Emre Timur kaleminden okuduğum beşinci eser, Us. Artık yazarın o rahatsız edici, sıra dışı ve genellikle de karamsar perspektifinden bakmaya alışkınım. Bu yüzden yazdıkları boğmadı ama harekete sürükledi. Hareket yaşatır, huzur öldürür neticede. Hem huzurun kaçsın hem de artık başka pencereden bak olaylara, diyen bu eseri gelin detaylı inceleyelim.
Mukaddime kısmı ile başlıyor esere Emre Timur. Bu başlangıç kısımlarını seviyorum çünkü ısınma hareketleri gibi, okuyucuyu o derin metine hazırlıyor. Bu kısımda; ‘’İşte ben de ‘us’uma düşenleri toplamaya karar verdim.’’ diyen yazar, genel olarak birkaç şey anlatıyor. İlerleyen sayfalarda detaylıca anlatacağı bazı şeyleri, önceden yavaş yavaş okuyucusuna sunuyor. Tikel ve tümel diyor. ‘’ Varız işte! Var mı daha tuhafı? Varız. İyi de niye?’’ diye başlıyor sormaya. Zaten kendisi de yazıyor; evrenin en mühim soruları burada, diye. Evet, çok iyi sorulara denk geldim ve bolca düşündüm. Huzurum da kaçtı. Zaten hangi kitabı huzurumu kaçırmadı ki?
Us kısmı ile devam ediyor eser. Burada özellikle; akıl, sezgi, görgü ve zeka gibi terimlerin üzerinde duruyor. Aklın üç bileşeni var; zeka, sezgi ve görgü, diyor. Ancak bu üçü toplanıp aklı oluşturmaz diye de hatırlatıyor. Bu üç bileşenin farklı yoğunluğu, pek çok şeyi değiştirir.
Sonra devam ediyor, duygunun öneminden bahsediyor. Duygu, kişinin yakıtıdır ve duygusuzluk hiçbir şey yapmama hissi yaratan depresyondur, diye açıklıyor.
Ve sonra geliyor kendisinin 12 maddelik, gerçeklik testine. Bir şeye gerçek demeden önce, bu maddelerle sorgulama yaptığından bahsediyor.Burada en çok ilgimi çeken iki madde oldu. Bunlardan biri, dördüncü maddede yer alıyor. Ve burada ‘’False Dilemma’’dan bahsediyor. Hatalı ikilem, hatalı sonuca bile götürmez. Çünkü sonuca gitmek için yol vermez. Mantıklı