“ Gerçeğe ulaşmak, artık ölümden korkmamak demektir. Her ikisiyle de yüz yüze gelmek büyük bir cesaret gerektirdiğinden, ölümle gerçek birbirlerine benzer. Gerçekler de insanı öldürdüğü için, ölüm gibidir.”
Elbette herkesin kabul ettiği gerçekler, ortak doğrular vardır. Ama herkesin bir de kendi görüşü, düşüncesi, tecrübesi vardır. İşte bu görüşler, o kişinin ölümüyle yok olup giderler.
Gerçekten ne olduğu konusundaki genel
belirsizlik hali de deli saçması görüşlere inanmayı kolaylaştırıyor. Hiçbir şey teyit edilmediği ya da yalanlanmadığı için en şaşmaz gerçekler bile hiç utanmadan inkâr edilebiliyor.
Hayatım bir kez sıfır noktasından geçmişti, her şey altüst olup hiçleştiğinde bir daha o noktanın yeniden yoluma çıkacağını asla tahmin etmezdim. Fakat şimdi ayaklarımın altındaki bu nokta, kumları sakince geriye çekip ardından hiddetle karaya vurarak suyu bulandıran dalgaların hüküm sürdüğü sıfır noktasıydı. Ve ben o dalgaların büyüsüne kapılıp denize karışan ve sonra bu kandırmaca içinde yeniden karaya vurulan başıboş bir kum tanesinden başka bir şey olmadığımı anlamıştım. Bunu değiştirmek için buradaydım, sıfırdan yüksek bir rakama ihtiyacım yoktu, eksilerim yerin dibini görse de karşımdakilerin gerçekler olduğuna emin olacaktım.