Tükenmişlere, yeniden başlamak isteyenlere...
9/10
·288 syf.··
2024 92. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 19 Eylül 2024 07:21
Yeniden başlamak mümkün mü sizce? En tükendiğiniz anda! Kurmak için yıllarınızı verdiğiniz hayat size ağır gelmeye başladığında. Tüm emekleri, yaşanmışlıkları yerle bir edip sil baştan başlamak! Ne büyük cesaret değil mi? Topluma kalırsa delilik! Çöpe giden yıllar... Bir John Steinbeck kitabında okumuştum, "Ancak yeni doğan bir bebek baştan başlayabilir. Sen, ben... biz artık geçmiş zamanız." Öyle miydi sahiden? Tırnaklarımızla kazıyarak geldiğimiz her yere tutunamıyoruz bazen. Kazırken tırnaklarımızın gücü tükendiğinden olsa gerek. Toplumun biçtiği roller dışarıdan bakıldığında ne kadar üzerimize oturursa otursun yüreğimizde bir düğme yanlış ilikliyse geri kalan tüm düğmeler anlamını yitiriyor. Sonrası baştan sona sıkıcı bir rutin, ruh ve beden yorgunluğu... "Benim hayalim kitabevi açmaktı." (s. 101) Nasıl istiyorum bir bilseniz! Büyük bir sahaf, bir tarafı kafe. Kitap alan herkese çay hediyesiyle! Aldığı kitap üzerine konuşmak... Etrafta kitap kokusu. İmza günleri, kitap üzerine söyleşiler, etkinlikler... Kitaba adanmış bir hayatın neler yapabileceğini görme merakı... Neden olmasın değil mi? Youngju yaptıysa biz neden yapamayalım! Youngju demişken, romanımızın başkahramanı. Hayatı çocukluktan itibaren zorluklar içinde geçiyor, çalışmanın onun için nasıl bir mecburiyet olduğunu bildiğinden zor şartlar altında okuyarak kendine konforlu bir hayat kuruyor. Ve işte asıl mesele orada başlıyor. Tükenmişlik! Sahip olduğu hayat ona ağır gelmeye başlıyor! Sonra mı? Ne diyordu Erdal Tosun, "Gitmek cesaret ister!" O da o cesareti gösteriyor. "Ayağa kalkarsan ne olacağını merak etmiyor musun?" (s. 154) Bu kitabı ilk elime aldığımda bir paylaşım yapmıştım: #250264239 Yalnızca benim değil Hyunam Dong kitabevine gelen herkesin hayatı biraz değişti.
Edebiyat
Hyunam-Dong KitabeviHwang Bo-reum · Athica Yayınları · 202415,2bin okunma
10/10
·174 syf.··
Beğendi
·
2024 186. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 29 Ağustos 2024 19:59
"UMUDUN BİLİNMEZE YOLCULUĞU" "Bazen büyük hayaller için büyük adımlar atmak gerek." Hayatın gerçeklerine, tüm imkansızlıklara rağmen asla pes etmeyen, azimle ve kararlılıkla kendi yolunu çizen, hayallerinin peşinden koşan iki yakın arkadaşın ilham verici, umut dolu hikâyesine eşlik ediyoruz. Küçük şehrin büyük hayalleri; iki gencin girişimcilik hikâyesi. Mustafa ve Ayhan, Iğdır'ın bir köyünde okuyan, dağın eteklerinde saatlerce oturarak hayaller kurup, ve hayallerine umutla sarılan iki dost. Projeleri vardı her daim düşündükleri. En büyük istekleri İstanbul'a gidip hayallerinin peşinden koşmaktır. Ayhan ekonomi, finans üzerine yükselmek isterken; Mustafa ise yazılım ve teknoloji alanında çalışmalar yapmak, ilerlemek istemektedir. Ailelerinden izin isterler ama aileleri ilk başlarda razı olmazlar. Büyük şehirlerde hayatın zorluklarıyla baş edemezler düşüncesiyle endişelenirler. Aldıkları acı bir haberle bu hayali bi süre ertelerler. Öncelikle Blucher adındaki projelerini hayata geçirmek için uğraşacaklardır. Nedir bu Blucher? Kablosuz ağ sistemi ve temas olmadan tüm elektrik cihazlarının şarj edilmesini sağlayacak, elektronik eşyaları şarj edebilme özelliği. Bu projeyi yaşadıkları şehirde kısıtlı imkanlarla gerçekleştiremeyeceklerinin farkındadırlar. Ayhan, babasını kaybetmiş ve ailesinin tüm sorumluluğunu almış, geleceğinden vazgeçerek hayatına devam etmek istese de, babasından kalan mektup daha bir azimle sarılmasını sağlar projesine. Babasını rüyasında görür ve babası hayallerinden vazgeçmemesini söyler. Ayhan ile Mustafa aileleriyle tekrar konuşup, onların da desteğini alarak yola çıkarlar. Gecelerini gündüze katıp, uykusuz kalarak sabahlayan gençler, hayalleri uğruna bu toprakların ötesine, büyük şehir İstanbul'a daha sonra da Amerika'nın sonsuz sokaklarına
