlilerin daha erdemli kılınmasındadır.
Sayfa 371·Kitabı okudu
Şu birkaç gün fırsat bulursam elimden geldiğince yazmaya çalışacağım. Ama bugün yazmam olanaksız. Aklım ve yüreğimde yalnızca Gustina var; o soylu ve sıcacık insan, sonuna kadar yaşanmış ama bir türlü huzura ermemiş bir hayatta kıymetli, sadık bir dost. Her akşam en sevdiği şarkıyı söylüyorum onun için. Par-tizan çarpışmalarının görkemli öykülerini fısıldayan steplerin maviye çalan çayırlarından dem vuran şarkıyı. Hani şu, kocasının yanı başında özgürlük uğruna dövüşen yiğit Kazak kızının savaşırken can verişini anlatan şarkıyı. Ah, benim korkusuz yoldaşım, o ufacık bedende ve o resim gibi yüzde bu ne güç! O iri çocuksu gözlerde ne sevecen-lik! Bitmek bilmeyen mücadele ve ikide bir ayrı kalışımız, ilk okşayış ve ilk sevişmenin erikliklerini kimbilir kaç kez yeniden yaşamış ebedî âşıklar kılmıştı bizi. İkimizin kalbinde hep tek bir kalp attı; mutluluk anlarında da, kaygılı, heyecan-Iı ve hüzünlü saatlerde de hep aynı soluğu soluduk. Yillarca birlikte çalıştık; iki gerçek dost gibi yardımcı olduk birbirimize. Yıllarca benim ilk okurum ve ilk eleştirmenim oldu; gözlerini üstümde duyumsamadığım zaman yazmak ne kadar zordu. Hayatımızı varsıllaştıran mücadelelerde yıllarca omuz omuzaydık. Aşık olduğumuz bu ülkenin dört. bir yanını el ele dolaştık. Pek çok umarsızlık yaşadık, ama çok büyük sevinçlerimiz de oldu; çünkü biz yoksulların var-sıllığıyla, yüreğimizdeki varsıllıkla zengin kıldık kendimizi.
"Acıyı küçümsemenizin, hiçbir şeye yaramamanızın sebebi ise çok basit: İçte ve dışta her şeyin beyhude oluşu, hayatı, acıyı ve ölümü küçümseme, hayatı derinlemesine anlama gayreti, gerçek mutluluk...bütün bunlar Rus tembellerine özgü bir felsefedir."
Sayfa 40 - Kültür Yayınları·Kitabı okudu
Alıntı