Kitabın konusu basit: ikiz kadınlar Urbino’da terör estiriyor, görgü tanıkları kendi hikayelerini anlatıyor, sahte bir gezi rehberi de tüm bu olaylara açıklık getiriyor.
Kitabın ne olduğu ise pek o kadar basit değil, çünkü aynı anda çok şey Gitmeyecekler için Urbino: her şeyden önce tamamıyla deneysel, biraz fantastik, biraz büyülü gerçekçi, biraz eskatolojik, biraz folklorik, biraz biyografik, biraz efsane, kimi zaman hayalet hikayesi kimi zaman fabl-vari, bazen de absürd komedi.
Deneyselliği sadece bu tür cümbüşünden değil, aynı zamanda biçimsel de: kitap 3 kısımdan oluşuyor; ilk kısımda yol adlarındaki kısaltmaların sonunda nokta, kesme imi, yabancı şarkı isimlerini vermek için kullanılan tırnak dışında hiçbir noktalama işareti yok; orta kısımda her bir görgü tanığının ifadesi tek cümle, bolca virgül ekleniyor, nokta ise yalnızca bir kez kullanılıyor; son kısımda tüm noktalama işaretleri normale dönüyor. Bu adım adım ilerlemeyi takip etmek son derece keyifli.
Bir diğer biçimsel deneme, ilk kısımda yer alıyor. İkizlerden biri düz, biri italik yazıyla veriliyor, bu sayede birbirleriyle diyalog kuruyorlar.
İlk kısımdaki noktalama işaretsizliği, çok hızlı bir tempo yaratarak şiddet anlarının hızını yansıtıyor ve okurun bu delilik anlarına katılmasını sağlıyor.
İkinci kısımdaki çok sayıda virgülle bağlı tek cümle yapısı, kesintisiz bir bilinç akışı hissi veriyor.
Üçüncü kısımdaki gezi rehberi formatı ilk bakışta alakasız gelebilir. Ancak gerçek ve kurgunun birbirine karıştığı bu rehber, kitabın belki de en ilginç kısmı. Öncelikle bir gezi rehberi gibi sadece doğru bilgiler içermiyor: bilgilerin bir kısmı hatalı, bir kısmı tamamen uydurma. Gezi rehberi formatında olmayan bir şekilde, yalnızca önemli tarihi figürleri değil, aynı zamanda güncel kişilerin bahsini de