Edebiyat
Umudun Bilinmeze Yolculuğu - Küçük Şehrin Büyük HayalleriAyetullah Kılıçoğlu · Kırmızı Ada Yayınları · 20237 okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
PROFESÖR- kitap yorumu
7/10
·329 syf.··
2024 45. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 15 Eylül 2024 17:48
Charlotte Brontë en sevdiğim eser olan Jane Eyre 'in yazarıdır. Bu yazara olan aşkımı sanırım bu yüzden kelimelere dökmeme gerek yoktur. külliyatını toplamak istediğim kadın yazarlardan biri olarak bu eserini de merak ediyordum (özellikle erkek bir ana karakter içermesi nedeniyle). Beklentilerimi tam olarak karşılamadı diyebilirim ancak kötü değildi. Konusundan kısaca bahsedersem; Hikaye, William'ın arkadaşı Charles'a gönderdiği bir mektupla başlar; mektupta amcasının kendisine din adamı olma teklifini reddetmesi ve zengin kardeşi Edward ile ilk karşılaşması anlatılır. Bir tüccar olarak iş arayan William'a Edward tarafından katiplik pozisyonu teklif edilir. Ancak Edward, William'ın eğitimini ve zekasını kıskanır ve ona çok kötü davranır. Sempatik Bay Hunsden'in eylemleri sayesinde William görevinden alınır ancak Belçika'daki bir erkek yatılı okulunda yeni bir işe başlar. Okul, William'a nazik ve kibar davranan dost canlısı Monsieur Pelet tarafından yönetilir. Kısa süre sonra William'ın bir "profesör" olarak meziyetleri, komşu kız okulunun müdürünün kulağına gider. Matmazel Reuter, ona okulunda bir pozisyon teklif eder ve o da kabul eder. İlerleyen zamanlarda Reuter ondan, dil becerilerini geliştirmeyi uman genç öğretmenlerinden biri olan Frances'e ders vermesini ister. William bu öğrencide umut vadeden bir zeka görür ve yavaş yavaş ona aşık olmaya başlar. Eser boyunca bu ikilinin zorlu sınavlara tabi tutulan aşkını , etraflarındaki sinsi insanların onlara karşı olan oyunlarını okuyoruz. Yazarın dilini çok sevmeme, Jane eyre eserini bir oturuşta bitirmem, akıcı ve sıkmayan bir kalemi olduğuna inanmama rağmen bu eserde o kadar sıkıldım ki anlatamam. Sanki benim biricik yazarımın kaleminden çıkmamış gibiydi eser. O kadar fazla betimleme, o kadar fazla boğucu özlü söz, o kadar
İnceleme
ProfesörCharlotte Brontë · İş Bankası Kültür Yayınları · 2020980 okunma
10/10
·202 syf.··
Beğendi
·
2024 236. kitabı
Merhabalar Bugün sizlere @yazaringolgesi kaleminden #kale eseriyle geldim. Felsefi yönü ağır basan, hayatı sorgulatan, değer yargılarımıza çeki düzen verme yolunda imgelerle ışık tutan bir eser. Kale tabiri aslında her insanın içinde bulunduğu görünmez sınırları teşkil ediyor. Okurken sınırlarımızda bizi en çok meşgul eden nefs kavramı ile konuşmalar insanı tefekküre sevk ediyor. Eserde geçen kahramanımız Temel ile kale ve çevresinde yolculuğa çıkarken hayatına dahil olanlar ona kendini bulma tanıma sorgulama yolunda adeta yol tabelaları oluyor. Hayatın amacı nedir? Biz ne yaptık karanlıktan kurtulmak için? "Bilmek korkuyu yenmek için bir yöntemdir. Bildiğinde korku yerini sadece tercihlere bırakır. Bilgi aynı zamanda güçtür. Güç ise tercihlerinin farkına varabilmektir." Bu eser bizi cesaretle düşünmeye ve bilmeye davet ediyor ~ "Kale sadece tecrübelerin değerlerin ve kişiliğin değil. Kale bir gereklilik. Sanıyor musun ki o kadar kolay kaleyi arkada bırakıp gitmek? Herkes senin gibi yapardı o zaman, fethetmek için çölün peşinde koşardı. Eğer çölü ele geçirmen gerekiyorsa kaleni büyütmen gerek. Çöl kadar büyük bir kale yapmak ne kadar zor diye düşünme. Emin ol susuz çölü geçmekten daha kolay. Öğrendiğin her yeniliği kalenin içine atacaksın. Kale taşmaya başladığında ise duvarları yıkıp yeni duvarlar yaparak kaleyi genişleteceksin. İlerleme aşamalar sindirildiğinde kalıcı olur. Yoksa yapabileceklerinin ihtimalini öğrenmenin mümkün olduğu bilginin büyüklüğünü düşünerek sonsuzluğun içinde kaybolursun. Senin sonsuzluğun ise bu çöl." Eser sonunda sevgili Temel aradığını bulabilecek mi ? Hayat amacım bu işte dediği: "Kalenin etrafına ferman asan, iyi fikirlerin sahiplerini tutsak eden, siyah gölgelerin efendisi bu yeni zorba düzene karşı çıktığı savaşı" kazanabilecek
KaleCan Temel · İkinci Adam Yayınları · 202421 okunma
10/10
·256 syf.··
2024 220. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 05 Eylül 2024 16:08
Ben Meryem, Alişan Kapaklıkaya tarafından kaleme alınan ve Meryem adında genç bir kızın hayatını konu alan bir roman. Hikâye, Meryem’in yaşadığı köyde, çevresindekilerin beklentileri ve toplumun geleneksel baskıları karşısında kendi hayallerini gerçekleştirme mücadelesini anlatır. Meryem, başkalarının kendisi için belirlediği hayallerin ve rollerin altında ezilmek yerine, kendi yolunu çizmek ve kendi isteklerinin peşinden gitmek ister.Kitap, okuma azmi, kişisel özgürlük ve toplumsal normlara karşı direnç temalarını işler. Meryem’in hikâyesi, özellikle kırsal kesimde kadınların karşılaştığı zorluklara ve toplumun birey üzerindeki etkilerine odaklanır. Kapaklıkaya, eğitimci geçmişi ve gerçek hayattan esinlenen öyküleriyle okuyuculara samimi ve ilham verici bir anlatı sunar Bu hikâye, Meryem’in kendi özgürlüğü ve eğitimi için verdiği mücadeleyi ve hayallerini gerçekleştirme çabasını anlatıyor. Kapaklıkaya, uzun yıllar eğitimcilik yapmış bir yazar olarak, kitaplarında gerçek yaşam öykülerinden esinleniyor. Ben Meryem’de, okurlara duygusal ve ilham verici bir anlatı sunarak kişisel gelişim ve özgüven temalarını işliyor. Kitap, okurlar tarafından beğenilmiş ve motivasyon dolu mesajlarıyla dikkat çektiği için ben de okumaya karar verdim. Alican Kapaklıkaya, Türkiye'de kişisel gelişim ve motivasyon alanında da tanınmış bir yazar. Kendi hayat tecrübelerinden yola çıkarak, insanların içsel yolculuklarına rehberlik etmeyi amaçlayan eserler kaleme almıştır. Kapaklıkaya’nın yazıları genellikle okuyuculara, hayatın zorluklarıyla başa çıkma, kendini tanıma ve kişisel potansiyeli keşfetme konularında ilham verir. Alican Kapaklıkaya, aynı zamanda seminerler ve konuşmalar düzenleyerek geniş kitlelere hitap etmiş, etkili iletişim ve duygusal zekâ konularında da önemli katkılarda
Ben MeryemAlişan Kapaklıkaya · Yediveren Yayınları · 2023484 okunma
Puan vermedi·480 syf.··
2024 73. kitabı
#ateşböceğininşarkısı #kristinhannah İlk kitap olan #ateşböceğininyolu nu okuyunca birçok kişiden mesaj almıştım devam kitabı da var onu da okuyun diye. Eee bana da kitap oku denilince söz dinlerim malum en kısa zamanda ikinci kitabını da okudum. Şimdi filmi de var diyorlar eee o da mecbur izlenecek artık İlk kitapta Tully ve Kate’in imrenilenecek arkadaşlıklarını okumuştum. Hoş sonu üzücü bitti gözyaşım pıt oldu ama ben de bıraktığı tat çok güzeldi genel olarak. Allah herkese böyle arkadaş nasip etsin dedim Tully’nin bazı özelliklerini görmezden gelerek İkinci kitapta Kate’in o üzücü gidişinden sonra çevresindeki insanların hayatlarına vakıf oluyoruz. Özellikle kızı Marah ve arkadaşı Tully üzerinden okuyoruz bunu genel olarak. Malum Marah ergen. Bunu da dibine kadar yaşıyor ve etrafına da yaşatıyor. Herkes bundan nasibini alıyor. Tully de zor günlerden geçiyor. Ama Kate yokluğunda bile onlara ışık oluyor bir şekilde Ahhh Kate. İyi insanlar neden hep erken gitmek zorunda ki? Her okuyan bence kendinden bir şeyler bulacaktır kitapta. İçselleştireceğiniz yerler mutlaka olacaktır. Zaten yazarı bilen bilir kalemini tartışmaya gerek yok. Tavsiyemdir
Ateşböceğinin ŞarkısıKristin Hannah · Pegasus Yayınları · 20163,274 okunma